Son üç haftadır gündemi meşgul eden önemli bir konu var.
Nereyi açsam karşıma çıkıyor, birçok televizyon programında konuşuluyor, köşe yazarlarının en önemli konusu olmuş.
Bilen de konuşuyor, bilmeyen de.
Konumuz; Avrupa Birliği’ne ihraç edilen ürünlerin standartlara uymadığı gerekçesiyle geri gönderilmesi.
Peki bu ürünler ne oluyor?
Soru basit ama cevaplar o kadar çok ki, yukarıda da söylediğim gibi bilende konuşuyor bilmeyen de.
Kimine göre iade edilen ürünler imha ediliyor ya da yem sanayisinde değerlendiriliyor, kimine göre de iç piyasada tüketime sunuluyor!
Sağlıklı gıdaya ulaşmak herkesin hakkı ve bu aşamada kamu otoritesi üzerine düşeni ne kadar yerine getiriyor sorusu akıllara geliyor.
Bana sorarsanız, Tarım ve Orman Bakanlığı son yaptığı uygulama ile sağlımızı önemsediğini gösteriyor aslında. Zira, gıdada taklit ve tağşiş yapan firmaları her gün internet sitesinden marka marka ürün ürün paylaşıyor.
Ancak ihraç edilen ve çeşitli sebeplerle geri dönen ürünlerin akıbetine ilişkin sadece imha ediliyor demekle yetinmesi görünen o ki toplumu tatmin etmiyor.
O halde ben de soruyorum:
İhracattan dönen ürünler ne oluyor? İade prosedürü nasıl işliyor?
Gıda güvenliği konusunda neler yapılıyor?
Pestisit kalıntısı denetim işlemi nasıl yapılıyor?
Tarımda kimyasal kullanımını azaltmaya yönelik hangi adımlar atılıyor?
Hadi gelin bu sorulara birlikte yanıt arayalım.
PESTİSİT NEDİR?
İlk olarak çok konuşulan pestisitin tanımıyla başlayalım. Kısaca bakteri, virüs ve haşerelerin zararlı etkilerini ortadan kaldırmak için kullanılan kimyasallar, bazı organik bileşenler, dezenfektanlar gibi maddelere pestisit adı verilir.
Pestisitler genellikle tarımda, mahsullere zarar verebilecek canlıları öldürmek için kullanılır. Buradan da anlaşılacağı üzere sebze ve meyvelerin tümünde zararlı mücadelesinde kullanıldığı görülmektedir.
Pestisit insanlar için risk oluşturabilir ve sağlık üzerindeki etkileri, pestisit türüne göre değişiklik gösterebilir. Burunda yanma, batma ve kaşıntı, boğaz ve cilt tahrişi, döküntünün yanı sıra bulantı ve baş dönmesi de yaygın olarak görülen olumsuz etkilerindendir.
Bazı pestisitler kanserojen olabileceği gibi bazıları da sinir sistemini etkileyebilir.
Özellikle gıdaları tüketmeden önce soymak veya pişirmek pestisit seviyesini düşürme yöntemlerinden sayılabilir.
SON 3 YILDA 250 BİN PESTİSİT DENETİMİ YAPILDI
Pestisitin ne olduğunu, nerelerde kullanıldığını ve ne gibi zararları olduğunu öğrendik. Gelelim ülkemizde yapılan denetimlere.
Son üç yılda tarladan sofraya olan zincirde 250 bin pestisit denetimi yapıldı.
Ülkemizde pestisit kalıntı oranı son üç yılda yüzde 35 azaldı.
İhraç edilen ürünlerin sadece binde 1- 2 arası için bildirim alınıyor.
Yine Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye 2023 yılında 4,6 milyon ton taze meyve ve sebze ihraç etti. Bu ihracattan sadece 6 bin tonu geri döndü. Bu da binde 1,3’lük bir geri dönüş oranına denk geliyor.
GERİ DÖNEN ÜRÜNLERİN HEPSİ PESTİSİTTEN GERİ DÖNMEZ!
Yukarıda da anlattığım gibi 2023 yılında 4,6 milyon ton sebze ve meyve ihracatına karşılık sadece 6 bin ton ürün iade edildi. Peki bu ürünler neden geri gönderildi?
