Son Yazılar

KURAKLIK MEVSİM SEÇMİYOR

Haziran ayı ne de hareketli başladı.

İsrail-İran arasındaki gerginlik savaşa döndü.

Bombalar yağdırdı her iki ülke de birbirine…

En son ABD devreye girdi,

İran’ın nükleer tesislerini vurdu ve hemen akabinde taraflar ateşkes ilan etti. Ancak bu iki haftalık süreçte akaryakıt, gübre ve ilaç fiyatları aldı başını gitti.

Günlerce bu maliyet artışlarını konuştuk.

Yeni yeni piyasalar normale dönme adımlarını atmaya başladı.

Tam da ortalık duruldu derken bu kez de zeytinlikleri madenlere açan kanun teklifi 11. kez meclise geldi.

Tartışmalar, kavgalar arasında kabul edildi.

Ve bu yoğun gündemin arasında unuttuğumuz ama onun bizi unutmadığı bir başlık var.

“KURAKLIK”

Yazın gelişiyle birlikte haziranının ortasından itibaren adeta kavrulmaya başladık.
Ve birçok kentten yağmur haberleri yerine kuraklık ve susuzluk haberleri yağmaya başladı.
Hatay’da bulunan Kuruçay Barajı’ndaki su seviyesi yüzde 32’lere çekildi.
Bitliste kuraklık arıcıları kara kara düşündürmeye başladı.

Meriç ve Tunca nehirleri için kuraklık alarmı verildi, çeltik üreticisi daha şimdiden eyvah demeye başladı.

Van’ın Özalp ilçesinde bulunan 407 hektar alana sahip olan Akgöl, bu yıl erken kurudu
Turizmin en gözde merkezlerinden olan Çeşme’nin sadece 30 günlük suyu kaldı.

Türkiye için korkutan senaryoyu ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı’ndan Çevre Mühendisi Ali Cem Deniz açıkladı. Akdeniz havzası 7 derece ısınabilir dedi. Ve 2100 yılına kadar da özellikle Trabzon bölgesinde 2 derece civarında bir sıcaklık artışı görüldüğünü söyledi.

Sıralamaya kalksam liste uzayıp gider.

Ve bu hafta istedim ki kuraklık meselesine değinelim…

Biz unutsak bile o bizi hiç unutmuyor.

Peki hiç merak ettiniz mi, haziran ayının gelişiyle birlikte hangi ilimizde nasıl sorunlar ortaya çıktı.

Hadi gelin birlikte bakalım.

Önce Trakya Bölgesine bakalım… Meriç ve Tunca nehirleri bölge için adeta can damarıdır.
Hiç iyi haberler gelmiyor Trakya’dan ve üretici şimdiden kara kara düşünmeye başladı.

MERİÇ VE TUNCA NEHİRLERİNDE KURAKLIK ALARMI!

Edirne’de yaşanan kuraklık, özellikle tarımla geçimini sağlayan çiftçileri endişelendiriyor. Meriç Nehri’nin debisindeki ciddi düşüş, sulama ihtiyacını karşılamakta zorlanan üreticileri zora soktu. İpsala, Meriç ve Uzunköprü çevresindeki 14 köy, çözüm için Bulgaristan’dan gelecek suya umut bağladı.

Altınyazı Karasaz Sulama Kooperatifi Başkanı Alaettin Kaya, nehrin debisinde bu yıl olağan dışı bir düşüş yaşandığını, Haziran ayının ortasında debinin yüzde 20’lere kadar gerilediğini söyledi. Kaya, bu seviyelere genellikle Temmuz ve Ağustos aylarında ulaşıldığını belirtti.

Bulgaristan’dan doğup Edirne’den geçerek Meriç Nehri ile birleşen Tunca Nehri de son yılların en büyük kuraklığını yaşıyor. Bulgaristan topraklarında 18 barajı besleyen ve Edirne’de tarım arazilerinin can damarı olan Tunca Nehri’nde su seviyesi dip seviyelere indi.

Devlet Su İşleri 11. Bölge Müdürlüğü verilerine göre, nehrin su debisi saniyede 5 metreküp olarak ölçüldü.

