WEBAGRON - TARIMSAL İÇERİK PLATFORMU

Daha Fazla Gör

    Son Yazılar

    DAHA İYİ GIDALAR, DAHA ADİL BİR GELECEK İÇİN

    Bir Pirinç Tanesiyle Başlar Her Şey…

    Bugün 16 Ekim Dünya Gıda Günü.

    2025 yılı teması “Daha İyi Gıdalar ve Daha İyi Bir Gelecek İçin El Ele.” Ancak ne yazık ki bu temanın çağrısına rağmen hem dünyada hem de ülkemizde milyonlarca insan hâlâ açlık ve yetersiz beslenmeyle mücadele ediyor. Gelir eşitsizliği kadar gıda eşitsizliğinin de derinleştiği bir dönemden geçiyoruz.

    Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre gıda güvenliği;

    “Tüm insanların, her zaman, aktif ve sağlıklı bir yaşam için gerekli olan besin ihtiyaçlarını ve gıda tercihlerini karşılayacak şekilde, fiziksel, sosyal ve ekonomik açıdan yeterli, güvenli ve besleyici gıdaya erişiminin olması durumudur.”

    FAO bu tanımı dört temel boyut üzerine kurar:

    • Erişilebilirlik: Yeterli miktarda gıdanın sürekli mevcut olması.
    • Erişim: Bireylerin bu gıdaya ekonomik ve fiziksel olarak ulaşabilmesi.
    • Kullanım: Gıdanın güvenli, besleyici ve sağlıklı bir şekilde tüketilebilmesi.
    • İstikrar: Bu üç unsurun zaman içinde sürdürülebilir biçimde devam etmesi.

    Peki biz bu unsurların hangisini sağlayabiliyoruz?

    Ülkemizde gıda arzı açısından bir sorun yok. İster üretimle ister ithalatla olsun, raflarımızda ürün bulunuyor. Ancak mesele burada bitmiyor. Sorunun büyüğü ekonomik erişim kısmında.

    Bugün çalışanların yüzde 42’si asgari ücret alıyor, yaklaşık 17 milyon emekli düşük gelir grubunda yer alıyor. TÜRK-İŞ’in Eylül 2025 verilerine göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 27 bin 790 lira, yoksulluk sınırı ise 91 bin 109 lira. Yani milyonlarca insan, sağlıklı beslenme için gereken gelirin çok altında yaşıyor. Fiziksel olarak gıda var, ama ekonomik olarak erişim mümkün değil.

    Üçüncü boyut olan kullanım, yani gıdanın güvenliği konusunda da tablo pek iç açıcı değil. Tarım ve Orman Bakanlığı düzenli denetimler yapıyor, ancak vatandaşın aklındaki soru aynı:

    “Biz gerçekten ne yiyoruz?”

    Bu üç başlıktan ikisinde eksik kalınca, dördüncü madde olan istikrar da kendiliğinden bozuluyor.

    DÜNYADA GIDA İSRAFI ARTIYOR

    Gıdaya erişimin bu kadar adaletsiz olduğu bir dönemde, dünya aynı zamanda büyük bir gıda israfı yapıyor.

    Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) 2024 Gıda İsrafı Raporu’na göre, her yıl dünya genelinde 1,05 milyar ton gıda çöpe gidiyor.

    Bu israf yalnızca ekonomik kayıp yaratmıyor; aynı zamanda açlığı derinleştiriyor, çevreyi kirletiyor ve iklim krizini büyütüyor.

    Bugün 783 milyon insan açlıkla mücadele ederken, 1 trilyon dolardan fazla değerde gıda çöpe atılıyor.

    Bu miktar, küresel olarak üretilen tüm gıdanın üçte birinden fazlasına denk geliyor ve dünyanın tarımsal alanlarının yaklaşık %28’ini temsil ediyor.

    2022’de dünya nüfusunun %29,6’sı orta veya şiddetli düzeyde gıda güvensizliği yaşadı. Gıda israfını azaltmak, hem bu insanların gıdaya erişimini artırabilir hem de çevresel etkileri azaltabilir. Zira gıda israfı, küresel sera gazı emisyonlarının %8 ila %10’unu oluşturuyor.
    Aynı yıl, kişi başına ortalama gıda israfı 132 kilogram oldu. Bunun 79 kilogramı hane halkından kaynaklandı. Yani tüketicilere ulaşan gıdanın yaklaşık %19’u çöpe gitti.

    Ülkelere baktığımızda tablo şöyle:

    • Çin: 108,7 milyon ton
    • Hindistan: 78,1 milyon ton
    • Brezilya: 20,3 milyon ton
    • Endonezya: 14,7 milyon ton
    • Almanya: 6,5 milyon ton
    • Güney Afrika ve Gana: 2,8 milyon ton

    Kişi başına israf oranına bakınca sıralama değişiyor:

    Brezilya 94 kg, Almanya 78 kg, Çin 76 kg, Hindistan 55 kg, Filipinler 26 kg.
    Yani toplam israf ile kişi başına düşen israf arasında ciddi farklar var.

    UNEP raporuna göre gıda israfı yalnızca zengin ülkelerin değil, tüm gelir gruplarının ortak sorunu.

    TÜRKİYE’DE DURUM NE YAZIK Kİ DAHA KÖTÜ

    Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın 2022 Gıda İsrafı Endeksi Raporu’na göre, gıda israfının

    • %60’ı evlerde,
    • %27’si gıda hizmetlerinde,
    • %13’ü perakende sektöründe gerçekleşiyor.

    Aynı raporda Türkiye’de kişi başı yıllık gıda israfı 102 kilogram olarak belirtiliyor.
    Yani Türkiye’de 8,7 milyon ton gıda hanelerde çöpe gidiyor.

    Eğer dünya ortalamasına denk bir israf oranımız olsaydı, 2022’de bu miktar 14,6 milyon ton olurdu.

    Ancak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2023 verilerine göre Türkiye’de kaybolan ve israf edilen gıda miktarı 18,2 milyon tona çıktı.

    Üstelik çöplerimizdeki gıdanın oranı %52.

    Ülke genelinde kaç kişinin gıda güvencesizliği yaşadığını kesin bilmiyoruz ama bir yanda milyonlarca insan açlık sınırında yaşarken, diğer yanda her yıl 18 milyon ton gıdanın israf edilmesi gerçekten kabul edilemez.

    Adil paylaşımın olmadığı bir dönemde, kazananların gıdayı çöpe atması, vicdanları yaralıyor.

    BİR PİRİNÇ TANESİ KADAR VİCDAN

    Yıllar önce HBB kanalında izlediğim Koreli bir kadının sözleri kulağımdan hiç gitmiyor:
    “Herkes sofrasında bir tane pirinç tanesini israf etmese, milyonlarca insanın karnı doyar.”

    Gerçekten de öyle değil mi?

    Ülkemizde 86 milyon insan, her biri sadece bir pirinç tanesini israf etmese, milyonlarca insanın karnı doyar.

    Hayata o Koreli kadın gibi bakmadığımız sürece ne adil olabiliriz ne de gerçekten “daha iyi bir gelecek” kurabiliriz.

    Son sözüm şu:

    Gıda israfı büyük bir günahtır.
    Neye inanırsanız inanın,
    gıdayı israf etmeyin.

    Benden söylemesi.

    Son Yazılar

    Önerilen Yazılar

    ×
    ×