Son Yazılar

ÜZÜMDE FELAKET TABLOSU: ÜRETMİYORUZ, TÜKETMİYORUZ, İHRACAT DÜŞÜYOR

Dünyanın önde gelen üzüm üreticilerinden biri olan ülkemiz, son günlerde üzüm fiyatlarının aşırı düşmesiyle gündemde. Denizli’nin Bekilli, Buldan, Çal ve Güney ilçelerinin belediye başkanlarının da katıldığı eylemler, üreticinin tepkisini net şekilde ortaya koydu. Üstelik daha önce TARİŞ’in açıkladığı düşük kuru üzüm alım fiyatları da adeta bu yangına benzin döktü. Ben de bu tablo karşısında üzüm üretimi, tüketimi, dış ticareti ve fiyatlar üzerine bir değerlendirme yapmak istedim. Yazdıkça felaketin boyutunun ne kadar derin olduğu daha iyi anlaşılıyor.

ÜZÜMÜN ANAVATANI: MANİSA

Üzüm denildiğinde akla gelen ilk yer elbette Manisa’dır. Çünkü Türkiye’de üretilen her üç üzümden biri Manisa’da yetişir. Ancak bu yıl zirai don nedeniyle ülke genelinde üzüm rekoltesinde ciddi bir düşüş yaşandı.

TARSİM verilerine göre zirai donun tarıma verdiği toplam zarar 23 milyar lira. Bunun yalnızca 11 milyar lirası üzüm üreticilerine ödenecek. Üzümde sigortalılık oranı görece yüksek olsa da sigortasız üreticiler de düşünüldüğünde zararın boyutunun çok daha büyük olduğu görülüyor. Bu kayıp üretim tahminlerine de yansıdı. İlk tahminlere göre 2024 yılı üzüm rekoltesi 2,8 milyon ton.

22 YILDA BİR ARPA BOYU YOL ALAMAMIŞIZ

“Bu yıl özel bir durum, düşüş normal” diyebilirsiniz. Ancak rakamlar gerçeği gözler önüne seriyor. TÜİK verilerine göre Türkiye 2002 yılında 3,5 milyon ton üzüm üretiyordu. 22 yıl sonra, 2024’te üretim yine 3,5 milyon ton. Bu sürede ülke nüfusu 19 milyondan fazla artmışken, üstüne resmi kayıtlara göre 4 milyon, gayriresmi tahminlere göre 10 milyon sığınmacı gelmişken ve yılda 60 milyon turist ağırlıyorken üretimde tek bir adım ileri gitmememiz düşündürücü.

Haksızlık etmeyelim; Mehdi Eker’in bakanlığı döneminde kişi başına üretim 2009’da 59 kiloya çıkmış, 2011’de 4,3 milyon tonla rekor rekolte elde edilmişti. Ancak bugün, İbrahim Yumaklı döneminde kişi başına üretim 40 kiloya gerilemiş durumda. Yani üzüm üretmiyoruz.

ÜRETMİYORUZ AMA TÜKETMİYORUZ DA!

2002’de kişi başına tüketim 29 kiloydu. 2009-2011 döneminde 35 kiloya yükseldi. 2023’te ise 21 kiloya kadar düştü. Kısacası soframızdan 14 kilo üzüm eksildi.
İhracatta da tablo karanlık

Dünya sıralamasında Türkiye; üzüm üretiminde 7’nci, yaş üzüm ihracatında 13’üncü, kuru üzüm ihracatında ise 1’inci sırada. Kâğıt üzerinde bu veriler gurur verici. Ancak son yıllardaki gelişmeler hiç de iç açıcı değil.

  • Yaş üzüm ihracatı: 2002’de 81 bin ton olan ihracat, 2021’de 265 bin tona kadar çıkmıştı. Geçen yıl ise 115 bin tona düştü. Bu, son 21 yılın en kötü sezonu.
  • Kuru üzüm ihracatı: 2002’de 207 bin ton olan ihracat, 2018’de 279 bin tona yükselmişti.

Ancak geçen yıl 181 bin tona geriledi. Son 25 yılın en düşük kuru üzüm ihracatı gerçekleşti.

ŞARAPTAKİ ÇÖKÜŞ

Üzümün bir diğer kullanım alanı olan şarapta tablo daha da vahim. 2002’de 8,3 bin ton litre şarap ihraç eden Türkiye, 2024’te bu rakamı 3 bin ton litreye düştü. Aynı dönemde ithalat 154 ton litreden %4486 artışla 7 bin ton litreye yükseldi. Yani şarap satan ülkeden, şarap ithal eden ülkeye dönüştük. Üstelik son 14 yılın 10’unda, son 7 yılın ise tamamında şarap ithalatı yapan bir ülke olduk. En yüksek ithalat ise 2023 ve 2024 yıllarında gerçekleşti, yani İbrahim Yumaklı döneminde.

ÜRETİCİ PARA KAZANABİLİYOR MU?

TÜİK verilerine göre geçen yıl Temmuzda 30,38 liradan satılan üzüm, bu yıl %92 artışla 58,30 liraya çıktı. Ancak işin gerçeği farklı: Ağustos ayında başlayan bağ bozumu döneminde fiyatlar hızla düştü. Bugün üretici 20 liraya üzüm satmak zorunda kalıyor. Denizli’de eylem yapan üreticiler 30-35 lira talep ediyor. Geçen yıl TÜİK verilerine göre ortalama fiyat 30,51 liraydı. Yani üretici bırakın kâr etmeyi, zararın en azını kabullenmiş durumda.

Tüketici cephesinde de tablo benzer. İki hafta önce 100 liraya satılan üzüm, bugün pazarlarda 50 liraya kadar geriledi. Türkiye’de üreticiden tüketiciye ürünün fiyatı katlanarak artarken, çiftçinin eline geçen pay her geçen gün azalıyor.

KURU ÜZÜM FİYATLARI VE TARİŞ’İN TUTUMU

TARİŞ bu yıl 9 numara çekirdeksiz kuru üzüm alım fiyatını 120 TL olarak açıkladı. Geçen yılki fiyatın sadece 5 lira üzerinde. Oysa üzümün az olduğu bir sezonda fiyatların artması gerekirdi. Bu tutum üreticiyi hayal kırıklığına uğrattı.

ÇÖZÜM NEREDE?

Üzüm üretimi, ihracatı ve tüketiminde tarihinin en kötü dönemlerinden geçen Türkiye, bu tabloyla devam ederse tıpkı şarapta olduğu gibi üzümde de ihracatçı konumdan ithalatçı konuma düşer. Bu işin düğümü Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’dadır. Toprak Mahsulleri Ofisi bir an önce kuru üzüm alım fiyatını açıklayıp, piyasayı regüle etmelidir. Ancak görünen o ki Sayın Bakan, üzüm meselesine uzak durmayı tercih ediyor. Hatta Manisa Sultani Çekirdeksiz Üzümü’nün sezon açılışına bile katılmadı; yerine eski bakan Bekir Pakdemirli gitti.

Bu ilgisiz politika devam ederse, uzun yıllar ihracatından döviz kazandığımız üzümde de ithalatçı olmamız içten bile değil.

Benden söylemesi…

Son Yazılar

Önerilen Yazılar