Bölge çiftçileri özellikle tarımsal sulamada çok ciddi problemler yaşayacaklarını düşünüyor.
Trakya’da durum böyle, şimdi ise Hatay’a gidelim. Depremin yaralarını hala saramayan kent son 65 yılın en kurak dönemini geçiriyor.

HATAY SON 65 YILIN EN KURAK DÖNEMİNİ YAŞIYOR

Hatay’da kurak geçen kış aylarıyla birlikte kentin içme suyunu sağlayan Karaçay barajında su seviyesi yüzde 32’ye geriledi. Son 65 yılın en kurak yılının yaşandığı kentte baraj sularında geçen yıla oranla yüzde 64 çekilme yaşandı.

Hatay Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşleri Genel Müdürlüğü (HATSU), sosyal medya üzerinden, “İçme suyunu tarımsal sulamada kullanmayalım, Muslukları açık bırakmayalım, El yıkarken, diş fırçalarken, bulaşık yıkarken suyumuzu boşa akıtmayalım” paylaşımı yaparak vatandaşları kuraklığa karşı uyardı.

Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz yıl yüzde 100 doluluk oranına ulaşan barajda kontrollü olarak su tahliyesi gerçekleştirilmişti.

Biraz daha doğuya gidelim. Bu kez durağımız Van olacak… Orada da durum farklı değil.

YAĞIŞLAR AZALDI, AKGÖL BU YIL ERKEN KURUDU

Van’ın Özalp ilçesinde birçok kuş türüne ev sahipliği yapan ve 407 hektar alana sahip olan Akgöl, yağışların azlığı nedeniyle bu yıl erken kurudu.

Van Gölü havzasında yer alan Akgöl, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında flamingo, angıt, turna ve çeşitli ördek türleri gibi kuşların barınma ve üreme alanı olarak biliniyor. Ancak bu yıl kış ve ilkbahar aylarında beklenen yağışlar etkili olmayınca göldeki su seviyesi hızla geriledi. Daha yazı göremeden Mayıs ayı sonunda göl tamamen kurudu.

Kuraklık sadece tarımsal üretimi değil bal üreticilerini de tehdit ediyor. Özellikle bitkilerdeki gelişim zayıflığı nektar oluşumunu da etkiledi. Bu durum arıların bal üretimini düşürdü.

NEKTAR KAYNAĞI BİTKİLER YETERİNCE GELİŞEMEDİ, ARICILARI KORKU DAĞLARI SARDI

Kuraklık Bitlis’te etkisini giderek artırıyor. Baharda yeterinde yapış düşmedi, nektar kaynağı olan bitki gelişimleri de zayıf kalınca arıların bal üretiminde gerileme yaşandı. Bu durum bal üreticilerini tedirgin etmeye başladı. Normalde haziran ve temmuz aylarında bal akışı olması gerekirken bu yıl arılar kendini doyuracak balı yapmakta dahi zorlandı.

Bitlis Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Caner Güngördü, bu yıl yüzde 50 oranında yaşanması beklenen rekolte düşüşünün, yıl sonuna kadar arı kayıplarıyla birlikte arıcıları zora sokacağını söyledi.

KÖYLÜLER YAĞMUR DUASINDA

Doğudan batıya, güneyden kuzeye kuraklık her yerde…

Etkilemediği il, ilçe mahalle köy neredeyse yok…

Düzce’de son 1,5 aydır damla yağış düşmedi. Yıllardır tarımla uğraşan köylüler ilk kez böyle bir durumla karşılaştı. Çilimli ilçesine bağlı Hızardere köylüleri çareyi yağmur duasına çıkmakta buldu… Yağmur yağmazsa sadece fındık değil, tüm sebze meyve ve yeşillikler de zarar görecekti. Eller bu kez semaya değil, toprağa dönüktü ama dua da işe yaramadı…

Kuraklık sadece tarımsal üretimi değil, turizmi de tehdit ediyor. Gözde turum bölgesi Çeşme’nin sadece bir aylık suyu kaldı.

