Son Yazılar

KURAKLIK DERİNLEŞİYOR, TARIM S.O.S VERİYOR

İklim krizinin en belirgin etkilerinden biri olan kuraklık, Türkiye’de tarımsal üretimi tehdit etmeye devam ediyor. Henüz kış mevsimi sona ermeden, ülkenin dört bir yanından gelen su kıtlığı haberleri, tarımsal üretimde risklerin arttığını gösteriyor. Uzmanlar, acil ve uzun vadeli önlemler alınmadığı takdirde gıda krizinin kapıda olduğu uyarısında bulunuyor.

SU VARLIKLARI HIZLA AZALIYOR

Türkiye’de kişi başına düşen su miktarının 2030 yılında 1100 metreküpe, 2040’larda ise 700 metreküpe kadar düşmesi bekleniyor. Bu rakamlar, Türkiye’yi su fakiri ülkeler kategorisine yaklaştırıyor. Sadece Çukurova, Aydın, Burdur ve Konya değil; Eskişehir’de bile kuraklık kaynaklı obruklar görülmeye başlandı. Yer altı sularının tükenmesi, tarım arazilerinde çöküntülere neden oluyor.

YAĞIŞLAR DEĞİŞİYOR, ÜRÜN KAYIPLARI ARTIYOR

İklim değişikliği yalnızca sıcaklıkları artırmakla kalmıyor, yağış rejimlerini de altüst ediyor. Bir yanda aşırı kuraklık, diğer yanda ani ve şiddetli yağışlar, tarımsal üretimi vuruyor. Tohumlar çürüyor, ağaçlar kuruyor, ürünler heba oluyor. Tarla koşullarında çalışmak her geçen gün daha da zorlaşıyor.

ZAMANSIZ DON OLAYLARI ÜRETİCİYİ VURDU

Bu yıl farklı bölgelerde meydana gelen ani don olayları sebze ve meyvelerin yanı sıra ağaçlara da büyük zarar verdi. Hatay’da narenciye üreticileri, bir gecede yaşanan don nedeniyle kuruyan ağaçlarını sökmek zorunda kaldı. Don olayından sonra gelen aşırı sıcaklık da ürünleri yaktı.

BUĞDAY BİLE SUSUZ KALDI

Kurak geçen kışın ardından yetersiz kalan bahar yağmurları buğday üretimini de vurdu. Normalde sulamaya ihtiyaç duymayan Amik Ovası’ndaki buğday tarlaları, mazotla çalışan pompalarla sulanmak zorunda kaldı. Bu durum, yer altı suyunun daha da tükenmesine ve maliyetlerin artmasına yol açarken, fosil yakıt kullanımının artmasıyla iklim krizini de derinleştiriyor.

UZMANLAR UYARIYOR: ACİL VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ÖNLEMLER GEREKİYOR

Buğday Derneği, kuraklıkla başa çıkmak için bütüncül, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir yol haritası önerdi. Su yönetiminde havza bazlı planlamalar yapılması, yağmur hasadı sistemlerinin teşvik edilmesi ve çiftçilerin su tutma kapasitesini artıracak yöntemlerle desteklenmesi gerektiği belirtildi.

ERKEN UYARI SİSTEMİ, VERİYE DAYALI PLANLAMA ŞART

Ziraat mühendisi Mine Pakkaner, belediyeler ve ziraat odaları iş birliğiyle tarımsal kuraklık izleme ve erken uyarı sistemlerinin kurulmasının önemine dikkat çekti. Aynı zamanda, bölgesel iklim ve toprak koşullarına uygun ağaçlandırma yapılması gerektiğini ifade etti.

DAMLA SULAMA VE DENETİM DESTEKLENMELİ

Tarımsal sulamada %50’ye varan tasarruf sağlayan damla sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini vurgulayan Pakkaner, bu teknolojilere ulaşımın devlet destekli teşviklerle artırılmasının önemine işaret etti. Yer altı su kaynaklarının kontrolsüz kullanımına karşı etkin denetim mekanizmaları kurulmalı.