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya göre “Herhangi bir şekilde yurt dışından geri dönen ürünlerin hepsi de pestisit sebebiyle geri dönmez, aynı zamanda bu aflatoksin dediğimiz kendinden sonradan oluşan küflenme nedeniyle dönenler de olabiliyor, bunların oranı yarı yarıya neredeyse. Türkiye’nin ihraç ettiği ancak geri dönen ürün oranı maksimum binde 1 ile binde 2 arasında. Bunların hepsi pestisit sebebiyle değil. Gerekçesi ne olursa olsun geri dönen hiçbir ürünün biz içeride satışına izin vermiyoruz, imha ediyoruz. Standartlarda, analizlerde tam uyum halinde olduğumuz AB’nin tüketmediği herhangi bir şeyin Türkiye’de tüketilmesine izin vermiyoruz.” açıklaması yaptı.
HANGİ ÜRÜNLER GERİ DÖNDÜ?
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın da söylediği gibi ürünler sadece pestisit nedeniyle geri dönmedi.
Antep fıstığında fazla aflatoksin nedeniyle bu yıl 1320 sevkiyattan 15’i, kuru incirde fazla aflatoksin-okratoksin sebebiyle 4 bin 836 sevkiyattan 49’u geri döndü. Kuru kayısıda fazla kükürt dioksit dolayısıyla 4 yılda 17 bin 686 ton üründen 41,5 tonunun geri dönüşü gerçekleşti.
İADE EDİLEN ÜRÜNLER SINIRDA İMHA EDİLİYOR
Aslında kamuoyunu en çok meşgul eden ve paniğe sebep olan konu iade edilen bu ürünlerin Türkiye’de tüketildiğine yönelik iddialar!
İddialara en yetkili isim Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber yanıt verdi.
Ersin Dilber; “Yurt dışından ilaç, kimyasal kalıntı, küf vb. nedenlerle geri gönderilen gıda ürünleri sınırlarda imha ediliyor. Dünya pestisit ortalaması 2,26 kg. Biz bu değerdeyiz zaten şu an. Avrupa Birliği ‘nin 27 ülkesinin ortalaması 3,2 kilo.” ifadelerini kullandı.
ÜLKE MEVZUATINA UYMUYORSA KESİNLİKLE YURT İÇİNE GİREMEZ!
İhraç edilen bütün ürünlerin Türkiye’ye iade ediliyormuş gibi bir hava estirmenin doğru olmadığını söyleyen Ersin Dilber, “Türkiye 2023 yılında 4,6 milyon ton ürün göndermiş, bunun sadece 6 bin tonu geri gönderilmiş. Bin tane kamyon gitmiş, bir tane kamyonu iade etmişler. Ülke mevzuatıma uymuyorsa kesinlikle yurt içine giremez, geri dönen ürünlerin geri dönüş nedenine göre resmi kontrolünü yaparken, mevzuata uygun olmayan ürünler de ülkeye girişine izin vermeden imha ediliyor.
Tarım ilacı kullanılmadan üretim yapılmasının mümkün olmadığını söyleyen Ersin Dilber, Bir tarafta ilaçları yasaklıyoruz, diğer tarafta hastalıklar artıyor. Bunlarla mücadele etmezsek tarlada verim yüzde 30-35 arasında kayboluyor diye konuştu.
HASAT ÖNCESİ VE HASAT SONRASI PESTİSİT DENETİMLERİ YAPILIYOR
Tarım ve Orman Bakanlığından alınan bilgilere göre, pestisit kalıntısının tespitine yönelik hasat öncesi üretim alanlarında, hasat sonrasında hal giriş noktalarında, paketleme tesislerinde, toptan ve perakende satış noktalarında denetimler yapılıyor, ihracata konu ürünler için de ihracat öncesi pestisit denetimleri sürdürülüyor.
Pestisit kalıntısı için alınan numunelerin analizi, cihazın tespit edebildiği toplam aktiflerin numunede aranmasıyla gerçekleştiriliyor. Bir numunede 400-800 arasında etken madde analizi yapılarak kalıntı aranıyor. Analizlerin ardından mevzuata uygun olmayan düzeyde pestisit kalıntısı tespiti ya da tavsiye dışı kullanım belirlenmesi halinde üretici ve gıda işletmecilerine idari yaptırım uygulanıyor.
Analiz sonuçlarına göre, üç yılda Türkiye’de pestisit kalıntı oranı yüzde 35, Avrupa Birliği (AB) Gıda ve Yemde Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) bildirimleri de yüzde 54 azaldı.
Türkiye, AB mevzuatını dikkate alarak kendi mevzuatını güncelliyor. Söz konusu mevzuat çerçevesinde yurt içi tüketim, ihracat ve ihracattan geri dönen ürünlerin kontrolleri gerçekleştiriliyor.
