Son Yazılar

BİYODİNAMİK ORGANİK TARIM NEDİR? NASIL YAPILIR?

Yüzyıllardan beri çiftçiler toprağı ekip biçmeye kutsal bir ritüel uygular gibi devam etmektedirler. Günümüzde ise tarım işletmelerinin ve tarımsal üretimin verimliliğini arttırmak açısından yapılmakta olan arazi düzenlemeleri her zamankinden daha çok önemlidir.

Rejeneratif tarım ya da bir diğer adıyla biyodinamik tarım yöntemi, toprak verimliliğini koruma konusunda bilinen en iyi yöntem olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır.

BİYODİNAMİK TARIM NE DEMEK?

Biyodinamik tarım, eskiye dayanan en çevreci, sürdürülebilir ve tüm iklim bölgelerinde uygulanabilecek bir tarım yöntemidir. Gıda kalitesini toprak sağlığıyla bir bütün olarak hedeflemesi, günümüzde fazlaca ilgi görmektedir.

Biyodinamik tarımın temeldeki ekolojik amacı, çiftliği kendi kendine yetebilecek bir varlık olarak görmesidir. Her çiftlik bir bireyselliğe sahip olup, kendine özgü özellikleri bünyesinde barındırır.

Çiftlik arazisinde üretilen her şeyin geri dönüşümü, yetişen mahsullerin ve barınan hayvanların sağlıklı olması ve toprağın sürdürülebilirliği amaçlanmaktadır. Çiftçiler de bu bütünün parçalarını oluşturmaktadır. Çiftçinin ekosistem üzerindeki bu aktif rolünün göz önünde bulundurulması sonucunda, çiftliğin sosyal, finansal ve çevresel yönleri meydana çıkarılmaktadır.

Çiftçi en düşük oranda tuttuğu dış girdiler ile üretimini yapar ve mümkün olduğu taktirde çiftliğindeki malzemelerini kullanır. Bu yönüyle de biyodinamik tarım, çiftçiler açısından en ekonomik ve sürdürülebilir üretim yöntemidir.

BİYODİNAMİK TARIMIN TARİHİ

19.yüzyılda Kimyager Justus von Liebig’in gıdalar üzerinde yaptığı araştırmalarla birlikte tarımda yeni bir dönem başlamıştı. Bitkisel gıdalar üzerinde yapmış olduğu bu araştırma, toprağın randımanını arttırmak için belirli elementlerin gerekli olduğu fikrini ortaya atmasıyla başlamıştı. Bu oluşan yeni yaklaşım biçimi büyük ölçüde kabul gördü. Ancak bu durum toprağın verimini arttıran gübre ve kompost gibi kullanımların bırakılması anlamına gelmekteydi.

Gübreleme yöntemi bitkileri beslemek için yeni bir yöntem olarak görülüp, sonrasında toprak kalitesinin düşmesine ve yetersizliklere sebep olmuştu. Problemi fark eden Liebig 1844 yılında Kimya Üzerine Mektuplar ’da çiftçileri toprak verimliliğini göz ardı etmemeleri hususunda uyardı. Fakat bu uyarılara çok geç kalındı.

Günümüzde ise Liebig endüstrinin babası olarak bilinmektedir. 1924’te toprak şartlarının giderek kötüleşmesiyle birlikte pek çok çiftçi yardım istemek için antropozofist olan Rudolf Steiner’e yakınlaştı. Kimyasal gübre kullanımından dolayı hayvan ve bitki sağlığı giderek bozulmaktaydı.

Steiner bundan yola çıkarak toprak canlılığını sağlamak amacıyla çıktığı yolda biyodinamik tarımın temelini oluşturdu. 1928 yılında oluşturdukları demeter markasıyla, demeter logolu organik olarak üretilen ürünlerin ilk ekolojik markası olup, biyodinamik tarım kapsamlı ürün satışına başlamışlardır.

Demeter’in temelindeki prensibi, gübrelemek toprağa ve toprağa ait unsurlara hayat vermektir. Bu küçük başlangıçlardan sonra, biyodinamik tarım yöntemi II. Dünya Savaşı sonrasında hızla yayılmıştır. 60 ülkede uygulanmakla birlikte Avrupa tarımının da önemli bir içeriği olmuştur.

ORGANİK TARIM VE BİYODİNAMİK TARIM FARKI

Rejeneratif tarım ya da diğer bir adıyla biyodinamik tarım, organik büyümeden yirmi yıl kadar önce ortaya atıldı. Ancak bu iki hareket de savaş sonrasında kullanılan gübrelerin ve mekanik yöntemlerin meydana çıkmasına yanıt olarak başladı.

Organik tarım ve biyodinamik tarım, kimyasallar, hormonlar veya genetiği değiştirilmiş organizmalar kullanılmadan gıda yetiştirmeleri açısından çok benzerlik göstermektedir. Biyodinamik çeşitli durumlarda organiklerin ilerine geçerek tarıma daha bütünsel yaklaşım arar.

Biyodinamik tarım, bireysellik olarak kabul edilir. Toprak ve hayvanlar, bitkiler dış girdiye ihtiyaç duymadan birbirlerini dengeleyerek tek bir sistem oluştururlar. Organik tarımda kimyasal madde kullanımı yoktur. Bununla beraber, besin ve madde açısından fakir olan toprağı yönetebilmek amacıyla, gübre ve besin maddeleri gibi dış girdiler getirilebilir.

