Son Yazılar

ÜRETİYORUZ PEKİ YA TÜKETEBİLİYOR MUYUZ?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023-2024 yılına ait bitkisel ürün denge tabloları açıklandı.

Yani ürettiğimiz ürünler bize ne kadar yetiyor?

Bunu birkaç örnekle anlatayım.

Mesela tahıl ürünlerinde yeterliliğimiz yüzde 111.9, buğdayda yüzde 118,4, arpada yüzde 115,7.

Sert kabuklu meyvelere baktığımızda fındık yüzde 573,6 ile yeterlilikte lider durumda.

Antep fıstığında yeterliliğimiz yüzde 110,4, cevizde yüzde 80,3, badem de yüzde 70,6 seviyesinde.

Bu rakamlara bakınca insan mutlu oluyor. Ne güzel değil mi üretiyoruz bolca.

O zaman da akıllara şu soru geliyor ?

Bu kadar üretiyoruz da peki ya tüketebiliyor muyuz ?

TÜİK’in verilerine baktığımızda bu sorunun yanıtı tüketemiyoruz. Neden mi anlatayım.

Mesela Antep fıstığı. 176 bin tona yakın üretim söz konusu ancak kişi başı tüketim sadece 1,7 kilogram.

Fındığa bakalım. Yukarıda da belirttim yeterlilik derecesi en yüksek olan ürün Dünya fındık üretiminde söz sahibiyiz. Yılda ortalama 700 bin ton üretiyoruz ancak kişi başı tüketim 1,3 kilogram.

Liste uzayıp gidiyor.

Bu rakamları ben değil Türkiye istatistik kurumu paylaştı.

Sorulması gereken üretim bu kadar fazla iken tüketim neden bu kadar düşük?

Sevmiyor muyuz Antep fıstığını, fındığı,bademi yoksa pahalı olduğu için yanına bile yaklaşamıyor muyuz ?

Bu hafta gündem başlığımız bu olacak

İşe önce TÜİK’in açıkladığı verilerle başlayalım. Sonra hangi üründe ne kadar üretiyoruz ve ne kadar tüketiyoruz buna bakalım.

TÜİK BİTKİSEL ÜRÜN DENGE TABLOLARINI AÇIKLADI

Türkiye İstatistik Kurumu, 2023-2024 dönemine ilişkin bitkisel ürün denge tablolarını açıkladı.

Buna göre, toplam tahıl ürünlerinde yeterlilik derecesi, söz konusu dönemde yüzde 111,9 oldu. Bu ürün grubunda en büyük paya sahip buğdayın yeterlilik derecesi yüzde 118,4 (durum buğdayında yüzde 228,6, diğer buğdayda yüzde 106) olarak kayıtlara geçti. Yeterlilik derecesi arpada yüzde 115,7, mısırda yüzde 96,5 ve soyada yüzde 4,1 olarak hesaplandı.

FINDIKTA YETERLİLİK DERECESİ YÜZDE 500’ÜN ÜZERİNDE

Meyveler ve içecek bitkilerinde en yüksek yeterlilik derecesi yüzde 573,6 ile fındıkta ölçüldü. Turunçgiller grubunda yer alan meyvelerin tamamında kendine yeterliliğin olduğu görüldü. Toplam çay arzının büyük bir kısmı yerli üretimden karşılanırken bu üründe yeterlilik derecesi yüzde 95,8 olarak belirlendi.

Toplam sebze ürünlerinde yurt içi üretimin Türkiye’deki talebi karşılama derecesi yüzde 111,3 oldu. Sebzelerde en yüksek yeterlilik derecesi yüzde 117,1 ile domateste tespit edilirken sakız kabakta 116,8, hıyarda 116,1 olarak ölçüldü.

Fındık dışında sert kabuklular grubunda yer alan ve yeterlilik tespit edilen diğer ürünler yüzde 110,4 ile Antep fıstığı , yüzde 102,6 ile kestane ve cevizde yüzde 80,3 oldu.

