Yeditepe Üniversitesi’nin yürüttüğü araştırma, yiyeceklerin görsel dokusunun tüketici davranışlarını belirgin biçimde etkilediğini ve bu sayede karbon ayak izinin düşürülebileceğini ortaya koydu.
GÖRSEL DOKU TÜKETİCİ TERCİHİNİ YÖNLENDİRİYOR
Yeditepe Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sibel Özilgen ve ekibi, yiyeceklerin görsel dokusunun tüketici seçimleri üzerindeki etkisini araştırdı. Özilgen, yumuşak, kıtır, çıtır ve köpüklü dokuların ilgiyi artırdığını belirterek, görsel dokunun bilişsel düzeyde algıyı yönlendirdiğini söyledi. Market alışverişlerinde, çevrimiçi siparişlerde ve menü tercihlerinde sunumun, tadımdan önce belirleyici olduğuna işaret etti.
SÜTLAÇ ÜZERİNDE YAPILAN ÇALIŞMA KARBONU YÜZDE 31 AZALTTI
Araştırma ekibi, karbon salınımı yüksek olan ana malzemenin miktarını azaltıp düşük salımlı malzemelerin dokularını katmanlı biçimde kullanarak yeni sunum modelleri geliştirdi. Prof. Dr. Özilgen, geleneksel tatlardan sütlaç üzerinde uygulanan yöntemle karbon ayak izinin yüzde 31 düşürüldüğünü ve bu sunumun tüketiciler tarafından daha çok tercih edildiğini açıkladı. Araştırma, sürdürülebilir tercihlere yönelmenin indirim veya çevre mesajı olmadan da sağlanabileceğini gösterdi.
ARTIKLARIN KOMPOSTA KAZANDIRILMASI ÖNERİLİYOR
Gıdalardan geriye kalan kabuk, kök ve sap gibi parçaların toprağa geri döndürülmesinin önemine değinen Özilgen, özellikle patates kabuğunun kızartılarak değerlendirilmesinin çevresel yükü artırdığını belirtti. Kızartma sırasında harcanan su, enerji ve diğer girdilerin karbon salınımını yükselttiğini ifade ederek kompost uygulamasının daha doğru bir yöntem olduğunu vurguladı.
HER BİTKİSEL GIDA ÇEVRE DOSTU DEĞİL
Prof. Dr. Özilgen, bitkisel gıdaların her durumda çevre dostu olarak nitelendirilemeyeceğini kaydetti. Pirincin küresel tarımsal metan emisyonlarının yüzde 30’unu oluşturduğunu hatırlatarak, 2030’a kadar pirinç kaynaklı sera gazı salımının yüzde 60 artabileceği uyarısında bulundu. Tüketim tercihlerinde daha dikkatli olunması gerektiğini dile getirdi.
YEREL ÜRÜNLER TEK BAŞINA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK GARANTİSİ SUNMUYOR
Yerel ürünlerin toplumsal ve ekonomik açıdan değerli olduğunu belirten Özilgen, ancak bu ürünlerin yanlış tarım uygulamalarıyla yüksek karbon salınımına yol açabileceğini ifade etti.
Teknoloji ve doğru yöntemlerle desteklenmeyen yerel üretimin çevresel açıdan her zaman avantaj sağlamadığını söyledi.
‘MÜKEMMEL OLMAYAN’ GIDALARIN KULLANIMI TEŞVİK EDİLMELİ
Görsel açıdan kusurlu ancak güvenilir gıdaların tüketim zincirine dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan Özilgen, tüketicinin bu konuda bilinçlendirilmesinin önem taşıdığını aktardı.
Yumuşamış muz, ezilmiş armut, kararmış patlıcan ve kıtırlaşmış ekmek gibi ürünlerin sürdürülebilir tariflerde değerlendirilebileceğini bildirdi. Ayrıca, son kullanma tarihi yaklaşmış ürünlerin öncelikli tüketilmesi gerektiğini söyleyerek iletişim sorumluluğunun uzmanlara, gıda mühendislerine ve eğitimli şeflere düştüğünü belirtti.