Biyodinamik, toprağın sağlıklı olması ve canlılık yaratabilmek için kompostun önemine dikkat çeker. Böylelikle çiftçiler herhangi bir dış girdinin yardımı olmadan da sağlıklı mahsuller yetiştirebilir. Hem organik hem de biyodinamik yöntemler, organik olmayan tarımla karşılaştırıldığı taktirde bize daha sürdürülebilir ve daha sağlıklı ürünler sağlar.

BİYODİNAMİK TARIM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İLİŞKİSİ

Sürdürülebilir tarım, var olan bu üretim sisteminin kendi kendine yetebilmesi, kendi çıktısını aynı zamanda kendi için girdi olarak kullanabilmesi, üretim basamaklarının herhangi birinde dönüştürülemez atık çıkarmaması ve son olarak tüm bu süreçler nihayetinde üretilmiş olan ürünlerin gelecek nesilleri faydası için sunulmasını hedefleyen bir tarım felsefesi olarak görülmektedir.

Bu sonuçlar dahilinde biyodinamik tarımı göz önünde bulundurduğumuzda aynı permakültür gibi tarımsal üretim için kullanılabilecek en sürdürülebilir tarım yöntemi olarak düşünebiliriz. Biyodinamik tarımın odağında maksimum verim elde etmek yoktur. Bunun aksine doğa ve devamı için yetecek verim elde etme amacı güder. Eğer maksimum verim hedeflenirse, bu noktada sömürü başlar ve birçok açıdan doğayla özdeş olan tarımın yapılması zorlaşır.

Biyodinamik tarım, permakültür gibi yetiştiriciliği reçete olarak almaz. Ancak, tüm süreci ve süreç içerisinde bulunan parametreleri bir bütün olarak ele alır. Sistemi besleyen ya da dolaylı olarak da olsa sistemle etkileşim içerisinde olan tüm parametreler, biyodinamik tarım için ayrı ayrı değerleri oluşturmaktadır. Tasarlanmış olan bu üretim sistemi bulunan bu değerler göz önünde tutularak değerlendirilir.

Toprak, yaşayan bir organizma olarak ele alınır. Toprağı işleme, dikme, ekme ve hasat gibi geleneksel tarım yöntemleri bu süreçlerde doğanın enerjisi temel alınarak bu işlemler gerçekleştirilir. Yoğun tarımsal üretimi desteklemez, aynı zamanda sürekli toprak işlemeyi ve bitkilerin ihtiyaçları dışındaki gübreleme işlemlerini de desteklemez.

Bu sayede toprağın formu bozulmamış, canlılığı devam ettirilmiş ve yetiştirilen bitkilerin daha sağlıklı ve verimli yetişmelerine yarar sağlamış olur. Bulunduğu yere göre tasarlanacak tarımsal işletmeyi ve çiftliği, tarımsal üretim sistemini aynı toprak için olduğu gibi canlı bir organizma olarak düşünür.

Bu organizmanın kendi kendine yeten ve sistem dışarısından neredeyse hiç girdiye ihtiyacı olmadan işlemesi önemlidir. Münavebeyi destekler ve önemser. Bu sayede sürekliliği olan ve sürdürülebilir bir tarımsal üretim sistemine katkı sağlar.

BİYODİNAMİK TARIM HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

Organik hareket olarak tanımlanan biyodinamik tarım, yirminci yüzyıl başlarında tarımın daha çok sanayileşmeye başlamasıyla ve sentetik gübrenin tanıtılması ile birlikte ortaya çıktı.

Avusturyalı sosyal reformcu ve filozof Rudolf Steiner tarafından verilen bir dizi tarım dersinden meydana geldi. Rudolf Steiner, tüm varlıkların iç potansiyellerini geliştirebilecekleri ve manevi bir dünyaya ulaşabilecekleri ilkesine dayanan bir felsefe olan antropozofiyi geliştirdi.

Bu felsefi yaklaşım biyodinamik çiftçiliğe ilham kaynağı olmuştur. Adını Yunan hasat tanrıçasından almış olan turuncu renkli demeter etiketi, sertifikalı biyodinamik ürünlerde kullanılan uluslararası bir logodur.

Demeter akreditasyonu için sertifika almak isteyen İngiliz çiftçiler, iki yıllık bir süre gerektiren AB organik düzenlemelerine uymak zorundadır. Yüksek dozda seyreltilmiş biyodinamik prepatlar, aktif bileşenleri dağıtmak ve oksitlendirmek için karşıt iki girdap oluşturmak için bir saat boyunca karıştırılarak toprak veya bitki üzerine serpilir.

Biyodinamik tarım, mahsul ve kompost otlatma yöntemlerini kullanarak sağlıklı toprak oluşumunu amaçlar. Geleneksel çiftlik uzun zamandır ay almanaklarını kullandığından, biyodinamik takvim aynı zamanda gezegen hizalamalarını ve takımyıldızlarını da içermektedir.

Biyodinamik tarım yöntemi ya da diğer bir adıyla rejeneratif tarım, çiftçinin de bu dönüşümün içerisine dahil olduğu bir süreçtir. İnsan, kusursuz olarak sürüp giden bu doğadaki döngüyü izler ve çiftliğini şekillendirir.

Doğaya karşı algılarını açarak, kimi zaman çok ekonomik kimi zaman da çok pratik ve yaratıcı uygulamalar yapar. Bu, sonsuz bir süreci meydana getirir. Doğada bulunan tüm güçler bunun için hareket halindedir. Kozmos, hayvanlar ve bitkileri de derinden etkilemeye devam eder.

Yazan: Şehir Plancısı Elif İrem Demirbaş

Son Yazılar

Önerilen Yazılar