Yaz ayları gelip sıcaklar bastırınca, dondurma sofraların ve sokakların vazgeçilmezi haline gelir. Büyük küçük demeden herkesin keyifle tükettiği dondurmanın üretim ve tüketim verileri TÜİK’in 2024 yılına ait Yıllık Sanayi Ürün İstatistikleri ile yeniden gündeme geldi.
ÜRETİM ARTTI AMA

2024 yılında dondurma üretimi, bir önceki yıla göre yüzde 45 artarak 204 milyon litreye ulaştı. İlk bakışta bu artış oldukça etkileyici görünüyor. Nitekim bu oran, 2010 yılından sonra kaydedilen en yüksek üretim artışı. Ancak 2023 yılında üretimin sadece 141 milyon litreyle 2005’ten sonraki en düşük seviyede gerçekleştiğini hatırlarsak, bu artışın çok da şaşırtıcı olmadığını söyleyebiliriz. Kısacası, bazen veriler “iyi” görünse de ardındaki gerçek tablo o kadar parlak olmayabiliyor.
NEREDEN NEREYE: 2010’DA ZİRVE, 2021’DE REKOR
Grafikten de görüleceği üzere 2010 yılında 324 milyon litreyle üretimde ciddi bir sıçrama yaşandı. 2016’da 325 milyon litreyi, 2021’de ise 335 milyon litreyle tüm zamanların rekorunu gördü dondurma üretimi. Ancak 2022 itibarıyla işler tersine döndü. 2022 ve 2023, hem üretim hem de tüketim açısından oldukça zayıf yıllar oldu. Bu düşüşün iki temel nedeni var: İlki iç piyasada yeterli süt üretilememesi. İkincisi ise halkın alım gücünün ciddi oranda gerilemesi. Yani dondurma üreticisi hammaddede zorlanırken, tüketici de cebindeki para yüzünden serinlemekte zorlanıyor.
FİYATLAR ATEŞ GİBİ

Üretim düşerken fiyatlar da hızla arttı. TÜİK verilerine göre, Haziran 2024 itibarıyla dondurma fiyatları yıllık yüzde 29 artarken, aylık bazda yüzde 0,5 geriledi. Bugün bir top dondurmanın fiyatı 30 liradan başlayıp 100 liraya kadar çıkabiliyor. Paketli ürünler de cep yakıyor. Dondurma, artık herkesin ulaşabileceği bir ürün olmaktan hızla uzaklaşıyor. Gidişat, dondurmanın sadece belirli bir kesimin “cam bardakta” tüketeceği bir lüks gıda haline dönüşeceğini gösteriyor.
BİR PARÇA UMUT: TÜKETİM KIPIRDANIYOR
Olumsuzluklar arasında küçük de olsa bir olumlu gelişme var. 2022 yılında kişi başına dondurma tüketimi 359 mililitreye, 2023’te 362 mililitreye kadar düşmüştü. Ancak 2024’te üretimdeki artışla birlikte kişi başına tüketim de 603 mililitreye yükseldi. Evet, hâlâ çok düşük. Hele ki 2010’da kişi başına tüketimin 1.248 mililitre olduğu düşünülürse… Ama yine de en azından bir kıpırdanma var diyebiliriz.

Unutmamak gerekiyor: Bu ortalama, herkesin dondurma tükettiği anlamına gelmiyor. Milyonlarca insan yaz boyu bir top dondurma bile yiyemeden mevsimi kapatıyor.
AVRUPA’NIN ÇOK GERİSİNDEYİZ
Sonuç olarak, kişi başına dondurma tüketiminde Avrupa ortalaması olan 5 litrenin çok gerisindeyiz. Gelişmiş ülkelerle aramızdaki bu fark sadece ekonomik değil, sosyal bir sorun olarak da karşımızda duruyor. Bu farkı kapatmak için ilk iş süt üreticisinin sorunlarını çözmekten geçiyor. Süt yoksa dondurma da yok.
Buradan dondurma üreticilerine açık çağrım var: Türkiye’de birkaç büyük üreticisiniz. Bu ekonomik krizde artık kâr marjını değil, sürümden kazanmayı düşünmenin vakti geldi. Hadi bir kampanya yapın. Önce çocuklar, sonra da biz büyükler için bu yaz serinletici ve ulaşılabilir olsun. Herkesin dondurmaya erişebileceği bir yaz mümkün.
Sizi takip edeceğim, bakalım kimler bu çağrıya kulak verecek?