GREYFURTTA YETERLİLİK DERECESİ YÜZDE 192

Turunçgiller grubundaki greyfurtun yeterlilik derecesi yüzde 192’yi bulurken bu oran limonda yüzde 137,5, mandalinada yüzde 155,5 ve portakalda yüzde 140,6 olarak hesaplandı.

KURU BAKLAGİLLERİN YETERLİLİK DERECESİ YÜZDE 115

Kuru baklagillerden yeterlilik derecesi en yüksek ürünün yüzde 115,3 ile nohut olduğu belirlendi. Kuru fasulyenin yeterlilik derecesi yüzde 84,5 olarak tespit edildi.

Yağlı tohumlar ürün grubundan pamukta yeterlilik derecesi yüzde 97,7, ayçiçeğinde yüzde 71,9 ve kolzada yüzde 100,3 olarak ölçüldü. Şekerin yeterlilik derecesi ise yüzde 133,7 olarak kayıtlara geçti.

Tüik’in verileri de gösteriyor ki birçok üründe yeterliliğimiz iyi seviyede. Yani fazlasıyla üretiyoruz. Peki bu ürettiklerimizi ne kadar tüketiyoruz. Özellikle sert kabuklu meyvelere göz atalım.

Şunu çok iyi biliyoruz ki ülkemizde üretimi yapılan en önemli sert kabuklu meyveler fındık, ceviz antepfıstığı ve bademdir.
Hepside ülkemizde üretilen bu ürünlerin tüketim değerlerine bakalım.

TÜRKİYE CEVİZ ÜRETİMİNDE DÜNYADA DÖRDÜNCÜ SIRADA

Dünya ceviz üretimi 2022 yılında 3,9 milyon ton olarak gerçekleşti. Türkiye ortalama 350 bin ton üretim ile dördüncü sırada yer alıyor.

Ceviz üretiminde yeterliliğimiz yüzde 80,3 ve Türkiye’de kişi başı yıllık ortalama 5 kg ceviz tüketiliyor.

Cevizin ana vatanlarından biri olmamıza rağmen son dönemde ceviz ithalatının arttığı da dikkat çekiyor.

Kaliforniya ve Şili’nin yanı sıra Çin’den gelen cevizler iç pazarda çok fazla satılıyor.
ABD, Şili ve Çin’den ithal edilen cevizler 160 ile 200 lira aralığında satılırken yerli cevizin fiyatı 200 liradan başlıyor, 300 liraya kadar çıkıyor.

Kabuksuz cevizde ise rakam 700 TL’yi bulabiliyor.

Cevizde durum böyle. Peki fındıkta nasıl. Ona da bakalım.

TÜRKİYE 700 BİN TONDAN FAZLA FINDIK ÜRETİYOR

Dünya fındık üretiminde lider konumdayız. Türkiye’yi sırasıyla; İtalya, Azerbaycan ve ABD takip ediyor.

Dünyada 32 ülkede fındık üretimi var, 2022 yılında üretilen 1 milyon 195 bin 732 ton fındığın 765 bin tonunu (yüzde 64) Türkiye tek başına üretti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan kişi başına fındık tüketimi 2001 yılında 3 kilo iken 2024 yılında 1,3 kiloya düştü. Kişi başına fındık tüketimi 21 yılda yüzde 57 azaldı.

Buna karşılık International Nut Council verilerine göre Avustralya ve İtalya’da 1,6 , İsviçre’de 1,25 , Avusturya’da 1,18 ve Almanya’da da 1,04 kg kişi başı yıllık fındık tüketiliyor.

Bu azalışta bana sorarsanız satış fiyatlarının etkisi büyük. Zira markete gittiniz iyi kalitede şöyle 100 gram iç fındık almak istediniz ortalama 150 TL. Bunu kilograma vurduğunuzda bin 500 lirayı buluyor. Kuruyemişçilerde de bin liradan aşağı değil. Fiyatlar böyle olunca vatandaş tüketemiyor.

Sırada Antep fıstığı var.

