WEBAGRON - TARIMSAL İÇERİK PLATFORMU

Daha Fazla Gör

    Son Yazılar

    GIDA FİYATLARINDA RUSYA MODELİ

    Tüm dünyada temel gıda ürünlerine erişim gün geçtikçe daha pahalı hale gelirken, devletlerin fiyat istikrarını sağlamak için müdahale yöntemleri giderek daha fazla tartışılıyor.

    Serbest piyasanın “görünmez eli” artık mutfaklara pek dokunmuyor. Devletin eli ise bazen ya hiç uzanmıyor ya da oldukça geç kalıyor. Bu noktada Rusya’nın son günlerde tartışmaya açtığı iki modellik fiyat düzenleme paketi, yalnızca kendi halkı için değil, benzer sorunlar yaşayan ülkeler için de dikkatle izlenmesi gereken bir girişim.

    Rusya Tarım Bakanlığı ve Sanayi Bakanlığı, temel gıda ürünlerinin fiyatlarını istikrara kavuşturmak için iki farklı düzenleme modeli öneriyor. Her iki modelin de çıkış noktası, üretici ile perakendeci arasında daha adil ve öngörülebilir bir ilişki kurmak. Yani sadece tüketici korunmuyor; aynı zamanda üreticinin ayakta kalması, yatırım yapması da gözetiliyor.

    İlk modelde, satışların en az %80’inin doğrudan ve uzun vadeli sözleşmelerle yapılması planlanıyor. Bu sözleşmelerde fiyatlar ya sabitleniyor ya da özel bir formülle belirleniyor. Üstelik bu sözleşmeler tek taraflı feshedilemiyor. Yani üretici ve market zinciri birbirine mahkûm değil, bağlı hale geliyor. İkinci model ise belirli ürünlerde tavan ve taban fiyat aralığı belirlenmesini ve satışların büyük çoğunluğunun bu bantta gerçekleşmesini öngörüyor. Fiyat aralığı ise sadece devletin değil, sektör temsilcilerinin ve bölge temsilcilerinin katıldığı bir komisyonca belirleniyor. Akılcı bir mekanizma kurulursa, hem üreticinin kârlılığı korunuyor hem de tüketici fahiş fiyatlara karşı korunuyor.

    Peki, Türkiye bu modellerden ne öğrenebilir?

    Türkiye’de son yıllarda artan gıda enflasyonu, özellikle sabit gelirli kesimler için büyük bir yoksullaşma sebebi oldu. Zira zam, artık yalnızca akaryakıt ya da elektrikle sınırlı değil; domatese, peynire, ekmeğe de her gün zam geliyor. Tarımsal üretimde plansızlık, sözleşmesiz sistem, aracılar zinciri ve denetimsiz perakende yapısı, fiyatların kontrolsüzce artmasına neden oluyor.

    Rusya’nın önerdiği uzun vadeli sözleşmeli satış modeli, Türkiye’de yıllardır tartışılıp bir türlü hayata geçirilemeyen “sözleşmeli tarım” meselesine yepyeni bir soluk getirebilir. Elbette üretici lehine düzenlenmiş, fiyatı güvence altına alan, tek taraflı iptal edilemeyen sözleşmelerle… Bu model sadece çiftçiye alım garantisi sağlamaz, aynı zamanda tüketiciye de öngörülebilir fiyat sunar.

    Tavan-taban fiyat modeli ise, “devlet piyasaya karışmasın” diyenlerin korkulu rüyası olabilir. Ancak burada devlet piyasaya el koymuyor; aksine, piyasanın bozulmaması için denge kuruyor. Üstelik bu dengeyi sektörün temsilcileriyle birlikte kuruyor. Bugün Türkiye’de domatesin kilosu bir gün 20 lira, ertesi gün 100 liraysa; burada görünmez el değil, açık bir piyasa istismarı vardır. Bu tip istismarların önüne geçmenin yolu, geniş tabanlı fiyat kurulları ve şeffaf fiyat aralıklarıyla mümkündür.

    Özetle, Rusya’nın attığı bu adımlar sadece otoriter bir müdahale olarak değil; toplumsal refahı önceleyen, üretimden tüketime kadar zinciri yeniden düzenleyen bir “tarımsal fiyat politikası” girişimi olarak okunmalı. Türkiye de benzer bir yola girmeli. Üreticiyi koruyan, tüketiciyi ezmeyen, planlı ve kurallı bir gıda sistemi kurmak zorundayız. Aksi halde ne çiftçi toprağında kalır, ne de sofralarımızda domatesin, ekmeğin yüzü güler.

    Bu kez gözümüz Rusya’da. Ama ders çıkarabilirsek, kazanan biz oluruz.

    Son Yazılar

    Önerilen Yazılar

    ×
    ×