Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB) Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, bakliyatın hem besleyici özellikleri hem de çevresel katkılarıyla küresel iklim değişikliğine karşı doğal bir kalkan olduğunu vurguladı.
DÜŞÜK SU TÜKETİMİ VE YÜKSEK BESİN DEĞERİYLE STRATEJİK ÖNEM TAŞIYOR
10 Şubat Dünya Bakliyat Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Veysel Memiş, bakliyat ürünlerinin bitkisel protein ihtiyacının yüzde 22’sini, karbonhidrat ihtiyacının yüzde 7’sini karşıladığını, aynı zamanda hayvan beslenmesinde de önemli bir protein kaynağı olduğunu belirtti.
Nohut, mercimek, fasulye, bezelye ve baklanın ulusların gıda güvenliği için kritik besinler arasında yer aldığını vurgulayan Memiş, daha az su ve gübreye ihtiyaç duyan bakliyatların, havadaki azotu ve potasyumu toprağa kazandırarak çevresel sürdürülebilirliğe büyük katkı sağladığını ifade etti.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2016 yılında aldığı kararla 10 Şubat’ı Dünya Bakliyat Günü olarak ilan ettiğini hatırlatan Memiş, bu özel günün, bakliyat çeşitlerinin sürdürülebilir tarıma, beslenme güvenliğine ve iklim değişikliğiyle mücadeleye katkılarının daha fazla gündeme gelmesini sağladığını söyledi.
BAKLİYAT ÜRETİMİNDE KÜRESEL ARTIŞ BEKLENİYOR
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ile FAO’nun 2024-2033 Tarımsal Görünüm Raporu’na göre, dünya genelinde bakliyat üretiminin önümüzdeki 10 yılda yüzde 25 artışla 95 milyon tondan 119 milyon tona ulaşması bekleniyor. Küresel bakliyat ticaretinin ise yüzde 16 büyüyerek 22 milyon tona çıkacağı tahmin ediliyor.
TÜRKİYE’DE NADASA BIRAKILAN TARIM ARAZİLERİ BAKLİYAT EKİMİYLE DEĞERLENDİRİLMELİ
Türkiye’deki bakliyat üretiminin dünya ortalamasının 10 puan gerisinde kaldığını belirten Memiş, 2024 yılı itibarıyla ülkede yıllık bakliyat üretiminin 1 milyon 345 bin ton seviyesinde olduğunu ifade etti.
Anadolu’nun bakliyatın anavatanı olduğunu hatırlatan Memiş, Türk bakliyat ürünlerinin eşsiz lezzetiyle dünya çapında tercih edildiğini söyledi. 2023 yılında 750 bin 700 ton bakliyat ihracatı gerçekleştirilerek 637 milyon dolar gelir elde edildiğini aktardı.
Memiş, Türkiye’de tarım arazilerinin nadasa bırakılmaması gerektiğini ve bakliyat ekimiyle değerlendirilmesinin elzem olduğunu vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:
“Ülkemizde 4 milyon ton işleme kapasitesine sahip ihracatçı firmalarımız hammadde sıkıntısı çekiyor. Mevcut tarım arazilerimizi nadasa bırakmak yerine bakliyat ekimiyle değerlendirirsek, yıllık üretim miktarını iki katına çıkarabiliriz. Aynı tarlada üç yılda bir bakliyat ekiminin teşvik edilmesi, hatta zorunlu hale getirilmesi büyük fayda sağlayacaktır. Üretimin artırılması hem iç pazardaki fiyat istikrarını sağlar hem de ihracatımızı artırarak Türkiye’ye döviz kazandırır.”
OBEZİTE VE KRONİK HASTALIKLARLA MÜCADELEDE BAKLİYATIN ROLÜ
Bakliyat ürünlerinin besin değeri açısından et ürünlerine eşdeğer protein sağladığını belirten Memiş, bir insanın günlük enerji ihtiyacının yüzde 15-20’sini karşıladığını ifade etti. Uzmanların, obezite, diyabet ve kronik hastalıklarla mücadelede haftada en az üç kez bakliyat tüketimini önerdiğini söyledi.
Tarım politikalarının bakliyat üretimini artıracak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğine dikkat çeken Memiş, Türkiye’nin sahip olduğu verimli toprakların daha iyi değerlendirilmesi halinde hem iç pazarın hem de ihracatın güçleneceğini dile getirdi.

