spot_img
Daha Fazla Gör

    Son Yazılar

    GIDA MİLLİYETÇİLİĞİ DÜNYAYA YAYILIYOR

    İnsanlığı aciz ve çaresiz bırakan Covid-19 pandemisi ile hayatımıza giren kısıtlamalar ve kararlar; küresel güçlerin bile yönetmediği, milyonların yaşamını yitirdiği pandemi, başladığı gün itibariyle korkunç senaryolara sahne oldu.

    “Gıda da kıtlık” olacak mı sorusu da aslında bu korkunç senaryolardan sadece biriydi.

    GIDA MİLLİYETÇİLİĞİNDE ÜLKELERİN ROLÜ

    Ülkelerin birbirlerine kapılarını kapattığı günlerde, en büyük sorunlarından biri de tarım sektöründe yaşandı. Bunların en başında mevsimlik işçilerin yer değiştirmeleri oldu. Bu süreçte, tarım, tarıma dayalı sanayi ve hayvancılık alanında, Batı Avrupa’da ve ABD’de üretim, işleme, paketleme taşıma ve boşaltma alanlarında Covid-19 etkisiyle çok ciddi darboğazlar oluştu. Çünkü AB ve ABD’de tarım ve hayvancılıkta özellikle taze sebze meyve üretiminde iş gücünü ülkeler arası göçmen ve mevsimlik iş gücünden sağlıyor.

    İspanya’da hem çiftçiler hem koyunlar Güney Amerika’dan gelecek işçileri aylarca bekledi. Almanya, kuşkonmaz ve çilek tarlalarına sokabilmek için zor da olsa Doğu Avrupa’dan 30 bin tarım işçisini getirdi. Covid-19 ile mevsimlik işçilerin uluslararası hareketinde sorunlar yaşanması, üretilen ürünlerin kapanma ve karantina süreleri sebebiyle dış satımında sıkıntıların oluşması tedarik zincirlerinde kırılmalara sebep oldu.

    Tedarik zincirindeki kırılmalar bazı ürünlere sınırlı sayıda ulaşıma imkan verirken, bazı ürünler market raflarında yerini bile alamadı. Kimi ülkelerde raflar boşaldı ve gıda fiyatlarında ciddi yükselişler görüldü. Avrupa’da; tarımsal üretim, ithalat ve ihracatta yeni arayışlar içine girilirken Honduras, Kolombiya, Güney Afrika, Hindistan gibi ülkelerde salgına karşı alınan önlemler kapsamında yeterli gıdaya erişim noktasında sorunlar yaşanması protestolar ve yağmaları da beraberinde getirdi.

    Bu süreçte ikinci bir boyut olarak da tarımda ve gıdada “stratejik” kavramının üzerine duruldu. Gıdada temel ham maddelerin veya doğrudan ürünlerin ithal veya ihraç edilememesi, üretiminde sorunların yaşanması ve market rafına ulaşamaması endişeleri ile ülkeler “stratejik” olarak nitelendirdikleri temel gıda ürünlerinde yeni kararlar alma eğilimine girdi.;

    İşte “gıda milliyetçiliği” tam da bu noktada başladı.

    Gıda milliyetçiliğini kısaca tanımlayacak olursak; “Ülkelerin gıdayı üretme ve temin etmede kendi kendine yeterli olması ve ihtiyacını karşılayacak gıda stokunu elinde tutması.”

    Gıda krizi ve kıtlık söylemlerine karşı küresel güçlerin Covid-19 pandemi sürecinde başlattığı “gıda milliyetçiliği” her geçen gün daha da derinleşerek ülkelerin tarım, gıda ve politika kararlarında belirleyici unsur oluyor.

    Yükselen gıda fiyatlarıyla, küresel kriz endişelerinin hâkimiyetini devam ettirdiği süreçte beliren “Rusya-Ukrayna Savaşı” gıda milliyetçiliğinin küresel güçlerden üçüncü dünya ülkelerine kadar yaygınlaşmasında etkili oldu.

    Savaş, zaten zirvede seyreden brent petrol, doğalgaz ve tarım emtiaları üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Bu durum, dünya ekonomisine doğrudan artı enflasyon olarak yansırken doğalgazda söz sahibi Rusya, savaş sebebiyle uygulanan ekonomik yaptırımları bertaraf edebilmek için yeni kararlar ile sahnede. Ve bu kararların büyük çoğunluğu, tarımda ve gıdada küresel ülkeleri bağlayıcı kararlar.

