WEBAGRON - TARIMSAL İÇERİK PLATFORMU

Daha Fazla Gör

    Son Yazılar

    TÜRK TARIMININ KURTULUŞ REÇETESİ: KOOPERATİFLEŞMEK

    21 Aralık Dünya kooperatifçilik günü olarak kutlanıyor.

    Önemlidir kooperatifler.

    Birlikte hareket etmenin, yöreye özgü ürünleri katma değerli hale getirmenin en güzel örneğidir.

    Dayanışmadır, emektir, alın teridir, mücadeledir.

    Ülkemizde de başarılı örnekleri var kooperatiflerin ancak sayı yeterli mi

    ya da kooperatifler işlevini yerine getirebiliyorlar mı?

    İşte orası çok tartışılıyor!

    Ticaret Bakanlığı Eylül 2024 Kooperatif Veri bültenine göre ülkemizde faal ve faal olmayan, 48.640 kooperatif, 324 birlik, 14 merkez birlik ve 1 Türkiye.

    Milli Kooperatifler Birliği bulunuyor. Mevcut durumda Kooperatif Bilgi Sistemine (KOOPBİS) kayıtlı ortak sayısı 4.170.086.

    Ülkemizde bütün illerde kooperatif var.

    Bakanlığın yetki alanında en fazla sayıda faal kooperatif bulunan il Ankara (678), en az sayıda faal kooperatif kurulan il Kilis (16).

    Bugün tüm gelişmiş ülkelerde (İsveç, Norveç, Hollanda, Danimarka, Almanya gibi) süt ve tarım sanayi yüzde 50 ila yüzde 100 oranında kooperatiflerin elinde bulunuyor.

    Bu oran bizim ülkemizde maalesef bugün sütte yüzde 3, tarım sanayinde ise yüzde sıfır ile yüzde 10 arasında.

    Bende istedim ki kooperatiflerin tanımından ülkemizdeki örneklerine sağladığı faydaya kadar hepsini anlatayım.

    İlk olarak kooperatifin tanımı ile başlayalım. Nedir kooperatif ya da kooperatifçilik. Ne fayda sağlar?

    NEDİR KOOPERATİF?

    Bu sorunun yanıtını Ticaret Bakanlığı şöyle veriyor:

    Kooperatifler ortak ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaç ve istekleri müşterek sahip olunan ve demokratik olarak kontrol edilen bir işletme yoluyla karşılamak üzere gönüllü olarak bir araya gelen insanların oluşturduğu özerk bir teşkilattırlar.

    Peki gönüllü olarak bir araya gelen bu insanlar topluluğu neler yapar gelin bir de ona bakalım.

    KOOPERATİFLER NELER YAPAR?

    Ticaret Bakanlığı bu soruya karşılık; Kooperatifler tüm ülkelerde mevcuttur ve Dünya genelinde 1 milyardan fazla insana hizmet ettikleri tahmin edilmektedir. Birçok farklı biçimde ve tüm sektörlerde faaliyet göstermektedirler.

    Kooperatifler; ihtiyaç duyuldukları her yerde kurulabilmeleri avantajına sahip olmaları nedeniyle yoksulluğun azaltılmasında etkin bir araçtırlar. Ayrıca birçoğu, sosyal ve ekonomik destek sistemlerine, eğitim, sağlık, sigorta, kredi ve diğer gerekli hizmetlere erişim sağlamada önemli katkılarda bulunmaktadır.

    Kooperatifler; bireylerin, özellikle yoksul insanların, tek başlarına elde etmeleri zor olan ürünler ve hizmetler için katma değer yaratırlar. Bu durum, ortaklara ait kaynakların birlikte verimli şekilde kullanılmasıyla mümkün olmaktadır.

    Kooperatifler ayrıca küresel ekonomik fabrikada önemli bir dişlidir.

    DÜNYADA EN BÜYÜK 300 KOOPERATİFİN TOPLAM CİROSU 1,6 TRİLYON DOLAR

    Dünyanın en büyük 300 kooperatifine ait bilgilerin derlenmesiyle oluşturulan ICA Kürsel-300 projesine göre 2008 yılında kooperatiflerin toplam ciroları 1,6 trilyon dolara ulaşmaktadır. Sadece bu 300 kooperatifin ciro toplamı, dünyanın 9. büyük ekonomisinin gayrisafi yurtiçi milli hasıla rakamıyla başa baştır.

