Son Yazılar

Türküde Aşk, Gerçekte Zarar: Karpuzun Acı Hikâyesi

Diyarbakır karpuz çekirdeğinin hikâyesini duydunuz mu?

Bu yalnızca bir sebzenin değil, aynı zamanda yarım kalmış bir aşkın da hikâyesidir… Evet, yanlış duymadınız. Halk arasında meyve olarak bilinse de karpuz, botanik olarak aslında bir sebzedir. Ama meyve deyin, sebze deyin… Biz onu çok seviyoruz.

Gelin, bu sevilen sebzenin ardındaki hikâyeye birlikte kulak verelim…

Diyarbakırlı halk ozanı Celal Güzelses, gençlik yıllarında kentin zengin ailelerinden birinin kızına gönlünü kaptırır. Kız da onu sever. Fakat bu sevda, nice halk hikâyesinde olduğu gibi muradına eremez. Ailesi genç kızı başka biriyle evlendirir. Güzelses’ in içindeki bu derin sızı, sazına ve sözüne dökülür; “Diyarbakır Karpuz Çekirdeği” adlı türkü böylece doğar. Bu acı dolu ezgi zamanla dilden dile yayılır. İbrahim Tatlıses, Belkıs Akkale, Cengiz Özkan gibi usta sanatçılar tarafından seslendirilir.

Bir başka karpuz türküsü de Şanlıurfa’dan yükselir: “Karpuz Getir Yiyeyim”. Yıldız Tilbe’nin sesinden dinlediğimiz bu türkü, küçük yaşta evlendirilen bir gencin, yaşanmamış gençliğinin feryadıdır.

Ama bugün karpuzun türküsü değişti.

Artık bir aşkın değil, bir geçim derdinin ezgisi bu.

Bugün çiftçi, karpuz için ağıt yakıyor.

Çünkü karpuz para etmiyor.

Geçtiğimiz günlerde bir zincir markette karpuzun kilosunu 4 lira 95 kuruşa gördüm. Şimdi bir düşünün: Bu fiyatta, üreticinin kazancı, nakliye masrafı, hâl komisyoncusu ve marketin kârı var. Üreticiye kalan nedir?

İşin en çarpıcı tarafı şu:
Dünyada üretilen her dört kirazdan biri Türkiye’den çıkıyor ve kirazın fiyatı 700 liraya kadar çıkıyor.

Ama ondan dört kat daha fazla ürettiğimiz karpuzun fiyatı, kirazın ancak 140’ta biri.

Evet, meyve ile sebze kıyaslaması doğrudan adil olmayabilir. Ama aradaki bu uçurum da normal değil. Üstelik karpuz, kalın kabuğuyla tüketim miktarı zaten azalan bir ürün. Kabuk çıktıktan sonra elde ne kalıyor?

“Türkiye dünya karpuz üretiminde üst sıralarda, ucuz olması doğal” denebilir. Ama bu kadar ucuz olması, üreticinin zarar etmesi anlamına geliyor.

Her sezon başında pazara İran karpuzu giriyor. Ve biz, sezon başında yerli karpuz yerine ithal ürün tüketmek zorunda kalıyoruz.

Hem karpuzda hem kirazda üretim gücü yüksek bir ülkeyiz. Ama biri tavan, biri taban fiyatlarda.

Bu ciddi bir yapısal soruna işaret ediyor.

Soru şu:
Nasıl oluyor da aynı üretim sisteminde, iki ürün arasında bu kadar büyük farklar oluşuyor?
Bakın, 1961 yılında dünyada üretilen her 10 karpuzdan 1’i Türkiye’de üretiliyordu. Bu güçlü konum 1994’e kadar sürdü.

Ancak sonra işler değişti. Dünya karpuz üretimi hızla artarken Türkiye yerinde saydı. Hatta geri gitti.

  • 1994–2023 arasında dünya karpuz üretimi %173 arttı,
  • Aynı dönemde Türkiye’de karpuz üretimi %14 azaldı.
  • 2002 yılında 4,6 milyon ton olan karpuz üretimimiz, 2024 itibarıyla %30 azalarak 3,2 milyon tona düştü.

Bu sayıların ne anlama geldiğini basit bir örnekle anlatalım:

2002 yılında nüfusumuz 66,4 milyondu. Kişi başına düşen karpuz miktarı 69 kilo idi.
2024 yılında 85,6 milyonluk nüfusa karşılık kişi başına düşen karpuz miktarı 37 kiloya geriledi.

Yani son 22 yılda kişi başına karpuz tüketimi %46 azaldı.

Kısacası, boğazımızdan geçen iki karpuzdan biri gitmiş…

TÜİK karpuz üretim tablosu

Bugün Türkiye’de 73 ilde karpuz üretiliyor. Ancak üretimin %18’i Adana’dan geliyor.

Adana’yı sırasıyla Antalya, Bursa, Muş ve Mersin izliyor. Bu beş il, Türkiye’deki karpuzun yarısını üretiyor.

Yazının başında bir aşk hikâyesine konu olan Diyarbakır ise artık üretimde 9. sırada yer alıyor. Oysa 2006’da en çok karpuz üreten 3. il idi. Diyarbakır’daki üretim her geçen yıl azalıyor.

Bu ayın başında Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), “Üretici-Market Fiyat Değişimi” raporunu açıklamıştı. Rapora göre, karpuzda üretici ile market arasındaki fiyat farkı %600’e ulaşmıştı.

Üreticide 2 liraya satılan karpuz, markette 14 liradan alıcı buluyordu.

Bugün markette 5 liraya aldığımız karpuz, üreticiden hâlâ 2 liraya çıkıyor. Aradaki fark azalmış gibi görünse de üretici yine kazanmıyor.

Görünen o ki:
Çok üretince de az üretince de fiyat yükselmeyince de ne üretici mutlu ne de tüketici. Sistem her iki tarafı da mağdur ediyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı, karpuz fiyatları daha da düşmeden meyve suyu fabrikalarına alım yönünde çağrı yapmalı.

Bu sayede hem üretici rahatlatılır hem de ürün ziyan olmadan değerlendirilmiş olur.

Fiyatlar biraz artsın, varsın artsın.

Yeter ki üretici ayakta kalsın.

Son Yazılar

Önerilen Yazılar