    Rusya, Ukrayna, tarımda Rusya’nın yerini almaya çalışan yeni aktör Arjantin, Çin, Kazakistan, ABD, AB, Türkiye, Ortadoğu, Kuzey Afrika… Tamamı değişen ve dönüşen küresel ekonomiye “tarım ve gıda” tedbirleriyle tepki veriyor. Bu gelişmelerle bazı ülkeler, iç piyasalarını korumak için stratejik olarak gördükleri gıda ürünlerinin ihracatını durdurma ya da kısıtlama yoluna gidiyor.

    Gıda milliyetçiliğini gün yüzüne çıkaran süreçleri detaylıca anlatmaya çalıştığım giriş yazımın ardından sizlere, 10 maddede dünyada hangi ülkelerde, hangi kararlar alınıyor bunları anlatacağım.

    RUSYA

    Rusya, Ukrayna’ya açtığı savaş sonrası gıda ürünlerinin tedarikinde de küresel bir savaş açtı. Yeterince buğday stoku olan Rusya, bazı tarım ürünlerinde ihracatı geçici olarak yasakladı ve bazı limanlarını kapattı. Avrasya Ekonomi Birliği ülkelerine 30 Haziran’a kadar tahıl (buğday, çavdar, arpa ve mısır), üçüncü ülkelere ise beyaz şeker ve şeker kamışı ihracatını 31 Ağustos’a kadar geçici olarak yasaklama kararı aldı.

    Ayçiçek yağı ihracatına da 15 Nisan itibariyle kota getirdi. Rusya’nın tarımsal üretim arzında sıkıntılar yaşamamak için tarım makineleri ithalatına devem edeceği bilinirken, Türkiye hem ithalat hem de ihracat noktasında Rusya’nın yasaklı ülkeleri listesinde yer almıyor. Rus ihracatçıları, Türkiye gibi stratejik bir pazarı da kaybetmek istemedikleri için Türkiye, şimdilik bu kısıtlamaların dışında tutuluyor. Savaşın başlamasıyla Rusya Gıda Güvenliği Kurumu, Rusya’nın sebze ithalatında artışa gideceğini duyurmuştu. Bu kapsamda, Türkiye’den ithalat kısıtlamalarını kaldırarak, ilave domates, biber, kabak ve patlıcan ithal edecek. Rusya’nın sebze açığını karşılamak için yöneldiği ülkeler listesinde Türkiye’nin yanı sıra; Azerbaycan, Ermenistan, Belarus, Kazakistan, Mısır, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan.

    UKRAYNA

    Savaşın gölgesinde hayatın devam ettiği Ukrayna, ülke içinde gıda güvenliğini sağlamak için kara buğday, mısır, ayçiçeği yağı, şeker tuz, et, gübre ihracatına yasak getirdi. Ukrayna Başbakanı Denys Shmyhal, Ukrayna hükümetinin, gıda rezervi oluşturmayı hedeflediğini belirterek, bunun için ülkenin yıllık tüketimine eşit tahılı geri alacağını açıkladı. Hububat ve bitkisel yağ ihracatçıları arasında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alan Ukrayna, iki yıl boyunca gıda ihtiyacını karşılayacak yeterli stoklara sahip ancak Ukrayna Tarım Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Rusya’nın işgali nedeniyle 1.5 milyar dolar zarar edeceği belirtiliyor. Öte yandan savaş sebebiyle ekim yapılan arazilerde hasat yapılamaması, yeni sezonda yeterince ekim yapılamaması riski, tohum gübre ve akaryakıt gibi girdilerin temini noktasında yaşanan sorunlar, tarım sektörüne ayrılan akaryakıtın askeriyeye kaydırılmış olması Ukrayna’nın tarım ve gıda politikasını yönlendirmede büyük etkiye sahip.

