Gıda Güvenliği Derneği tarafından düzenlenen çalıştayda, gıdalarda taklit ve tağşişin önlenmesine yönelik analiz teknolojileri, mevzuat uygulamaları ve yapay zekâ destekli sistemler ele alındı. Çalıştayda hem ulusal hem uluslararası uzmanlar görüşlerini paylaştı.
Gıda Güvenliği Derneği, Dünya Gıda Güvenliği Günü dolayısıyla “Gıdalarda Taklit ve Tağşişin Önlenmesi” başlıklı bir çalıştay düzenledi. Dernek Başkanı Ayça Özden’in moderatörlüğünde iki oturum halinde yapılan çalıştaya bilim insanları, kamu yetkilileri ve sektör temsilcileri katıldı.
Dernek Başkan Yardımcısı Dr. Samim Saner, hileli gıdaların tüketiciyi kasıtlı olarak yanıltmaya yönelik olduğunu belirterek, özellikle zeytinyağı, bal ve süt ürünleri gibi analizi zor ve yüksek fiyatlı gıdalarda bu tür uygulamalara daha sık rastlandığını söyledi. Saner, kasıt ile kusur ayrımının önemine dikkat çekerek, miktar analizlerinin bu ayrımda kritik rol oynadığını ifade etti.
Saner, coğrafi köken ve içerik tespiti gibi alanlarda gelişmiş analiz yöntemlerinin devreye girdiğini, yakın gelecekte moleküler parmak izi yaklaşımlarının yaygınlaşacağını belirtti. Hileyle mücadelede proaktif ve bilim temelli bir yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Avrupa Birliği Sağlık ve Gıda Güvenliği Müdürlüğü’nden Ghislain Marechal, gıda zincirinin bütünlüğünün yalnızca sağlık açısından değil, aynı zamanda ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik açısından da önem taşıdığını söyledi. Marechal, yasa dışı balıkçılık, sahte etiketleme ve yasaklı kimyasalların kullanımı gibi uygulamaların zincirdeki zafiyetleri gösterdiğini belirtti.

AB’nin risk temelli denetim sistemlerinden bahseden Marechal, 30 ülkeyi kapsayan Gıda Hileleri Ağı’nın aktif işleyişini örnek gösterdi. Yeni geliştirilen yapay zekâ destekli TraceMap uygulamasının etiket tutarlılığı ve kalıntı analizlerinde hız ve doğruluk sağladığını ifade ederek, bu sistemlerin veri tabanlı mücadeleyi güçlendireceğini dile getirdi.
Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Dr. Ersin Dilber ise Türkiye’de gıda denetimlerinin kapsamının genişletildiğini, 2024 yılı içinde 1.3 milyon denetim gerçekleştirildiğini açıkladı. Dilber, 28 Temmuz itibarıyla tüm satış ve toplu tüketim yerlerinde QR kodlu izlenebilirlik sisteminin zorunlu hale geleceğini duyurdu. Denetim sonuçlarının https://guvenilirgida.tarimorman.gov.tr adresinden kamuoyuyla paylaşıldığını da hatırlattı.
Dr. Dilber, kasıt ve kusur ayrımının denetim süreçlerinde titizlikle yapıldığını, yalnızca insan sağlığını tehdit eden ve kasıtlı olarak yapılan eylemlerin kamuoyuyla paylaşıldığını belirtti. Denetimlerde kritik ürün gruplarının önceliklendirildiğini ve üreticilere eğitim verilerek kusura dayalı sorunların azaltılmasının hedeflendiğini kaydetti.
Türkiye Süt Et Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği adına konuşan Emine Seri ise gıda hilelerinin yalnızca tüketiciyi değil, dürüst üreticileri ve sektör güvenini de olumsuz etkilediğini söyledi. Kamuoyuna açıklanan uygunsuzluklarda “kesinleşmişlik” ilkesinin esas alınması gerektiğini belirten Seri, kasıtla kusurun ayrıştırılmasının sektörel itibar açısından önemli olduğunu ifade etti.
Seri ayrıca, sosyal medya, açık pazarlar ve belgesiz satış noktalarında denetimlerin artırılması çağrısında bulunarak, sektör içinde otokontrol mekanizmalarının güçlendirildiğini ve mücadelede farkındalık ile iş birliğinin önem taşıdığını söyledi.

