OECD ve FAO iş birliğiyle hazırlanan “Tarımsal Görünüm 2025-2034” raporuna göre, bakliyat sektöründe önümüzdeki on yıl boyunca küresel ölçekte önemli bir büyüme bekleniyor. Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Özdemir, artan talebin Türkiye açısından büyük fırsatlar barındırdığını söyledi.
KÜRESEL TALEP ARTIYOR, TÜRKİYE POTANSİYELİNİ HAREKETE GEÇİRMELİ
Raporda yer alan tahminlere göre, 2024 yılında 50 milyon ton olan dünya bakliyat üretimi, 2034’te yüzde 25’lik artışla 63 milyon tona yükselecek. Aynı dönemde dünya genelinde bakliyat tüketiminin toplam gıda tüketimi içindeki payının da artması bekleniyor. Küresel ticarete konu olan bakliyat hacminin 23 milyon tona çıkacağı öngörülürken, Kanada, Avustralya ve Rusya gibi ülkelerin ihracatta ön plana çıkacağı belirtildi.
Kişi başı tüketimin de yüzde 15 artarak 86 kiloya ulaşması bekleniyor. Özdemir, Türkiye’nin mevcut üretim altyapısının bu artışı karşılayacak düzeyde olduğunu ifade ederek şu değerlendirmede bulundu: “2024’te 1 milyon 560 bin ton olan Türkiye üretiminin, 2034’te 1 milyon 800 bin tona çıkacağı tahmin ediliyor. Ancak dış ticarette bu artış oranının gerisinde kalmamak için üretimimizi hızla artırmalı ve dünya pazarından daha fazla pay almalıyız.”
BAKLİYAT GIDA GÜVENCESİ İÇİN STRATEJİK BİR ÜRÜN
Özdemir, bakliyatın yalnızca besleyici bir ürün değil, aynı zamanda gıda güvenliği açısından da stratejik önemde olduğunu vurguladı. “Bakliyat ürünlerinin yüksek besin değeri, uzun süre saklanabilmesi ve bozulmaya dirençli yapısı, gıda israfını azaltıyor. Aynı zamanda toplum sağlığını destekleyen fonksiyonel bir gıda grubudur” dedi.
Hazır gıda sektöründe de bakliyatın kullanım alanı genişliyor. Özdemir, özellikle kentleşme ve yoğun iş hayatıyla birlikte sağlıklı atıştırmalıklara yönelimin arttığını, bu eğilimin hazır bakliyat tüketimini desteklediğini kaydetti.
YATIRIMLARIN SOMUTLAŞMASI GEREKİYOR
Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, sektörün gelişmesi için destekleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Planlı üretim, sertifikalı tohum kullanımı, nohut ve mercimek için su kısıtı desteği gibi teşviklerin artırılması gerektiğini vurgulayan Özdemir, “Bu alanda planlar artık yatırıma dönüşmeli” dedi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından uygulanan “Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı” kapsamında Mersin için belirlenen “Bakliyat Ürünlerinden Katma Değerli Hazır Üretim” başlığının uygulamaya geçirilmesinin kritik önem taşıdığını ifade eden Özdemir, bu sürecin yalnızca Mersin değil, ülke ekonomisi için de önemli katkılar sağlayacağını belirtti.
TÜRKİYE KÜRESEL REKABETTE ÖNE ÇIKABİLİR
Türkiye’nin üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve coğrafi avantajlarıyla dünya pazarında rekabet gücüne sahip olduğunu belirten Özdemir, “Yatırımlar, destekler ve stratejik planlamalarla bakliyatta ihracatımızı artırabiliriz. Kanada, Avustralya ve Rusya gibi ülkelerle rekabet edebilmemiz mümkün.” dedi.

