Öyle bir temmuz ayı yaşadık ki, çoğumuz içinde bulunduğumuz yaşa kadar hiç böylesini görmedik.
Günler öncesinden uzmanlar uyarmıştı aşırı sıcaklar geliyor diye.
Son 55 yılın en sıcak temmuz ayına şahit olduk ülke olarak.
İstanbul’da termometreler 40 dereceye yaklaştı, en yüksek sıcaklık ise Şırnak’ın Cizre ilçesinde ölçüldü.
49,4 ilçe tarihinin gördüğü en yüksek sıcaklık olarak kayıtlarda yerini aldı.
Sıcaklara bir de yüksek nem eklenince nefes dahi alamaz olduk.
Doğudan batıya kuzeyden güneye resmen kavrulduk.
Ve bu sıcaklar üretim yapılan bölgelerde tarım ürünlerine zarar verdi.
Çukurova’nın bereketli topraklarında narenciye ağaçlarında yanıklar oluştu.
Daha şimdiden rekoltede yüzde 50 düşüş beklentisi oluştu.
Karadeniz bölgesinde hasadı devam eden fındık bahçeleri de aşırı sıcaklardan nasibini aldı.
Bazı illerde dallarda fındık kalmadı.
Uzmanlara göre Gıda krizi artık kapımızdan değil evimizden içeri girdi.
Aşırı sıcaklar sadece bizi değil dünyayı da etkiliyor. Hollanda, Fransa, İngiltere,İtalya, İsviçre ve daha bir çok ülke. Tarihinin en sıcak günlerine şahit oldu.
Zaten Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) küresel iklim tahminlerinde uyarmıştı Önümüzdeki beş yıl boyunca sıcaklıklar rekor seviyelerde veya bu seviyelere yakın düzeylerde seyredecek diye.
Ve yine Dünya Sağlık Örgütü de dünyada yaklaşık 60 milyon insanın sağlığının iklim sürecinden etkileneceği uyarısını yapmış ve en savunmasız, en yoksul ülkeler, yaşlılar ve çocukların etkileneceğini duyurmuştu.
Bu hafta hem aşırısı sıcakları hem de etkilerini anlatmaya çalışacağım.
Önce meteorolojinin temmuz ayına ilişkin yaptığı açıklamayla başlayalım.
SON 55 YILIN EN SICAK TEMMUZ AYINI YAŞADIK
Başlığı ben değil Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Meteoroloji Genel Müdürlüğü belirledi.
Hazırlanan rapora göre, 2025 yılı Temmuz ayı son 55 yılın en sıcak temmuz ayı olarak kayıtlara geçti. Türkiye’de temmuz ayı ortalama sıcaklığı 1.9 derece artışla 26.9 dereceye ulaştı.
İSTASYONLARDA REKOR DEĞERLER ÖLÇÜLDÜ
Türkiye’de iklim değerlendirilmesinde kullanılan 220 istasyondan 66’sında da temmuz ayı içinde gerçekleşen rekor sıcaklık değerleri ölçüldü. Sıcaklık rekorlarının kaydedildiği ilk 10 istasyon arasında ilk sırada Cizre yer aldı. Ortalama temmuz sıcaklığı 49.1 derece olan ilçede bu yıl bu değer 49.4 dereceye yükseldi.
Cizre’yi 49 derece ile Ceylanpınar, 47,2 derece ile Birecik ilçesi, 47,2 derece ile Tokat, 47 derece ile Akçakale, 46,7 derece ile Viranşehir takip etti.
Aslında sıcaklıkların her yıl daha da çok artacağını ve özellikle yaz aylarının daha sıcak geçeceğini Dünya Meteoroloji Örgütü paylaşmıştı.
GELECEK 5 YIL SICAKLIKLAR REKOR SEVİYELERDE OLACAK
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından hazırlanan rapora göre 2025 ile 2029 yılları arasında her yıl için küresel ortalama sıcaklık, 1850-1900 yıllarındaki (sanayi öncesi dönem) ortalamadan 1,2 ila 1,9 derece daha yüksek olacak.
Ayrıca söz konusu 2025-2029 yıllarını kapsayan beş yıllık ortalama ısınmanın 1,5 dereceden fazla olma ihtimalinin yüzde 70 olacağı tahmin ediliyor.
WMO Genel Sekreter Yardımcısı Ko Barrett; “Kayıtlardaki en sıcak 10 yılı yeni yaşadık. Ne yazık ki bu WMO raporu, önümüzdeki yıllarda herhangi bir rahatlama belirtisi göstermiyor.
Bu durum da ekonomilerimiz, günlük yaşamlarımız, ekosistemlerimiz ve gezegenimiz üzerinde giderek artan bir olumsuz etki olacağı anlamına geliyor.” dedi.
Hem ülkemizde hem de dünyanın farklı noktalarında aşırı sıcaklar etkili oldu. Su politikaları derneği tarafından hazırlanan rapor ise ülkemizdeki durumun ne kadar vahim olduğunu çok net özetliyor.
TÜRKİYE’DEKİ YAĞIŞLAR YÜZDE 30 AZALACAK
Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, Türkiye’nin tatil yörelerinde artan mevsimsel su talebine dikkat çekerek, etkili su yönetimi için bütünsel bir planlamanın önemine vurgu yaptı.
Dursun Yıldız; Birleşmiş Milletler ’in Dünyadaki Kuraklık Noktaları 2023-2025 Raporunda Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’ndaki kuraklık riskinin ele alındığını ve ülkemiz topraklarının yüzde 88’inin çölleşme tehdidiyle karşı karşıya olduğu vurguladı. Ayrıca, 21. yüzyılın sonuna kadar Türkiye’deki yağışların yüzde 30 oranında azalacağı öngörüsünü de paylaştı.