ÇEŞME’NİN 30 GÜNLÜK SUYU KALDI

Bu satırları yazarken 30 günlük su kaldı diyorum ama siz okuduğunuz gün 28’e düşmüş olacak. Yaşanan kuraklık Ege’nin incisi Çeşme’de içme suyunu bitirdi. Kutlu Aktaş barajı’nda su seviyesi yüzde 10’a kadar geriledi. Yetkililer ise su tasarrufuna dikkat çekti ve gerekirse günde sadece 3 saat su verileceğini söyledi.

Antalya’da suya erişim giderek zorlaşıyor. Özellikle beş yıldızlı otellerde yatak başına günlük bin litrenin üzerinde su tüketiliyor. Akdeniz Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nden Doç. Dr. Ethem Karadirek, Antalya’da kullanılan suyun yüzde 70’ten fazlası tarımsal sulamada tüketiliyor, Havzalarda hangi ürünün ekileceğinin, o bölgedeki su potansiyeline göre belirlenmesi gerektiğini vurguladı.

Yukarıda yazdıklarımın belki de en güzel özetini TZOB genel başkanı Şemsi Bayraktar yaptı. 2025 yılında yaşanan kuraklık ve doğal afetler en çok çiftçiye zarar verdi, dedi.

2025 YILI OCAK AYI SON 55 YILIN EN SICAK 3. OCAK AYI OLDU

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, hasadın başlamasıyla çiftçilerimiz bir de kuraklık afetinin sonuçlarıyla yüzleşmişlerdir. Ülkemizde kış yağışları mevsim normallerinin yüzde 32, geçen yılki kış yağışlarının ise yüzde 27 altında meydana gelmiştir. Yağış azlığının yanı sıra kış aylarında sıcaklıklar da mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşmiştir. 2025 yılı ocak ayı son 55 yılın en sıcak 3. ocak ayı olmuştur. Kış aylarının kurak ve sıcak geçmesi sebebiyle ilkbahar yağışlarının kritik hale geldiğini, Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere ülkenin birçok bölgesinde kuraklık yaşanabileceğini daha önceki değerlendirmemde ifade etmiştim. Ne yazık ki ilkbahar yağışları da istenilen seviyede gerçekleşmemiş ve tahıllarda verim kayıpları meydana gelmiştir ifadelerini kullandı.

Bana sorarsanız bu sürecin en çarpıcı ve hepimizi korkutan açıklaması Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Başkanlığı’ndan Çevre Mühendisi Ali Cem Deniz’den geldi.

TÜRKİYE İÇİN KORKUTAN SENARYO: AKDENİZ 7 DERECE ISINABİLİR!

Başlık bazı şeyleri çok net anlatıyor aslında. Peki ayrıntılarda neler mi var? Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı’ndan Çevre Mühendisi Ali Cem Deniz, Akdeniz havzasının dünya üzerinde en hızlı ısınan bölgelerden biri olduğuna vurgu yaptı.Ali Deniz, “Dünya genelinde 3-4 derece arasında bir sıcaklık artışı öngörülürken, kötümser senaryoda Akdeniz havzasında 7 dereceye kadar bir artış bekleniyor. 2100 yılına kadar baktığımızda özellikle Trabzon bölgesinde 2 derecelere yakın bir artışı öngörüyoruz; Bu şuanda karşılaşmış olduğumuz afetleri 4 kat daha fazla yaşamamız anlamına geliyor dedi.

Unutuyoruz çünkü gündem sürekli değişiyor ve her gün başka başlıklara odaklanıyoruz. Ama atladığımız bişey var: Doğa unutmuyor! Kuraklık artık bir afet değil adeta normalimiz oldu. Yağmur yağmıyor, nehirler akmıyor, göller kuruyor, tarlalar susuz kalıyor.

Doğayla inatlaşmayalım, önlem almazsak su nasıl ki buharlaşıp yok oluyorsa geleceğimiz de elimizden gidecek.

Hazırlayan: Gazeteci Taner Öztürk

Son Yazılar

Önerilen Yazılar