    Buraya kadar kısaca kooperatif tanımını ve ne gibi faydalar sağladığını anlatmaya çalıştım. Şimdi gelelim asıl konumuza. 21 Aralık neden Dünya Kooperatifçilik Günü ilanı edilmiştir? bu sorunun yanıtına…

    21 ARALIK NEDEN DÜNYA KOOPERATİFÇİLİK GÜNÜ OLARAK İLAN EDİLDİ?

    Sosyal bir oluşum olan kooperatifçilik ilk kez 21 Aralık 1844 yılında İngiltere’de kurulmuştur. Bu sebeple tüm dünyada 21 Aralık Günü “Dünya Kooperatifçilik Günü” olarak kutlanmaktadır.

    Tarihimizde ise ilk kooperatif 1863 yılında “Memleket Sandığı” adı ile kurulmuştur. Atatürk, ilk “Tarım Kredi Kooperatifini” birkaç köyün de içinde bulunduğu Silifke ilçesinde açmış kendisi de ilk ortak olarak katılmıştır.

    Ülkemizde, ekonomik ve sosyal yapının gereği olarak en fazla kurulan kooperatifler tarım satış, tarım kredi, pancar ekicileri, sulama, esnaf kefalet, tüketim yapı ve köy kalkınma kooperatifleri olmuştur. Türkiye’nin bir tarım ülkesi olması, tarımsal kooperatifçiliğin önemini arttırmaktadır.

    ATATÜRK’ÜN KOOPERATİFÇİLİĞE BAKIŞI

    Türkiye’de de 8,5 milyona yakın ortağı ile çeşitli alanlarda faaliyet gösteren 85 bin kooperatif bulunuyor. Yani ülkemizde nüfusun neredeyse yaklaşık yüzde 10’u kooperatif ortağı. Türkiye’de tarımsal kooperatif ortak sayısı ise 5 milyonu bulmaktadır.

    Büyük önder Atatürk, böyle bir evrensel ve çağdaş hareket olan Kooperatifçilikle bütün hayatı boyunca uğraşmış; düşünce ve eylemleriyle Türk kooperatifçilik hareketinin öncüsü ve kurucusu olmuştur.

    Atatürk o yıllarda çiftçinin en önemli sorununun kredi ve pazarlama olduğunu biliyor ve görüyor. Bu konuda üreticinin ancak kooperatifler yoluyla tefecilikten kurtulabileceği ve yeterli kredi alabileceği diğer taraftan ancak tarım satış kooperatifleri ve birlikleri yoluyla aracılık kazancını asgariye indirebileceği ve üreticinin böylece iç ve dış pazarlarda ürünleri en iyi bir biçimde pazarlayabileceğini düşünüyor. Ve bu düşüncelerini gerçekleştirebilmek için, önce 1935 tarihli 2834 ve 2836 sayılı tarım satış ve tarım kredi kooperatifleri yasalarının çıkartılmasını sağlıyor.

    Bu iki yasanın çıkartılmasını yeterli görmeyen Büyük Önder iki yasanın benimsenmesi ve yurt çapında uygulanabilmesi için bu iki yasayla ilgili konunun, kendisinin genel başkanı olduğu Cumhuriyet Halk Partisinin Programında da yer almasını istiyor ve bu konuda gerekli çalışmaları yapıyor.

    Atatürk, tarım satış ve tarım kredi kooperatifçiliğinin bir devrim niteliğindeki temellerini çok sağlam bir biçimde atmış oluyor. Bu kooperatiflerin günümüze gelindiğinde halen bütün yurda yayılmış 2,5 milyon ortağı ile üreticiye büyük hizmet vermeye devam ediyor olması, Atatürk’ün bu konudaki devrim ve eylemlerinin ne kadar isabetli olduğunu bugün bile açıkça gösteriyor.

