TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi’nde düzenlenen etkinlikte, tarımsal eğitimin 179. yılı kutlanırken, tarım sektöründe yaşanan krizler ve sorunlar masaya yatırıldı.
Etkinlikte konuşan TMMOB 2. Başkanı Mehtap Ercan Bilgen, “Tarımın İçinde Bulunduğu Durum” konulu sunumunda, Türkiye’de tarım sektörünün karşı karşıya olduğu sorunları ele aldı. Bilgen, tarımsal eğitimin başlangıcı olan 10 Ocak 1846’dan bugüne geçen sürecin önemini vurguladı. Tarım politikalarının günümüzdeki durumuna dair değerlendirmelerde bulunarak, şu ifadeleri kullandı:
“179 yıl önce başlayan tarımsal eğitim serüvenimiz, geçmişte olduğu gibi gelecekte de hak ettiği yeri almalı. Ancak günümüzde tarım sektörü, ciddi sorunlarla mücadele ediyor.”
NEOLİBERAL POLİTİKALAR TARIMI ZOR DURUMA SÜRÜKLEDİ
Bilgen, tarım sektörünün mevcut zorluklarının temelinde, 1980’li yıllarda başlayan neoliberal politikaların yattığını ifade etti. Kamu desteklerinin azalması, küçük üreticinin büyük şirketler karşısında yalnız bırakılması ve dışa bağımlılığın artması gibi sorunların, sektörde derinleşerek arttığını belirterek, “Tarımsal KİT’lerin özelleştirilmesi, kamu kurumlarının işlevsizleştirilmesi ve tarımsal desteklerin yetersiz kalması, tarım politikalarındaki en büyük yanlışlardır.” diye konuştu.
ÇİFTÇİ SAYISINDAKİ DÜŞÜŞ VE ÜRETİM AZALMASI
Son yıllarda tarım ve gıda sektöründe üretim maliyetlerinin artması nedeniyle üreticilerin sektörden çekildiğine dikkat çeken Bilgen, özellikle bitkisel üretim ve hayvancılıkta ciddi kayıplar yaşandığını aktardı. Bilgen, “2020 yılından bu yana süt üretimimiz 2 milyon ton, hayvan varlığımız ise 1 milyon baş sığır ve 5 milyon baş koyun azaldı. Ayrıca, SGK’ya kayıtlı çiftçi sayısı da önemli ölçüde geriledi. Bu durum, gıda güvenliği açısından büyük bir tehdit oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.
Bilgen, çiftçilerin yüksek maliyetler, düşük destekleme ödemeleri ve baskılanan ürün fiyatları nedeniyle zararda olduğunu ve üretime devam etmekte zorlandığını dile getirdi.
YENİ DESTEKLEME MODELİNE ELEŞTİRİLER
2023 yılında yürürlüğe giren Tarım Kanunu’ndaki değişikliklerle birlikte, tarımsal üretimde yeni destekleme modelinin sorunlar yarattığını belirten Bilgen, planlama ve üretim izinleri gibi düzenlemelerin üreticiyi zor durumda bıraktığını ifade ederek “Bakanlık tarafından belirlenen ürünlerin dışında ekim yapan çiftçilere cezai yaptırımlar uygulanması ve sözleşmeli üretimin zorunlu hale getirilmesi, çiftçilerin karar alma süreçlerini kısıtlıyor. Ayrıca, ekilmeyen arazilerin Bakanlık tarafından kiraya verilmesi gibi düzenlemeler çiftçinin özerkliğini tehdit ediyor.” dedi.
GIDA GÜVENLİĞİ BÜYÜK TEHLİKEDE
Bilgen, mevcut sorunların çözümü için daha etkin tarım politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları ekledi:
“Yetersiz destekler ve yüksek maliyetler, gıda güvenliğini tehlikeye atıyor. Üreticinin sürdürülebilir tarım yapabilmesi için maliyetler düşürülmeli, destekler artırılmalı ve zamanında ödenmelidir. Tarım sektörü, yalnızca çiftçilerin değil, tüm ülkenin geleceği için kritik öneme sahiptir.”
179 YILLIK GELENEK VE GELECEK
Etkinlik, tarımsal eğitimin öneminin vurgulanması ve tarım sektöründe çözüm odaklı politikaların geliştirilmesi gerektiği çağrısıyla sona erdi. Katılımcılar, tarımın geleceğine yönelik dayanışma mesajları verirken, mesleğin hak ettiği değeri görmesi gerektiğini bir kez daha dile getirdi.

