WEBAGRON - TARIMSAL İÇERİK PLATFORMU

Daha Fazla Gör

    Son Yazılar

    REJENERATİF TARIMIN BİTKİ KORUMA AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

    Dünya nüfusunun hızla artması, gıda talebindeki yükseliş ve iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki baskıları, tarım sistemlerinin sürdürülebilirliğini kritik bir noktaya taşımıştır. Geleneksel tarım uygulamaları; yüksek girdili üretim modelleri, yoğun kimyasal gübre ve pestisit kullanımı, tek tip ürün desenleri ve yoğun toprak işleme gibi uygulamalar nedeniyle çevresel bozulmaya, toprak sağlığının zayıflamasına ve ekosistem dengesinin bozulmasına yol açmaktadır (Gomiero ve ark., 2011; Horton ve ark., 2021).

    Bu süreç yalnızca çevresel sürdürülebilirliği değil, aynı zamanda bitki sağlığı ve bitki koruma sistemlerinin etkinliğini de doğrudan etkilemektedir. Artan hastalık ve zararlı baskısı, pestisit direncinin hızla gelişmesi, hedef dışı organizmaların zarar görmesi ve yararlı floranın azalması, kimyasal mücadele temelli bitki koruma yaklaşımlarının uzun vadede yetersiz kaldığını ortaya koymaktadır.

    Bu bağlamda, son yıllarda bilimsel literatürde giderek daha fazla yer bulan rejeneratif tarım, yalnızca sürdürülebilirliği korumayı değil; bozulan ekosistem fonksiyonlarını yeniden inşa etmeyi hedefleyen, ekosistem temelli bir üretim modeli olarak öne çıkmaktadır. Rejeneratif tarımın temel ilkeleri, bitki koruma disiplininin modern yaklaşımlarından biri olan ekosistem temelli ve önleyici mücadele anlayışı ile büyük ölçüde örtüşmektedir.

    REJENERATİF TARIM KAVRAMI VE TEMEL YAKLAŞIM

    Rejeneratif tarım kavramı, 1980’li yıllardan itibaren kullanılmaya başlanmış olup, özellikle 2015 yılından sonra bilimsel literatürde yaygınlaşmıştır (Montgomery, 2017; Newton ve ark., 2020). Ancak kavramın henüz evrensel olarak kabul edilmiş tek bir tanımı bulunmamaktadır.

    Rodale (1983), rejeneratif tarımı toprağın biyolojik üretim kapasitesini artıran bir üretim modeli olarak tanımlarken; Grant (2017), toprak kalitesi, biyoçeşitlilik, su ve ekosistem sağlığını aktif biçimde iyileştiren tarımsal uygulamalar bütünü olarak ele almıştır. Elevitch ve ark. (2018) ise rejeneratif tarımı; toprak sağlığını iyileştiren, karbon tutulumu sağlayan, kapalı besin döngülerini ve iç kaynak kullanımını esas alan bir sistem olarak tanımlamıştır.
    Bu tanımlar ışığında rejeneratif tarımın tanımını; toprak, bitki, mikroorganizma, zararlı ve yararlı organizmalar arasındaki ekolojik ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan, doğa temelli bir üretim modeli olarak yapabiliriz. Bu yönüyle rejeneratif tarım, bitki koruma disiplininin temelini oluşturan ekosistem temelli mücadele anlayışı ile doğrudan örtüşmektedir.

    REJENERATİF TARIM VE BİTKİ KORUMA İLİŞKİSİ

    1. TOPRAK SAĞLIĞI, MİKROBİYAL DENGE VE HASTALIK BASKISI

    Toprak, bitki sağlığının ve bitki koruma süreçlerinin temelini oluşturmaktadır. Rejeneratif tarım uygulamaları; minimum toprak işleme, örtü bitkileri, organik madde artırımı ve kompost uygulamaları yoluyla toprak biyolojik aktivitesini ve mikrobiyal çeşitliliği artırmaktadır.

    Biyolojik açıdan zengin ve dengeli topraklarda;

    • antagonistik bakteriler,
    • mikorizal mantarlar,
    • faydalı nematodlar

    gibi organizmaların popülasyonu artmakta ve bu durum özellikle toprak kökenli patojenlerin baskılanmasına katkı sağlamaktadır (Soto ve ark., 2021).

    Bu mekanizma, kök çürüklükleri, solgunluk hastalıkları ve diğer toprak kaynaklı fungal patojenlerin baskılanmasında doğal bir biyolojik kontrol ortamı oluşturarak fungisit kullanım ihtiyacını azaltabilmektedir.

    2. BİYOÇEŞİTLİLİK VE ZARARLI YÖNETİMİ

    Geleneksel tarımda yaygın olan monokültür üretim sistemleri, zararlı böcek ve hastalıkların hızla yayılmasına uygun ortamlar oluşturmaktadır. Rejeneratif tarım ise; ürün çeşitliliği, örtü bitkileri, tarla kenarı doğal habitatlar ve entegre hayvancılık uygulamaları ile tarımsal biyoçeşitliliği artırmaktadır (Gosnell ve ark., 2019).