Peki ülkemizde özelikle temmuz ayındaki aşırı sıcaklarla birlikte hangi ürünler zarar gördü.
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın açıklamaları dikkat çekici.
FINDIK BAHÇELERİ ZARAR GÖRDÜ, REKOLTE 450 BİN TONUN ALTINDA OLUR
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Sakarya’da kuraklıktan zarar gören fındık bahçelerinde inceleme yaptı ve sonrasında durumu özetledi.
İklim değişikliğinin tarım sektörünü olumsuz etkilediğini söyleyen Bayraktar, daha önce nisan ayında bir don felaketi ile karşı karşıya kaldık ve bu don felaketinden 65 ilimizde ürünlerimiz ve üreticilerimiz etkilendi. Öyle bahçeler gördüm ki, buna fındık bahçeleri de dâhil bazı bahçelerde dallar kurumuştu, gövdeler kurumuştu. Önümüzdeki yıllarda o bahçelerden ürün almak mümkün olmayacak. Özellikle temmuz ayında yaşadığımız son yılların en sıcak günleri ürün verimini düşürdü dedi.
Şemsi Bayraktar; fındıkla alakalı bakanlığımız 449 bin ton rekolte açıklaması yaptı. Ancak rekoltenin bu rakamın çok daha aşağısında olacağını tahmin ediyorum diye konuştu.
Peki temmuz sıcakları sadece fındığı mı olumsuz etkiledi. Tabiki de hayır. Rekor sıcaklar Adana’da narenciyede büyük hasara yol açtı.
AŞIRI SICAKLAR NARENCİYEDE GÜNEŞ YANIKLARINA NEDEN OLDU!
Adana’da 47,5 derece ile son 95 yılın sıcaklık rekoru kırılırken limon, portakal ve mandalina gibi narenciye ürünlerinde güneş yanıkları oluştu.
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, “Rekor sıcakları gördük ve narenciyelerimiz dalında yandı. Genelde ağaçların güneyinde hep meyve vardı ve güneyindeki, batısındaki ve tepesindeki meyvelerin çoğu yandı. Mayer cinsi limonlar, portakal ve erkenci mandalina grupları ile W. Murcott cinsi mandalinalar yandı” dedi.
Sürece ilişkin en çarpıcı açıklama ise Prof. Dr. Yusuf Demir’den geldi.
SICAK HAVA NEDENİYLE AYÇİÇEĞİ HASADI 25 GÜN ERKEN BAŞLADI
Trakya’da, iklim değişikliğine bağlı aşırı sıcaklıklar hasat dönemini erkene çekiyor. Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’da 3 milyon 500 bin dekarlık alanda ayçiçeği ekildi.
Üç yıl önce ağustos ayının son haftasında kuruyan ayçiçekleri, son yıllarda aşırı sıcaklar nedeniyle yaklaşık 25 gün erken kurudu, hasat temmuz ayında başladı.
Kırklareli Ziraat Odası Başkanı Ekrem Şaylan, aşırı sıcaklık ve bölgedeki yağış azlığı ayçiçeğinde verim kaybına yol açtı. Dekar başına verimimiz 25 ile 100 kilogram arasında değişiyor. Geçen yıllarda 200-250 kilogram verim alınırken, bu yıl 80-100 kilogram arasında kaldı” dedi.
GIDA KRİZİ ARTIK EVİMİZDEN İÇERİ GİRDİ
SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yusuf Demir 2025 yılını “tarım açısından felaket yılı” olarak nitelendirdi.
Prof. Dr. Yusuf Demir, 2025 yılı ocak ayı son 55 yılın en sıcak 3’üncü ocak ayı olmuştur. Kış aylarının kurak ve sıcak geçmesi sebebiyle ilkbahar yağışları kritik hale gelmiş, Yaz aylarını yaşadığımız dönemde maalesef yağışlar oldukça yetersiz düşmekte, son yılların en sıcak günlerini yaşamaktayız. Bu süreç sonucunda ülkemizin tahıl depolarından biri olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde buğday, arpa ve mercimekte yaklaşık yüzde 80’e yaklaşan verim kayıpları görülmektedir. Konya’da yapılan arpa hasadında dekara verim 250-300 kilogram arasında beklenirken 50 ila 150 kg arasında değiştiği görülmüştür. İç Anadolu’da üretilen ve hasadı başlanan tahıl üretiminde önemli düzeyde verim kayıplarının olduğu gözlenmektedir” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin çok ciddi anlamda tarım politikalarını gözden geçirmesi gerekiyor diyen Demir, gıda krizi artık kapımızdan değil evimizden içeri girdi ifadelerini kullandı.
SON SÖZ
2025 yılı Temmuz ayı, sadece bir sıcaklık rekoru değil; aynı zamanda bir uyarı, bir işaret aslında.
Tarım ürünlerinden sağlığa, ekonomiden günlük yaşama kadar birçok alanda etkisini hissettiren bu aşırı sıcaklar, artık istisna değil, yeni normalimiz olmayada aday aslında.
Uzmanların uyarıları, veriler ve yaşanan kayıplar bize şunu net bir bir şekilde gösteriyor:
Artık iklim krizine karşı önlem almak bir seçenek değil, zorunluluktur. Bu gerçeklik karşısında susmak da, beklemek de bir lüks değil. Tarım politikalarının yeniden yapılandırılması, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması artık her birimizin sorumluluğu.
Hazırlayan: Gazeteci Taner Öztürk