    ÇİN

    Dış alımı, satımı ve stoklarıyla küresel tarım emtialar ve fiyatlarında ciddi dalgalanmalara sebep olan büyük güç “ÇİN”. Çin’in geçen yıl dünyadaki tahılların yarısını stokladığı biliniyordu. Gıda stoklarının tarihi seviyelerde olduğu da Çin tarafından geçtiğimiz Kasım ayında doğrulanmıştı. Çin, Ulusal Gıda ve Stratejik Rezerv İdaresi, buğday stoklarının ülkeye bir buçuk yıl yetecek seviyede olduğunu açıklasa da savaş sonrası özellikle buğday ile ilgili endişeleri artan Çin stok politikasına devam ediyor. Brezilya’dan gerçekleştirdiği soya fasulyesi ithalatında artışa giden Çin’in pamukta da en az 2 yıllık ihtiyacı kadarını tedarik edeceğini açıklaması küresel pamuk fiyatlarını zirveye taşıdı. Çin’in talebi, pamukta yeni arz endişeleri yaratabilir.

    ARJANTİN

    Rusya- Ukrayna savaşı sonrası özellikle yağlık bitkiler ve tahıl tedarikinde alternatif pazar olarak ön plana çıkan Arjantin, küresel piyasalarda Rusya yerine aktör olmaya çalışıyor. Arjantin, Rusya yerini almaya çalışsa da buğdayda arz güvenliği sağlamak ve makarnada fiyat artışını önlemek için yeni tedbirler alıyor. Arjantin bu tedbirlere ek olarak, soya yağı ve küspesi ihracatını da durdurdu.

    KAZAKİSTAN

    Kazakistan tarımda korumacı yaklaşımlara aslında Rusya –Ukrayna Savaşı öncesinde başlayan ülkeler arasında yer alıyor.

    Pandemi sürecinde tarımsal üretimde, üreticiyi destekleyen bir takım yeni uygulamaları hayata geçiren Kazakistan’da tarım topraklarının yabancılara satılmasını yasaklayan kararname imzalanmıştı. Kazakistan’ın tarım topraklarının yabancılara satışını ve kiralanmasını ortadan kaldıran kararname 13 Mayıs 2021 tarihinde yürürlüğe girmişti.

    AVRUPA (FRANSA – MACARİSTAN – SIRBİSTAN)

    Küresel tahıl ithalatında Rusya ve Ukrayna önemli iki aktör. Dünyada tahıl tedarikinin üçte birinden fazlası bu iki ülkeden karşılanıyor. Avrupa Birliği’nin Rusya’ya karşı uyguladığı ekonomik yaptırımlar savaşın başlamasıyla Avrupa ülkelerinde gıda arzında ve tedarikinde endişeler yarattı.

    Tarımda dışa bağımlılığını azaltmak isteyen Fransa, halkı yerel ürünlere teşvik ediyor. Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle küresel gıda kriziyle karşı karşıya kalacaklarını söyleyen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransızlara gıda yardımı da yapacak. Macron, ayrıca gıda konusunda gelecek yıllarda dışarıya karşı daha az bağımlı olmak istediklerini söyledi.

    Fransa gıda da kriz endişelerine karşı dışa bağımlılığı azaltmayı hedeflerken Macaristan da tahıl ihracatı yasağına katılan ülkeler arasında girdi. Macaristan’ın bu kararının arkasındaki asıl gerekçe ise hayvancılık sektörü. Macaristan Tarım Bakanı savaş sebebiyle yükselen tahıl fiyatlarından endişelenen sığır yetiştiricileri için tahıl ihracatını kısıtladıklarını belirtti. Benzer kısıtlamalar Sırbistan tarafından da uygulanmaya başlandı. Fiyat artışları nedeniyle Sırbistan da buğday, mısır, un ve yemeklik yağ ihracatını yasak getirdi.

    ENDONEZYA – HİNDİSTAN

    Dünyada kullanılan başlıca bitkisel yağlardan olan ayçiçeği yağının savaşan iki ülke Rusya ve Ukrayna’dan tedarik edilmesi, ayçiçeği yağı arzında sıkıntılar oluşturdu. Ülkeler ayçiçeğine alternatif bitkisel yağ arayışına girerken bitkisel yağlarla ilgili ilk hamle Endonezya’dan geldi.

    Ayçiçek yağına alternatif olan palm yağına yönelim başlarken, Dünyanın en büyük palm yağı üreticisi Endonezya; şirketlere, planladıkları palm yağı ihracatının yüzde 30’luk kısmını yurt içine ayırma zorunluluğu getirdi. Bu oran daha önce yüzde 20’ydi.

    Dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip Hindistan savaş sebebiyle Ukrayna’dan ayçiçek yağı tedarik edemeyince iç piyasada sıkıntılar yaşadı. Ukrayna’dan alamadığı yağı Rusya’dan tedarike etmeye çalışan Hindistan “45 bin ton” ayçiçeği ithalatı yapabilmek için Rusya’ya rekor ödeme yaptı. Dünyanın en büyük yemeklik yağı ithalatçısı olan ve günlük yaklaşık 200 bin ton yemeklik ayçiçek yağı tüketen Hindistan, yağ ihtiyacını ithalatçı bir politikayla korumaya çalışıyor.

    CEZAYİR

    Kuzey Afrika ve Orta Doğu’dan Güneydoğu Asya’ya kadar pek çok ülke, buğday başta olmak üzere tahıl ihtiyacını Ukrayna’dan karşılıyor. Lübnan, Ukrayna’dan 700 bin ton buğday ithal ediyor. Bu, toplam arzının yüzde 50’si demek. Libya’nın buğday ithalatının yüzde 43’ü, Tunus’un yüzde 32’si Ukrayna’dan geliyor. Ukrayna’nın ihracat kısıtlamalarıyla Fas, Tunus, Cezayir gibi bir çok ülkede gıdada kriz endişeleri giderek gerçeğe dönüşürken ülkeler de yeni arayışlar içine giriyor. Kuzey Afrika’da gıdada yeni uygulamaları yürürlüğe koyan ülkelerin başında gelen Cezayir’de yağ, şeker ve buğday ürünlerine ihracat yasağı getirildi. Cezayir Tarım Bakanı Abdulhafız Heni, Rusya-Ukrayna krizi sebebiyle tahıl ürünlerinde oluşan endişeler üzerine ülkesindeki tahıl stoklarının 2022 sonuna kadar yeterli olduğunu ifade etse de yaklaşık 1,3 milyon ton buğday üretimine sahip Cezayir, yıllık 9-12 milyon ton buğday tüketiyor.

    MISIR

    Mısır da tarımda korumacı kararlar alan ülkeler listesinde. Nisan 2020’de baklagil, yer fıstığı, bezelye, fasulye ihracatına geçici yasak getiren Mısır, Rusya-Ukrayna savaşının ardından bazı gıda ürünlerinde meydana gelen fiyat artışının önüne geçmek için aralarında buğday, un, makarna, mercimek ve fasulyenin de bulunduğu 5 gıda ürününün ihracatını geçici olarak durdurdu.

    TÜRKİYE

    Gıda da önce iç piyasanın talebini karşılamaya yönelik adımları atmaya Türkiye’de birçok ülke gibi Covid-19 pandemisiyle başladı. Salgının hayatımızda mecbur kıldığı yasaklı günlerde Ticaret Bakanlığı limon, patates ve soğan ihracatında kısıtlamaya gitmişti. Belirli bir süre sonra bu ürünlerde ihracat yasağı kaldırılsa da Rusya – Ukrayna Savaşı ile beraber Türkiye, arzında sorun yaşadığı ürünlerin yeniden ihracatını durdurdu.

    Gıdada korumacı politikalar uygulamaya çalışan Türkiye bazı ürünlerin ithalatında gümrük vergilerini sıfırlarken bazı ürünlerin ihracatını da yasakladı. Önce yağ ham maddesi kanola tohumu ile ayçiçeği yağının ikamesi olabilecek kanola, aspir, mısır, soya ve palm yağlarında uygulanan gümrük vergisi oranları 30 Haziran’a kadar sıfırlandı. Daha sonra, ayçiçek yağında arz sorunu oluşmasıyla ayçiçek yağı ihracatı yasaklandı. Ayçiçek yağının yanı sıra soya yağı, ayçiçeği tohumu, aspir, pamuk tohumu yağları, rep, kolza ve hardal yağı, mısır yağı ve margarin ihracatı da durduruldu.

    Gıda arz-tedarik ve fiyatlarını dengede tutmaya çalışan Türkiye’nin aldığı tedbirlerden biri de, tarımsal destekleme bütçelerine ek olarak 3,2 milyar liralık desteğin açıklanması oldu. Öte yandan Türkiye hem ayçiçek yağı hem buğdayda yoğun ithalat politikasıyla iç pazarın talebini karşılamaya, gıda da arz sorununun önüne geçme çalışıyor.

    Hazırlayan: Gazeteci Merve Ekinci

    Son Yazılar

    spot_img

    Önerilen Yazılar

    Abone Olun

    ×