Türkiye’nin bitkisel üretim üssü olan Antalya’da, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Antalya Tarım Konseyi ve Antalya Ticaret Borsası iş birliği ile 19 Eylül 2025 tarihinde “Akdeniz Bölgesi Keçi Çalıştayı” düzenlendi. Çalıştayın benim açımdan önemi, bölgenin yalnızca bitkisel üretim değil, hayvancılık potansiyeli bakımından da ciddi bir taşıyıcı güce sahip olduğunun bir kez daha görülmesidir.
Çalıştayın sonuç raporunda keçi yetiştiriciliğinin tarihsel önemi, keçi eti tüketimine ilişkin mevcut durum, çalıştayda sorulan sorular ve verilen cevaplar ile birlikte bölgesel tespitler ve öneriler yer almaktadır.
Soru–cevap bölümü beş ana başlık altında toplanmıştır:
- Mera işgali, su sıkıntısı ve sulama
- Vahşi hayvan/kurt saldırısı
- Çobanlık mesleği
- Hastalıklar ve veteriner hizmetleri
- Pazarlama
Raporda vurgulanan hususların başında, meralar üzerindeki yapılaşma baskısı gelmektedir. Mera üzerine kurulan yapılar yalnızca otlatma alanlarını azaltmamakta, aynı zamanda su kaynaklarını da ortadan kaldırmaktadır. Bunun yanında mermer, maden, taş ocakları ve GES kurulumlarının da hem otlatma hem de su kaynakları üzerinde baskı oluşturduğu belirtiliyor.
Antalya’da Mera Kanunu’na göre tespit edilen 241 bin 939 hektar meranın yalnızca yüzde 5’ine tekabül eden 12 bin 205 hektarlık kısmının ıslah edilmiş olması, bölgenin ot verimi göz önüne alındığında kabul edilebilir bir oran değildir. Bu nedenle Antalya’da acilen 5 yıllık bir planlama ile mera ıslahının tamamlanması bir zorunluluktur.
Çünkü keçi varlığı bakımından Türkiye ikincisi olan Antalya’da, 2004 yılında ülkedeki her 1.000 keçiden 85’i bu ilde bulunurken bugün bu sayı 58’e gerilemiş durumda. Diğer yandan 2020 yılında 771 bin olan keçi sayısının 2024’te 628 bine düşmesi, yalnızca Antalya ölçeğinde değil, 52 ilin her birinin toplam keçi varlığından daha fazla bir kayba işaret ediyor.
Dolayısıyla mera ıslahı artık ertelenemez bir ihtiyaç olmaktan çıkmış, acil bir zorunluluk haline gelmiştir.
Hepimizin bildiği gibi, orman bölgelerinde keçilerin otlatılmasına çoğu zaman izin verilmiyor. Ayrıca yaylalara ve meralara çıkış–iniş güzergâhlarında su bulunmaması nedeniyle, yetiştiriciler hayvanlarını otlatmaya çıkarmakta ciddi güçlükler yaşamaktadır. Şebeke suyunun kullanılması ise maliyetleri arttıran bir başka unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.
Su, bizler için olduğu kadar doğadaki tüm canlılar için de hayati öneme sahiptir. Hayvanların su ihtiyacını karşılayacak bölgelerde sıvatlar kurulmalıdır. Bu konuda İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Büyükşehir Belediyesi arasında iş birliği yapılması gerekmektedir. Ancak mevcut siyasi konjonktürde bunun sağlanmasının kolay olmadığını hepimiz biliyoruz. Bu da ülkemizin makus talihinin bir yansımasıdır. Burada irade Sayın Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya düşmektedir. Vereceği tek bir talimatla, kim olduğuna bakılmaksızın tüm kurum ve yerel yönetimlerin iş birliği yapması sağlanabilir. Bu ülke tarımı için siyaset üstü bir adım olacaktır. Yapar mı?
Vahşi hayvan saldırılarıyla ilgili bölümde “Yetiştiriciler, özellikle kurtların doğaya orman teşkilatı tarafından bırakıldığı konusunda endişe taşıyorlar” ifadesini okuduğumda doğrusu kaygı verici buldum. Umarım iddialar gerçeği yansıtmaz. Yetiştiricilerin beklentisi, kendilerini rahatlatacak bir açıklamanın yapılmasıdır.
Çobanlık konusu yalnızca Antalya’nın değil, ülkemizin genel sorunudur. Bu kapsamda dikkat çekici önerilerden biri, 5 yıl çobanlık yapacağını taahhüt eden yeni evli çiftlerin düğün ve çeyiz masraflarının devlet tarafından karşılanması ve sosyal güvenlik primlerinin devletçe ödenmesidir. Bu tür öneriler değerlendirilmelidir. Hastanın ameliyatta olduğu bir dönemde, her çözüm önerisi kıymetlidir.
Keçi etine yönelik olumsuz algı, tüketimin düşük kalmasına yol açmaktadır. Bu algının kırılması için Toros Oğlağı’nın niş ürün olarak tanıtılması oldukça yerinde bir öneridir. Benim buradaki önerim ise büyük marketler yerine turizm tesisleri ve otellerle iş birliği yapılarak ayda bir veya iki kez “Unique Turkish Goat Meat” temalı tanıtım günleri düzenlenmesi ve özellikle her şey dahil otellerde yemek menülerinde yer verilmesidir.
Çalıştay sonuç raporunda yer alan 13 önerinin her biri büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmaya emek veren tüm kurum ve katılımcıları kutluyorum. Raporun tamamını okumak isteyenler “Keçiyi Meraya, Çobanı Yaylaya Döndürecek 13 Öneri” adlı içeriğe göz atabilir.

