Son Yazılar

Türkiye Hayvancılığının Krizi Ahırda değil, Merada Başlıyor

Dünyadaki Otlakların Yarısı Yok Olacak


Otlak alanlar tüm dünyada 1,5 milyardan fazla hayvana açık büfe yemek sunuyor. Potsdam İklim Etki Araştırma Enstitüsü’nün araştırmasına göre, “iklim bozulması nedeniyle yüzyılın sonuna kadar mera alanları yüzde 36 ile 50 arasında yok olabilir, küresel gıda sistemleri çökebilir.” Afrika’daki düşük gelirli ülkeler en ağır şekilde etkilenecek, gıda güvenliği ve küresel geçim kaynakları tehlikeye girecek. Daha ötesi işsiz kalan milyonlarca çiftçi ortaya çıkacak. 

Mera Kaybı Küresel Gıda Zincirini Çökertebilir

Hayvancılık hem iklim bozulması etkisi altında hem de sebebi. FAO’ya göre et ve süt ürünleri küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 14,5’ini yaratıyor. Lancet raporlarına göre “gıda gezegendeki kaynak kullanımı aşımının tek nedeni.”

Meralarda Bıçak Kemiğe Dayandı 

Uzmanlara göre fosil yakıtlar azaltılırsa otlakların yüzde 16’sı kurtarılabilir. Araştırmacı Chaohui Li’ya göre “iklim değişikliğinin otlakları azaltması sonucu, zaten açlık çeken ülkelerde siyasi istikrarsızlık, ekonomik sorunlar ortaya çıkacak.”

Mera Bozulmasından Yoksul Ülke Çiftçileri Daha Çok Etkileniyor 

Uzmanlara göre “güvenli iklimsel alan” olarak tanımlanan otlatmaya uygun mekân ve hava durumu koşulları giderek kaybediliyor. 2100 yılına kadar otlatmaya elverişli alanların yüzde 50’si yok olacak. Otlak azalmasından etkilenen nüfusun yüzde 81’i düşük gelirli, ciddi açlık sorunu yaşayan, cinsiyet eşitsizliği olan, çatışmaların yoğun yaşandığı ülkeler. Mera kaybı kaynaklı sosyoekonomik sonuçların başında çatışmalar ve üretkenlik kaybı geliyor. 

Afrika Meraları Yok Oluyor

Etiyopya, Doğu Afrika Rift Vadisi, Kalaharı Havzası ve Kongo Havzasındaki otlaklar güneye doğru kayarken kıyı otlak alanlarının genişleyecek yeri olmadığından tamamen yok olacak. Buralarda yaşayan çiftçiler için yıkım demek. Söz konusu çiftçilerin diğer otlak alanlara gitme hecesi yeni çatışma ve sorunlar demek. Groningen Üniversitesi’nden Prajal Pradhan’a göre, “tür değiştirme ve uyum stratejileri kısmen başarılı oluyor.

Türkiye Meraları Da Yok Oluyor

Dünyada bunlar olurken Türkiye’nin meralarında durum farklı değil. TÜİK’e göre Türkiye’de 14,617 milyon hektarlık mera alanı ülke yüzölçümün yüzde 17’sine denk geliyor. 1940’larda 44 milyon hektar olan mera alanı giderek azalıyor, işlev kaybı yaşıyor. FAO’ya göre Türkiye’deki meraların yüzde 64’ü farklı derecelerde bozulmalara maruz. Sadece kayıplar değil Türkiye meralarının sadece yüzde 12,4’ü yeterli ve kaliteli yem üretebiliyor. 1940’lı yıllarda hayvan başına 4,3 hektar mera alanı düşerken bugün oran 1,1 hektara kadar gerilemiş durumda. Kalanı karın tokluğuna otlama. Kalan yüzde 87,6’lık alanda otlayan hayvanlar yeteri kadar yem verimi alamıyor. Meali buralarda otlayan hayvanlar yeteri kadar beslenemiyor, doymak için fazla yol kat ediyor, kas yapıyor, et ve süt kalitesi düşüyor. 

Her İki Meradan Biri Yok Oldu

Tarım Orman Bakanlığı verilerine göre son 50 yılda ülkedeki her iki meradan biri yok oldu. Bakanlıklar son yıllarda etkili mera ıslah çalışmaları yapsa da bozulma çeşitli nedenlerle devam diyor. Sayıştay’ın 2024 yılı denetimlerine göre durum iç açıcı değil. Köy ve belediyeler tarafından toplanan mera gelirleri gelirler ıslah amacıyla kullanılmıyor. 2023 yılında 77 belediye 18,2 milyon TL, 2024 yılında 66 belediyenin topladığı 20,8 milyon TL mera geliri mera ıslahı için kullanılmadı. 