Türkiye’de RASFF bildirimleri ulusal temas noktaları tarafından takip ediliyor. Gelen bildirimler hızla incelenerek hatanın kaynağının tespitine yönelik çalışmalar başlatılıyor.
Alınan her bir RASFF bildirimi için ayrı takip ve izlenebilirlik denetimleri gerçekleştiriliyor, bildirime konu ürünlere yönelik resmi kontroller artırılıyor.
KURU İNCİRİ HERKES GÖNÜL RAHATLIĞIYLA TÜKETEBİLİR
Konunun bir diğer muhatabı da ihracatçı birlikleri. En çok dikkat çeken ürün ise kuru incir. Türkiye’de kuru incir üretimi denilince akla Ege Bölgesi gelir.
Türkiye’de üretilen kuru incirin karanlık odalarda UV lambalar altında ve lazerlerle kontrol edildiğini ve bir pestisit olmayan aflatoksinin incirlerden ayıklandığını belirten Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (EKMİB) Başkanı Mehmet Ali Işık, kuru inciri herkesin gönül rahatlığıyla tüketebileceğini dile getirdi.
Mehmet Ali Işık; 2000 yılından beri Aflatoksinli Kuru İncirlerin İmhası Projesi yürütülüyor. Projemiz kapsamında geçen yıl 0,7 olan aflatoksinli kuru incir oranı yüzde 1,5’a çıkarılmış, ayrıca Okratoksin-A oluşumuna etki ettiği bilinen küflü incirlerin de yüzde 1 oranında toplanarak imhası kararlaştırılmıştır. Bu kapsamda yılda ortalama 500-600 ton aflatoksinli kuru incir imha edilirken, önümüzdeki dönemde imha edilecek toksinli incir miktarı yılda 1.500 tona yükselecek. Sürdürülebilirlik çalışmalarımız kapsamında son 3 yıldır toplanan aflatoksinli incirler biyogaz tesislerinde bertaraf ediliyor dedi.
PESTİSİT SORUNU EĞİTİM VE KONTROLLE ÇÖZÜLECEK
Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Ferhat Gürüz, kalıntı bildirim oranlarının genel ihracat içinde çok düşük bir kısmı kapsadığını söyledi. Ferhat Gürüz, Türk mallarındaki pestisit kalıntısı sorununun pazar kayıpları ile maddi zarara yol açmaması için eğitim ve denetleme mekanizmasının önemini vurguladı.
HİÇBİR İHRACATÇI GÖNDERDİĞİ ÜRÜN GERİ GELSİN İSTEMEZ
Bu aşamada tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın söylediklerine de bakalım.
Hiçbir ihracatçı gönderdiği ürününün geri dönmesini istemez. Hem prestij kaybı hem de mali açıdan büyük risk. Bile bile kimse sorunlu ürünü ihraç etmek istemez.
Ama bir gerçek var ki, Kuru Meyve, Yenilebilir Sert Kabuklu Meyveler, İşlenmiş Gıdalar, Baharatlar, Bal ve Benzeri Gıdalar Ticareti Avrupa Federasyonu (FRUCOM) tarafından yayınlanan haftalık duyurularda ve Avrupa Birliği Hızlı Alarm (RASFF) bildirimlerinde Türkiye ne yazık ki hep ilk sıralarda yer alıyor.
SORUNUN ÇÖZÜMÜ TARLADA BAŞLAMALI
Gerek Pestisit kalıntısı gerek aflatoksin gerekse diğer kalıntılarla ilgili çözüm bana sorarsanız üretimin yapıldığı alanlar yani tarla, sera, bağ ya da bahçede başlamalı.
Ayrıca AB normlarına uygun olarak hazırlanan mevzuat mutlaka uygulamalı ve asla taviz verilmemeli. Kullanımı yasak olan zirai ilaçlar maalesef ki ülkemizde yasal veya kaçak olarak kullanılmaya devam ediyor. Bununda mutlaka önüne geçilmeli.
Bir diğer mesele de kulaktan dolma bilgi. Komşusunun kullandığı ilacın kendi tarlasına da iyi geleceğini düşünen çiftçiler de kesinlikle bilinçlendirilmeli.
Ve son olarak popüler olmak, tıklanma sayısını arttırmak isteyen, hiçbir eğitimi olmamasına rağmen her konuda uzmanmış gibi konuşan kişilerin sosyal medyada ortaya attığı iddiaların da önüne geçilmelidir.
Hazırlayan: Gazeteci Taner Öztürk

