İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) hazırladığı “Hayvancılık Sektörüne Bakış” raporuna göre, Türkiye son 13 yılda canlı hayvan ve et ithalatına 10,6 milyar dolar harcarken, aynı dönemde sektöre verilen destek miktarı 8,88 milyar dolarda kaldı. İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, “Bu tablo, üretim yerine ithalata dayalı bir modelin sürdürülebilir olmadığını açıkça ortaya koyuyor” dedi.
TARIMDA MİLLİYETÇİLİK VE GIDA EGEMENLİĞİ GÜNDEMDE
İSO tarafından düzenlenen toplantının açılış konuşmasında tarım ve hayvancılığın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ulusal güvenliğin de stratejik bir alanı olduğunu vurgulayan Bahçıvan, “Dünya ülkeleri gıdaya milliyetçi reflekslerle yaklaşıyor. Türkiye olarak bu eğilimi doğru okumalı ve tarımı savunma sanayi kadar öncelikli görmeliyiz” ifadelerini kullandı.
DESTEK AZ, İTHALAT FAZLA
İSO raporuna göre, Türkiye 2010’dan bu yana canlı hayvan ve et ithalatı için toplam 10,6 milyar dolar döviz harcadı. Buna karşılık, hayvancılık sektörüne verilen destek sadece 8,88 milyar dolarla sınırlı kaldı. Bahçıvan, “Bu çelişki, stratejik akıl ve sürdürülebilir üretim politikalarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor” dedi.
YEM AÇIĞI VE MERA VERİMSİZLİĞİ EN KRİTİK SORUNLAR
Hayvancılıktaki kırılgan yapının önemli nedenlerinden biri de yem açığı. Raporda, kaba yem açığının yüzde 25 seviyesinde olduğu belirtilirken, mera alanlarının verimli kullanılmaması ve mülkiyet sorunlarının sürdüğü vurgulandı. Bahçıvan, “Özellikle Doğu Anadolu gibi çayır-meraları zengin bölgelerde hayvan varlığı azalıyor, kırsal yapı çözülüyor” uyarısında bulundu.
KÜÇÜKBAŞ ET TÜKETİMİ ARTIRILMALI
Türkiye’de kırmızı et tüketiminde büyükbaşın payı yüzde 39 iken, bu oran gelişmiş ülkelerde ortalama yüzde 25 seviyesinde. Bu verinin ciddi bir uyarı olduğunu belirten Bahçıvan, küçükbaş hayvan etinin şarküteri ürünlerinde daha fazla kullanılması gerektiğini, böylece ithalat baskısının da azalabileceğini dile getirdi.
SEKTÖRDEKİ KIRILGANLIK BAŞLIKLARLA ŞÖYLE ÖZETLENDİ:
Son 3 yılda anaç hayvan kesimindeki artış sürdürülebilirliği tehdit ediyor.
Türkiye, dünya canlı sığır ithalatının her yıl yaklaşık yüzde 10’unu tek başına yapıyor.
Yem hammaddelerinde yüzde 50’ye varan ithalat oranı sektörün dövize bağlı kırılganlığını artırıyor.
Hayvancılığın geleceği; küçük ölçekli ama örgütlü, yerel ama verimli, geleneksel ama teknolojik üretimle mümkün olabilir.
Küçükbaş et tüketiminin artırılması artık zorunluluk olarak görülüyor.
İSO’nun hazırladığı kapsamlı rapor, hayvancılıkta dışa bağımlı yapının uzun vadede sürdürülebilir olmadığını ortaya koyarken, sektör için yapısal reform çağrısı niteliği taşıyor.