2025’de Dünya Bankası ve Tarım Orman Bakanlığı ortak projesi ile mera ıslahına 1,5 milyar TL kaynak ayrılmış olsa da söz konusu miktar Türkiye’nin meralarının yapısı dikkate alındığında gerekli olan bütçenin çok altında. Tarım Orman Bakanlığı verilerine göre 2022 yılına kadar 1916 proje kapsamında 1,4 milyon hektarlık alanda mera ıslahı yapıldı.

Türkiye’de Hayvancılığın Gizli Sorunu, Mera Verimsizliği

Küresel ölçekte hayvancılık üretimine ayrılan alanların yüzde 91’i mera alanları. FAO’ya göre dünya genelinde 3,4 milyar hektar alan mera olarak kullanılıyor. Meralar özellikle dağlık bölgelerde sadece hayvancılık için değil bölgede yaşayan topluluklar için ekolojik bir işlev üstleniyor. Türk meralarının verimsizliği sadece hayvancılığı değil tarımsal faaliyetleri ve hatta sağlık harcamalarını da olumsuz etkiliyor.  

Türk Meraları Kaba Yem Üretemiyor 

Hayvan sayısındaki artış, değişen iklim koşulları, verimsiz arazilerin sürülmesi ve toprak erozyonu gibi nedenlerden ötürü meralardaki kaba yem üretimi azalmaya devam ediyor. TÜİK 2020 rakamlarına göre kaba yem üretimi 19,96 milyon tona düştü. Türkiye coğrafi konumu ve topoğrafik çeşitliliği sayesinde her türlü hayvancılık için önemli potansiyele sahip ancak meralarımızın yem üretme kapasitesi kısıtlı. 

Meralar sadece hayvancılığı değil, Türkiye’nin gıda enflasyonunu etkiliyor

Türkiye’de tarım sektörünün toplam GSYH içindeki payı yaklaşık yüzde 5,2 düzeyinde yıllar için de değişse de hala kırsal da istihdamın temel taşı. Tarımın payının da yüzde 35’i hayvancılığa ait.  GSYİH’nın yüzde 2’sini üreten bir sektörün temel girdisi çökerken, bunun makroekonomik etkisi sadece tarımla sınırlı kalmaz.  Mera alanlarının yüzde 32,2’sinin iklim değişikliğinden en çok etkilenen Orta Anadolu bölgesinde olması meraların kırılganlığını yükseltiyor. 2025 yılı hayvan ve et ithalatının faturası 1 milyar 191 milyon dolar. 

Meralar İyileşmeden Yemde Dışa Bağımlılık Bitmez

Sadece hayvan değil yem ihtiyacında da yüzde 50 dışa bağımlılık devam ediyor. Yıllık ortalama 4 milyar dolardan fazla yem hammaddesi ve katkı ithal ediliyor. Yeme bağımlı hayvancılığın sürdürülebilir olmadığı aşikâr bu anlamda meraların ıslahı ulusal gıda güvenliğinin önemli bir parçası. Dergi Park’ta yayınlanan bir makaleye göre, Türkiye’de et ithalatının tüketici fiyat endeksine etkisi yüzde 2 ile 6 düzeyinde. Bu anlamda mera kaybının enflasyona etkisi de sinsi bir çarpan olarak giderek artıyor. 

Çözüm Doğa Temelli 

Nature’de yayınlanan bir araştırmaya göre, çiftçilerin finansal destek mekanizmalarına erişimi sınırlı olması nedeniyle mera bozulmalarıyla ilgili farkındalıkları çok yüksek değil. Bu nedenle çözüme dönük projelere katkı sunamıyorlar. Oysa çözüm çiftçiyi çözümün sahibi, katalizörü yaparak iyileşmeyi hızlandırmak. Çözüm zor olsa da imkânsız değil. Mera gelirleri ıslah fonu kurularak etkili rehabilitasyonlar yapmak.  Meraları karbon kredisi kapsamına alacak regülasyonları yapmak. Rejeneratif otlatma politikalarıyla toprağın, ekosistemin rehabilitasyonu ve biyoçeşitliliğin artırılması hedefli bütünsel bir yaklaşım sergilemek. Hayvancılık desteklerini sayıya değil verime göre planlamak.

Velhasıl, meralar sadece hayvanların akşam yemeği değil, homosapiensin protein/huzur, lezzet kaynağı. Kronikleşen mera hastalıkları, sanayiye, imara açılan mera alanları, bakımsız meralar. Her biri gıda güvencesinde onarılamaz delikler oluşturuyor, gıda gizliden gizliye gıda enflasyonunu yükseltiyor, göçü tetikliyor. 

Son Yazılar

Önerilen Yazılar