TÜRKİYE’ DE KİŞİBAŞI ANTEP FISTIĞI TÜKETİMİ 1,7 KİLOGRAM

Dünya Antep fıstığı üretimi ortalama 1 milyon ton. Türkiye ise 239 bin ton üretim ile üçüncü sırada yer alıyor. Tıpkı fındık ve cevizde olduğu gibi Antep fıstığında da tüketimimiz çok az. Bir kişi yılda en fazla 1,7 kilogram tüketebiliyor.

44 kentimizde Antep fıstığı yetiştiriliyor ve bu kentler Güneydoğu, Akdeniz, Ege ve hatta İç Anadolu Bölgesinde bulunuyor.

Antep fıstığı tüketimi ülkeler bazında ele alındığında; ABD %19’luk payla ilk sırada, Çin %18 ile ikinci, Türkiye’nin toplam Antep fıstığı tüketimi ise %16’lık payla üçüncü sırada yer alıyor.
Gelelim bademe.

TÜRKİYEDE KİŞİBAŞI BADEM TÜKETİMİ

FAO verilerine göre yaklaşık 200 bin ton badem üretimi ile dünyada dördüncü sırada yer alıyoruz. Bu üretim yeterli mi diye sorarsanız değil.

TÜİK’e göre yeterlilik derecemiz yüzde 70,6 seviyesinde. Ürettiğimiz bademler kendi ihtiyacımızı karşılayama yetmiyor. Kişi başı tüketimimiz 2,8 kilogram ve bademde de ithalat devam ediyor.

Görüldüğü gibi üretiyoruz üretmesine de ama tüketim değerlerinde dünyanın çok gerisindeyiz. Peki ceviz, fındık, badem ve Antep fıstığı gibi ürünleri neden tüketmeliyiz sağlığımıza nasıl katkı sağlıyor?

Gelin bir de bu sorunun yanıtına bakalım.

SERT KABUKLU MEYVELERİ NEDEN TÜKETMELİYİZ?

Fındık, Antep fıstığı, badem ve ceviz gibi sert kabuklu meyveler yüksek oranda yağ içermesine rağmen bu yağın tekli ve çoklu doymamış yağ formunda olması nedeniyle yararlı etkileri vardır.

Kolesterolü düşürür, insülin ihtiyacını azaltır, vücut direncini arttırarak diyabet gibi birçok kronik hastalığın gelişmesini engeller.

Ayrıca fındık ve fındık yağının içeriğindeki E vitamini kanser riskini azaltıcı etkiye sahiptir, kalp damar hastalıklarına karşı da koruyucu etkisi belirlenmiştir.

Sert kabuklu yemişlerin besin içerikleri farklılık göstermekle birlikte genelde tiamin, niasin, fosfor, çinko, vitamin E, magnezyum, selenyum, bakır ve manganezin iyi kaynaklarıdır.
Sert kabuklu yemişler sindirim sisteminin çalışması için gerekli olan posa bakımından da zengindir.

Antep fıstığının 100 gram tüketilmesi vücudun günlük ihtiyacı olan vitamin, mineral ve proteinleri almasını sağlar.

Antep fıstığı, şeker hastalığına iyi geldiği gibi tokluk hissi de sağlıyor.

Türkiye çok sayıda üründe önemli bir üretim potansiyeline sahip ama bu kadar fazla üretiyor olmamıza rağmen tüketim o kadar da çok değil.

Özellikle fındık, ceviz, badem ve Antep fıstığı gibi ürünler, sağlığa çok faydalı olsalar da, yüksek satış fiyatı sebebiyle çoğu insanın sofrasına girmiyor. Düşündürücü olan kısmı da bu.
Bana kalırsa yapılması gereken hem üreticiler için hem de tüketiciler için önemli bir denge kurmamız gerekiyor. Bu kadar çok üretimin olduğu bir ortamda bu ürünlere erişebilmekte daha kolay olmalı.

Hazırlayan: Gazeteci Taner Öztürk

Son Yazılar

Önerilen Yazılar