    Artan biyoçeşitlilik, doğal düşman popülasyonlarını destekleyerek zararlı organizmaların biyolojik kontrolünü güçlendirir. Bu durum, entegre mücadele (IPM) ilkeleriyle uyumlu olup, pestisit kullanımının azaltılmasına olanak tanır. Böylece pestisit direnci gelişimi ve çevresel toksisite riskleri de düşürülebilir.

    3. BİTKİ DAYANIKLILIĞI VE ÖNLEYİCİ BİTKİ KORUMA

    Rejeneratif tarım sistemlerinde yetiştirilen bitkiler, daha dengeli besin alımı ve sağlıklı kök gelişimi sayesinde biyotik ve abiyotik streslere karşı daha dayanıklı hale gelmektedir. Sağlıklı bitkiler, zararlılara ve hastalıklara karşı daha güçlü savunma mekanizmaları geliştirebilir.

    Bu durum, bitki koruma açısından yalnızca müdahaleye dayalı değil, önleyici bir yaklaşımı mümkün kılmaktadır. Bitki besleme & bitki koruma ilişkisi rejeneratif tarımda bütüncül bir şekilde ele alınmaktadır.

    REJENERATİF TARIMIN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE BİTKİ KORUMA AÇISINDAN ÖNEMİ

    Rejeneratif tarım, sürdürülebilir tarımın çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarını birlikte ele almaktadır. Bitki koruma açısından değerlendirildiğinde;

    • Pestisit kullanımının azaltılması
    • Doğal dengeye dayalı zararlı yönetimi
    • Pestisit direncinin önlenmesi
    • Çevre ve insan sağlığı risklerinin azaltılması
      gibi önemli katkılar sunduğu görülmektedir.

    Ayrıca, rejeneratif tarım uygulamaları iklim değişikliğine uyumu kolaylaştırarak, değişen iklim koşullarında ortaya çıkan yeni hastalık ve zararlı baskılarına karşı daha dirençli üretim sistemleri oluşturulmasına katkı sağlamaktadır (Gosnell ve ark., 2020).

    SONUÇ VE TÜRKİYE İÇİN ÖNERİLER

    Rejeneratif tarım, yalnızca bir üretim tekniği değil; toprak, bitki, zararlı ve yararlı organizmalar arasındaki ilişkileri yeniden dengelemeyi amaçlayan bütüncül bir tarım yaklaşımıdır. Bu yönüyle bitki koruma disiplininin ekosistem temelli mücadele anlayışı ile güçlü bir uyum içerisindedir.

    Türkiye’de özellikle yoğun kimyasal girdilerin kullanıldığı bölgelerde;

    • Örtü bitkileri kullanımının yaygınlaştırılması,
    • Monokültür üretimden kaçınılması,
    • Toprak işleme sıklığının azaltılması,
    • Entegre ve biyolojik mücadele uygulamalarının teşvik edilmesi,

    rejeneratif tarımın bitki koruma açısından sağlayacağı faydaları artıracaktır.
    Sonuç olarak, rejeneratif tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması; hem bitki sağlığının korunması hem de sürdürülebilir gıda güvenliğinin sağlanması açısından önemli bir potansiyel taşımaktadır. Bu sürecin başarısı için bilim insanları, yayım elemanları, çiftçiler ve politika yapıcıların birlikte hareket etmesi büyük önem arz etmektedir.

    Kaynakça

    Elevitch, C. R., Mazaroli, D. N., & Ragone, D. (2018). Regenerative agriculture: Transforming farming systems for food security. Agroecology and Sustainable Food Systems, 42(2), 146–167.
    Gomiero, T., Pimentel, D., & Paoletti, M. G. (2011). Environmental impact of different agricultural management practices: Conventional vs. organic agriculture. Critical Reviews in Plant Sciences, 30, 95–124.
    Gosnell, H., Gill, N., & Voyer, M. (2019). Transformational adaptation in regenerative agriculture. Agriculture and Human Values, 36, 653–670.
    Gosnell, H., Charnley, S., & Stanley, P. (2020). Climate change mitigation and adaptation in regenerative agriculture. Journal of Rural Studies, 76, 1–10.
    Grant, C. (2017). The regenerative agriculture concept. Journal of Sustainable Agriculture, 41(3), 305–320.
    Horton, P., Banwart, S. A., Brockington, D., et al. (2021). An agenda for integrated system-wide interdisciplinary agri-food research. Global Food Security, 28, 100472.
    Montgomery, D. R. (2017). Growing a revolution: Bringing soil back to life. New York: W. W. Norton & Company.
    Newton, P., Civita, N., Frankel-Goldwater, L., Bartel, K., & Johns, C. (2020). What is regenerative agriculture? A review of definitions, practices and outcomes. Journal of Cleaner Production, 245, 118.
    Rodale, R. (1983). Breaking new ground: The search for a sustainable agriculture. The Futurist, 17(4), 15–20.
    Soto, R. L., Ferris, H., & Scow, K. M. (2021). Soil health indicators and soilborne disease suppression in regenerative agriculture systems. Agriculture, Ecosystems & Environment, 319, 107531.

    Son Yazılar

    Önerilen Yazılar

    ×
    ×