WEBAGRON - TARIMSAL İÇERİK PLATFORMU

Daha Fazla Gör

    Son Yazılar

    ET FİYATLARI 1.000 LİRAYI GÖREBİLİR

    Ulusal Kırmızı Et Konseyi geçtiğimiz hafta, Eylül ve Ekim aylarına ilişkin dana karkas besi üretim maliyetlerini açıkladı. Raporda, söz konusu aylarda besiye alınan 300 kiloluk hayvanların 240 gün sonraki canlı ağırlık durumuna göre oluşan maliyetler hesaplanıyor.

    Çalışmada Güney Amerika’dan ithal edilen hayvanlarla, yerli hayvan olarak Kars bölgesindeki etçi ırklar ile Ege ve Marmara bölgelerindeki Holstein ırkı hayvanlara ilişkin maliyet karşılaştırması yapılıyor. Bu karşılaştırma 1-50, 50-100, 100-250, 250-500, 500-1000 ve 1000 üzeri hayvanı bulunan besi işletmeleri baz alınarak gerçekleştiriliyor. Hesaplamaya günlük yem tüketiminden faiz giderlerine kadar birçok unsur dâhil edilmiş durumda.

    1-50 baş hayvan bulunan bir işletmede, sekiz ay sonunda ithal hayvanın canlı ağırlığının 612 kiloya, Kars yöresindeki yerli hayvanın 600 kiloya, Ege ve Marmara’daki Holstein ırkının ise 576 kiloya ulaştığı kabul ediliyor. Buna göre karkas randımanı üzerinden ithal hayvandan 343 kilo, Kars yöresinden 342 kilo ve Holstein’dan 305 kilo karkas et elde edildiği varsayılıyor. Bir kilo et üretim maliyeti ise sırasıyla 391, 575 ve 536 lira olarak hesaplanıyor.

    Ancak enflasyonist bir dönemde olduğumuz için yapılan maliyetlere sekiz aylık süreçte yüzde 20 enflasyon farkı eklendiğinde, ithal hayvandan elde edilen karkas etin kilogram maliyeti 469 liraya, yerli Kars hayvanında 690 liraya, Holstein’da ise 643 liraya yükseliyor.

    Peki üretici fiyatı böyleyken tüketicinin raflarda karşılaşacağı etiket ne olur? Sekiz ay sonrasında perakende kırmızı et fiyatlarının en iyimser tahminle 750 ila 1.100 lira arasında olacağı öngörülebilir. Her ne kadar ülke ithal hayvanla doldurulmuş görünse de son dört yılın ortalaması yıllık 5,4 milyon büyükbaş hayvanın kesildiğini gösteriyor. Bu yıl da benzer bir sayı olacağını kabul edersek, şu ana kadar yaklaşık 586 bin büyükbaş hayvan ithal edilmiş durumda. Yıl sonu itibarıyla bu sayının 600 bine ulaşması beklenebilir. İthalatın artarak süreceğine de birazdan değineceğim.

    Konuya dönersek; kesilen hayvanların yaklaşık onda biri ithal hayvandan oluşuyor. Bu anlatımın tek nedeni de “Et 750 lira olur mu?” diye düşünenlere yanıt vermek. Bana sorarsanız etin fiyatı 1.000 liranın üzerine çıkması artık sürpriz olmayacak.

    Daha da artar mı? Gelin oraya bakalım…

    Türkiye’nin “en kıymetli (!) genel müdürü” olarak kamuoyunda tartışılan Mücahid Taylan üzerinden yürütülen iddiaların ardından, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı geçtiğimiz günlerdeki bütçe görüşmelerinde “Bu iddialar gündeme geldiğinde ellerini ovuşturanlar, maalesef karkas ete 25 lira daha zam yaptılar. Eski usule geri dönüp piyasa regülasyonunu istemeyenlerle ilgili takdiri kamuoyuna bırakıyorum” açıklamasını yaptı. Tam da bu tartışmaların yaşandığı dönemde karkas ette bir hafta içinde 50 lirayı aşan fiyat artışı görüldü. Bu artış tüketiciye yaklaşık 80 liralık ek maliyet olarak yansıyor. Toplam karşılığı ise 3,7 milyar lira civarında. Bu nedenle “Türkiye’nin en kıymetli (!) Genel Müdürü” diyorum.

    “Et fiyatı 1.000 lirayı geçer mi?” sorusuna gelince… TÜİK verilerine göre dana eti fiyatları Ekim ayında yüzde 36,1; Kasım ayında ise yüzde 37,3 oranında yükseldi. Kasım ayındaki gıda enflasyonu ise yüzde 27. Görüldüğü gibi et fiyatları gıda fiyatlarının üzerinde seyrediyor.

    Tartışmalar fiyatları yukarı çektikçe Tarım ve Orman Bakanlığı çözümü yine ithalatta arıyor. Et ve Süt Kurumu, yıl sonuna kadar ve gelecek yıl Ramazan ayı da dâhil olmak üzere ithalatın süreceğini duyurdu. Dahası, Mart ayına kadar ithalatın hız kesmeden devam edeceği belirtiliyor.

    2010’dan beri ithalatla çözülemeyen problemin aynı yöntemle çözüleceğini düşünmek doğrusu akılcı değil. Aynı şeyleri yaparak farklı sonuç beklemek ne kadar gerçekçi? Bir başka not, Bakan Yumaklı’nın bu konudaki kararlılığıyla mevcut hız devam eder ve ithalat böyle sürerse, gelecek yıl ortasında, en çok büyükbaş hayvan ithal eden Tarım Bakanı unvanını Bekir Pakdemirli’den devralmış olacak. Üstelik et ithalatı açısından da liderliği alma ihtimali hiç düşük değil.

    Tüm bu ithalat çabalarının et fiyatlarını düşürmediği gibi ülkemizde kırmızı et tüketimini de artırmadığı ortada. Türkiye, kişi başına kırmızı et tüketiminde 40 Avrupa ülkesi arasında 38. sırada yer alıyor. Yani sondan üçüncüyüz.

    Avrupa’da sığır varlığı bakımından birinci, tarımsal hasıla bakımından Avrupa’da birinci, dünyada yedinci olmak; bize bol ve ucuz et sağlayamadı. Hayvancılık politikalarının çöktüğü gün gibi ortada ve biz hâlâ saz çalmaya devam ediyoruz.

    Her şeye rağmen yanılmayı çok isterim. Ama işimiz çok zor. Hem de ne kadar zor.

    Benden söylemesi.

    Son Yazılar

    Önerilen Yazılar

    ×
    ×