    Atatürk, 1 Kasım 1937 günü, “Milli ekonomimizin temeli ziraattır” diye başlayan ve ulusal tarım politikamızın hedeflerini belirten son TBMM açış konuşmasında da “Köyde ve yakın köylerde müşterek harman makinaları kullandırma köylülerin ayrılamayacağı bir adet haline getirilmelidir” diyerek makine kullanmada kooperatifçiliğe verdiği önemi bir kez daha dile getirmiştir.

    Şimdi de gelin ülkemize kooperatifleşme anlamında hangi adımlar atılıyor ona bir göz atalım.

    ÜÇ BAKANLIK KADIN KOOPERATİFLERİ İÇİN İŞ BİRLİĞİNE GİTTİ

    Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Gökta’ın katılımı ile 75. Yıl Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde “Kadın Kooperatiflerinin Güçlendirilmesi İş Birliği Protokolü İmza Töreni” gerçekleştirildi.

    Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı burada yaptığı konuşmada, protokolün, ilk uygulama döneminin ardından bu ikinci 5 yılın da gelecek için umut verdiğini belirtti. Yumaklı, kadınların katıldığı bu tür uygulamaların, üretim ve istihdamı artırdığını söyledi.

    Son 21 yılda kadınların tarımsal üretime katılması için her türlü desteği verdiklerini ve vermeye devam edeceklerini ifade eden Bakan Yumaklı, IPARD Programı kapsamında, bugüne kadar 6 bin 500 kadına Avrupa Birliği standartlarında tarımsal işletme kurmaları için yaklaşık 13,1 milyar liralık destek verdiklerini aktardı. Yumaklı, IPARD ile verilen desteklerin yüzde 42’sinden kadınların yararlandığını belirtti.

    Orman köylerindeki tarımsal kalkınma kooperatiflerine de destek sağlandığını ve burada da kadınlara öncelik verildiğini aktaran Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, tarım arazilerinin etkinleştirilmesi için yürütülen projelerde de kadınların desteklendiğini anlattı. Yumaklı, sebze ve meyve kurutma tesisi kurulmasına yönelik de kadın kooperatiflerine öncelik verildiğini ifade ederken tarım sigortası yaptıran kadın çiftçilere yüzde 10’luk indirim uygulandığını anımsattı.

    Tarım sektöründe kadınların ve gençlerin etkin görev almasının, sürdürülebilirlik için önemine işaret eden Yumaklı, “5 yıllık dönem başarı hikayeleriyle dolu. Kadınların gücünü bir araya getirmek, ürünlerinin pazarlanmasını sağlamak, bu projelerle mümkün olacak. Kadınlarımızın yapmış olduğu bu üretimlerin aynı zamanda rekabet avantajı olduğunu da düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.

    KOOPERATİÇİLİK HAREKETİ KURMANIN TAM ZAMANI

    Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, “Geldiğimiz noktadaki ekonomik adaletsizlikler ve fırsat eşitsizlikleri için tek çözüm yolu kooperatifçilik. Dünyada ciddi bir ekonomik kriz ve yoksullaşma var. Yeniden bir kooperatifçilik hareketi kurmanın tam zamanı” dedi.

    Prof. Dr. Bülent Gülçubuk kooperatifçiliğin gelişmesinde yeni dönem yerel yönetimin sorumluluğu hususunda saptamalarda da bulundu.

    Kooperatifleşmenin, sadece ekonomik faydalar sağlamakla kalmayıp toplumsal dayanışma ve katılımın güçlenmesine de olanak tanıdığını dile getiren Gülçubuk, şunları kaydetti; “Toplumsal yanıyla birlikte kooperatifleşme birçok toplum için önemli bir araçtır ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmada etkili bir strateji olarak kabul edilir. Geldiğimiz noktadaki ekonomik adaletsizlikler ve fırsat eşitsizlikleri için tek çözüm yolu kooperatifçilik. Bir kooperatif başkanı olarak diyorum ki kervan yolda düzülmüyor, temelleri çok iyi ve sağlam atmamız gerekiyor. Dünyada ciddi bir ekonomik kriz ve yoksullaşma var. Yeniden bir kooperatifçilik hareketi kurmanın tam zamanı. Kooperatifleri adaletsizliği ve yoksulluğu azaltacak birer araç olarak görmemiz gerekiyor çünkü mevcut sistemler buna çözüm bulamadı. Dünyada gıda fiyatları 12 aydır düşerken Türkiye’de 31 aydır yükseliyor. Türkiye’de hiçbir gıda ürünü pahalı değil, gelir az. Bir ülkede gıda fiyatları ne kadar konuşuluyorsa refah o kadar geride demektir. Gelirde gıdaya ayırılan pay yüzde kırka ulaştı. Avrupa’da yüzde on sekiz. Dolayısıyla bu insanların gelirini artırmak ve işsizliği sonlandırmak üzere düşünmek gerekiyor ki bu da kooperatifleri gerektiriyor. Tüm bunlar kooperatif azlığından kaynaklanıyor.”