TARIMSAL PLANLAMA ÇİFTÇİDEN BAĞIMSIZ YAPILMAMALI

Pakkaner, üretim planlamalarının sahadaki gerçeklere uygun yapılması gerektiğini belirtti. İklime uygun olmayan ürünlerin bilinçsizce ekilmesinin ciddi bir sorun olduğuna değinerek, “Kivi gibi çok su isteyen bir ürünü İzmir gibi su kıtlığı yaşanan bir yerde yetiştiremezsiniz” dedi.

TARIMDA DÖNÜŞÜM İÇİN VERİ PAYLAŞIMI VE İŞ BİRLİĞİ ŞART

Tüm paydaşların, üniversitelerin, çiftçilerin, sivil toplumun ve kamu kurumlarının birlikte çalışmasının önemine değinen Pakkaner, “Veriler şeffaf bir şekilde paylaşılmalı, kararlar ortak akılla alınmalı” diye konuştu.

DOĞA DOSTU TARIMA GEÇİŞ KAÇINILMAZ

Pakkaner, toprak sağlığını koruyan agroekolojik yöntemlere geçişin su tasarrufu ve verimlilik açısından kritik olduğunu vurguladı. Kompost, malç, örtü bitkileri gibi uygulamalar hem toprağı güçlendiriyor hem de üreticinin dış girdilere bağımlılığını azaltıyor.

ORGANİK TARIM DESTEKLERİ ARTIRILMALI

Devlet desteklerinin ağırlıklı olarak “İyi Tarım” uygulamalarına verilmesini eleştiren Pakkaner, organik tarıma verilen desteklerin artırılması gerektiğini söyledi. Sentetik gübrelerin toprağın tuzluluğunu artırarak su ihtiyacını yükselttiğine dikkat çekti.

ÇİFTÇİYE UYUMLU SİGORTA MODELLERİ GELMELİ

Kuraklık karşısında üreticiyi ekonomik olarak koruyacak sigorta modellerinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Pakkaner, bu sistemlerin çiftçiyi üretime devam edebilmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

EĞİTİM, DENEYİM PAYLAŞIMI VE KOOPERATİFLEŞME DESTEKLENMELİ

Çiftçilerin bilgiye erişiminin artırılması için yerel eğitim programlarının, çiftçiden çiftçiye deneyim aktarımının ve topluluk destekli tarım modellerinin yaygınlaştırılması gerektiği kaydedildi.

GIDA İSRAFI AZALTILMALI, YEREL GIDA DESTEKLENMELİ

Üretilen gıdanın üçte birinin tarladan sofraya kadar israf olduğunu hatırlatan Pakkaner, kısa tedarik zincirlerinin desteklenmesini, tüketicinin yerel ve mevsiminde ürünlere yönelmesini önerdi.

SUYU KİRLETMEDEN KULLANMAK EN AZ TASARRUF KADAR ÖNEMLİ

Tarımda kullanılan kimyasalların su kaynaklarını kirlettiğine dikkat çeken uzmanlar, kimyasal girdilerin azaltılması ve suyun ekosisteme zarar vermeyecek şekilde kullanılması gerektiğini vurguladı.

TOPLUMSAL FARKINDALIK, MÜCADELEYİ GÜÇLENDİRİR

Kuraklıkla mücadelenin en önemli adımlarından biri, toplumda farkındalık yaratmak. Pakkaner, “Bayat bir ekmeği çöpe atan kişi aslında litrelerce suyu da israf ettiğini bilmeli” diyerek eğitim kurumları ve sivil toplumun bu süreçte rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı.

BİLİMSEL VE KATILIMCI TARIMSAL ARAŞTIRMALAR ŞART

Disiplinler arası ve çiftçi katılımlı bilimsel çalışmalarla yerel tohumların değişen iklime adaptasyonu sağlanmalı. Üniversiteler, ziraat mühendisleri odaları ve tarım ilçe müdürlüklerinin iş birliğiyle sahaya yönelik çözüm üretilmeli.

YENİ TARIM MÜFREDATI: AFETLERE DİRENÇLİ, DOĞA DOSTU ÜRETİM

Tarımsal eğitim programlarının, endüstriyel modele göre değil; agroekolojik ve onarıcı ilkeler çerçevesinde yeniden yapılandırılması gerektiği ifade edildi. Kuraklık ve krizlere dirençli üretim ancak bu dönüşümle mümkün olacak.

Son Yazılar

Önerilen Yazılar