Zeytinliklerden ormanlara, tarım arazilerinden korunan alanlara kadar birçok bölge madencilik ve enerji yatırımlarına açılıyor.
AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan ve “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” adıyla TBMM’ye sunulan torba yasa, çevre ve doğa koruma mekanizmalarını ciddi biçimde zayıflatacak düzenlemeler içeriyor. Özellikle çevresel etki değerlendirme (ÇED) süreçlerinin by-pass edilmesi, ruhsatlandırma ve izin aşamalarının hızlandırılması gibi maddeler kamuoyunda büyük tartışma yarattı.
ZEYTİNLİKLER, MERALAR, ORMANLAR YATIRIM TEHDİDİ ALTINDA
Yasa teklifiyle birlikte; maden ve enerji yatırımlarında çevresel denetimler büyük ölçüde devre dışı kalacak. Tarım arazileri, zeytinlikler, meralar ve hatta korunan sit alanlarında madencilik faaliyetlerinin önü açılacak. En dikkat çeken maddelerden biri de zeytinliklerin “taşınabilir” kabul edilmesi. Bu değişiklikle Muğla başta olmak üzere birçok bölgede termik santrallere kömür temini gerekçesiyle madencilik faaliyetlerinin önü açılıyor.
“SÜPER İZİN” UYGULAMASIYLA DOĞAYA BYPASS
TEMA Vakfı tarafından yapılan açıklamada teklifin, doğayı korumakla yükümlü tüm mekanizmaları baypas edecek “süper izin” sistemini hayata geçirdiği vurgulandı. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “İzin mekanizmaları yatırımcının lehine yeniden şekillendiriliyor, kamu yararı ve çevresel etkiler göz ardı ediliyor” dedi.
ORMANLAR MAPEG’E DEVREDİLİYOR, ÇED SÜRECİ ZAYIFLATILIYOR
Yeni düzenleme uyarınca, madencilik yapılmasına izin verilen orman alanlarının Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne devredilmesi planlanıyor. Bu durumun orman denetiminin ormancılık alanında uzman olmayan bir kuruma bırakılması anlamına geldiğini belirten TEMA, doğaya geri dönüşü olmayan zararlar verilebileceği uyarısında bulundu.
Aynı zamanda ÇED süreçleri de teklif kapsamında ciddi biçimde zayıflatılıyor. ÇED kararı beklenmeden ruhsat, teşvik ve onay verilmesine imkân tanınacak. TEMA’ya göre bu durum, “doğaya açıkça tahribatta geri dönüşsüz bir döneme girileceği” anlamına geliyor.
KORUMA ALANLARINDA OTOMATİK ONAY RİSKİ
Teklifte, koruma statüsüne sahip doğal alanlarda yatırım başvurularına belirli süre içinde yanıt verilmemesi halinde otomatik onay verilmiş sayılması öngörülüyor. TEMA’ya göre bu hüküm, koruma alanlarının yatırım tehdidine açık hale gelmesine neden olacak.
“Yasa yalnızca çevreyi değil, gelecek kuşakların yaşam hakkını da tehdit ediyor”
TEMA Vakfı’nın çağrısı net: “Doğayı korumak hepimizin ortak sorumluluğu. Bu nedenle toplumun tüm kesimlerini, karar vericileri ve sivil toplumu bu düzenlemeye karşı durmaya; zeytinliklere, ormanlara, tarım alanlarına, ülkemizin doğal ve kültürel mirasına sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