    KOOPERATİFÇİLİK BAKANLIĞI KURULMALI!

    Ülkemize var olan kooperatifler arasında şüphesiz ki adını en çok duyduğumuz kooperatiftir. Tire Süt kooperatifi. Sadece ülkemizde değil dünyada da hikayesi örnek alınmaktadır.

    Tire Süt Kooperatifi başkanı Osman Öztürk’ün söyledikleri de dikkat çekici.

    Kooperatiflerin en büyük destekçilerinin belediyeler olması gerektiğini anlatan Başkan Öztürk, ‘Göreve geldiğimizden beri şunu savunuyorum; bölgede kooperatifler var olmalı ve bu kooperatiflerin de en büyük destekçisi belediyeler olmalı. Kooperatifleşme oldukça insanlar daha mutlu yaşam sürer. Bizim için önemli olan küçük üretici insanların hayatlarını devam ettirebilmesi için küçük üreticiler her zaman korunup desteklenmeli. Küçük üreticilerin köyden kente göçü ancak bu şekilde engellenir.

    Türkiye’de birçok kooperatifin farklı amaçlarla kurulduğunu ve devamlılığını sağlayamadığından bahseden Başkan Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

    ‘Türkiye’de kurulan birçok kooperatif 3-5 kişinin bir araya gelmesiyle kuruluyor. Bakıyorsunuz destek ve yardımlarla 2-3 sene ilerlemiş, sonrasında yok olmuş. Gerçek kooperatifçiliği bir kere bu gibi yapılardan ayırt etmek gerekiyor. Ülkeye ekonomik olarak katkı veren kooperatifleri ayırt etmek lazım. Kooperatifler desteklendiği sürece küçük üreticinin malı değerlenir. Ve bu işi kooperatiflerden başka yapacak kimse yok. Tarım bakanlığında sadece kooperatifleri yöneten bir bölümün mutlaka olması gerekirdi. Artık böyle bir makam da kurtarmaz. Kooperatifçilik Bakanlığının mutlaka kurulması lazım. Çünkü Türkiye’de kooperatifçilerin sorunları da istekleri de çok fazla. Bunların değerlendirildiği birimler yetersiz kalıyor. Biz kooperatif olarak ortaklarımızın ayaklarına kadar giderek sütlerini alıp değerlendirmezsek, o üretici üretmekten vazgeçer. Ya hayvanlarını satar, ya da sütünü çarşıda pazarda satmaya çalışır. Sorunların çözülmesi için mutlaka Kooperatifçilik Bakanlığının kurulması kaçınılmaz oldu. Birçok bölgemizde kooperatifçilik çalışmaları hala daha ne yazık ki yeterli değil. Bakanlık kurulduğunda kooperatifçiliğin de gelişeceğini, amacına yönelik hizmetler üreteceğini düşünüyorum.’

    SON SÖZ

    Gelelim sonuca. Çok fazla uzatmak istemiyorum. Ama diyeceğim o ki daha iyi koşullarda tarım yapılmasını ve çiftçinin ürettiğinden para kazanmasını istiyorsak kooperatifleşme şart. (Tire Süt Kooperatifi buna en güzel örnek)

    Ve bana sorarsanız Türk tarımının çıkış yoludur kooperatifleşme.

    21 Aralık Dünya Kooperatifçilik Günü

    Kutlu olsun.

    Hazırlayan: Gazeteci Taner Öztürk

    Son Yazılar

    Önerilen Yazılar

    ×
    ×