Türkiye hayvancılık sektörü uzun süredir yapısal bir sorunla karşı karşıya. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılıkta yaşanan üretim problemleri, kırmızı ette arz açığını derinleştirirken, bu tabloyu dengeleyen tek alan kanatlı sektörü oldu. Tavuk eti üretimi artıyor, tüketim yükseliyor. Geçen yazımda da belirtmiştim; kişi başına tavuk eti tüketimi 27 kiloyla tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Bu artış elbette olumlu. Ancak yeterli mi? Hayır.
Çünkü kanatlı sektöründe et tarafında görece olumlu bir tablo varken, yumurta tarafında tam anlamıyla bir çöküş yaşanıyor.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 2024 yılının son çeyreğinde yaşanan kuş gribi nedeniyle yumurta tavuğu işletmelerinin ciddi zarar gördüğünü açıklamıştı. Ancak aradan geçen yaklaşık bir yıllık sürede açıklanan veriler, sorunun geçici değil, yapısal hale geldiğini açık biçimde ortaya koyuyor.
Önce üretim altyapısına bakalım.
2018 yılında 124 milyon olan yumurta tavuğu sayısı, izleyen yıllarda sürekli geriledi. 2023’te 114 milyon olan sayı, 2024 sonunda 109 milyona düştü. 2025’te bu rakamın daha da aşağıda olduğu kesin. Nitekim 2024 yılının ilk 10 ayında 17 milyar 753 milyon adet olan yumurta üretimi, 2025’in aynı döneminde 16 milyar 272 milyon adede geriledi. Yaklaşık 1,5 milyar adetlik bir kayıptan söz ediyoruz.

Ancak asıl endişe verici olan başka bir veri var.
2024 yılının Kasım ayından 2025 yılının Ekim ayına kadar geçen 12 aylık dönemde, yumurta üretimi bir önceki yılın aynı aylarına göre kesintisiz şekilde düştü. Cumhuriyet tarihinde ilk kez böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Daha önce buna en çok yaklaşan dönem, 2015 Mayıs – 2016 Ocak arasındaki 9 aylık düşüş süreciydi.
Türkiye aslında yumurta üretiminde dalgalanmalara yabancı değil. 2019 Haziran – 2022 Nisan arasındaki 35 ayın 23’ünde üretim kaybı yaşandı. Ancak 12 ay üst üste yaşanan düşüş, meselenin boyut değiştirdiğini gösteriyor. Bu 12 aylık dönemdeki toplam kayıp 1,7 milyar adedin üzerinde. Bu ne anlama geliyor?
Türkiye’nin bir aylık toplam yumurta üretimi kadar bir kayıptan söz ediyoruz. Başka bir ifadeyle; bu kayıp miktarıyla ilköğretim ve ortaöğretim düzeyindeki yaklaşık 18 milyon öğrenciye dört ay boyunca okulda ya da evde ücretsiz yumurta sağlanabilirdi. Sanırım kaybın büyüklüğü bu örnekle daha net anlaşılıyor.
Üstelik tablo burada da bitmiyor.
Haziran 2025’te yumurta üretimi, son 48 ayın en düşük seviyesine geriledi. Ocak–Eylül 2025 dönemi ise son 8 yılın en düşük ikinci Ocak–Eylül üretimi olarak kayıtlara geçti. Tüm bu veriler, kısa vadede yumurta üretiminde belirgin bir toparlanma beklemenin gerçekçi olmadığını gösteriyor.
Fiyat cephesine geldiğimizde ise ilginç bir tablo var. Yumurta, gıda enflasyonunda uzun süre en fazla artış gösteren ürünlerden biri oldu. Ta ki Kasım ayına kadar. Kasım ayında yumurta fiyatları aylık bazda yüzde 8,4 gerilerken, yıllık artış yüzde 22,9 seviyesinde gerçekleşti. Bu düşüş, tüketimden değil, üretici tarafındaki fiyat baskısından kaynaklandı. Nitekim tarım ürünleri üretici fiyat endeksinde yumurta, aylık yüzde 5 düşerken, yıllık bazda yüzde 20,5 arttı.
Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken temel unsur yem maliyetleri. Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (TÜRKİYEM-BİR) verilerine göre yem fiyatları son bir yılda yüzde 26 arttı. Bugün yem fiyatları geçici olarak durağan seyretse bile, yılbaşından sonra gelecek yeni zamlarla yumurta fiyatlarının yeniden artacağını öngörmek için uzman olmaya gerek yok. Yeni gıda zamlarına hazırlıklı olmakta fayda var.
Üretimdeki düşüş, tüketimi de doğrudan etkiliyor. Yaptığım hesaplamalara göre, 2024 yılında kişi başına 239 adet olan yumurta tüketiminin, 2025’te yaklaşık 20 adet azalarak 219 adede gerilemesi bekleniyor. Bu hesaplamaya turistler ve sığınmacılar dahil değil. “20 yumurtadan ne olur?” diyenler olabilir. Ancak bu miktar, bir kişinin neredeyse bir aylık yumurta ihtiyacına karşılık geliyor. Daha açık söyleyeyim: 2021 yılındaki tüketim seviyesine geri dönmüş durumdayız.
Sonuç olarak, kırmızı ette yaşanan arz sıkıntısı tavuk eti üretimini ve tüketimini artırmış olabilir. Ancak yumurta tarafında tablo tam tersine dönmüş durumda. Yılın başından bu yana ihracatı sınırlamak için getirilen ilave gümrük vergileri, yumurtanın ihracatı kayda bağlı mallar listesine alınması, sektörün hem üretimde hem tüketimde bir çıkmaza sürüklendiğini gösteriyor.
Üretim tarafındaki sorunlar çözülmedikçe, yumurta vatandaş için temel bir protein kaynağı olmaktan çıkıp, giderek lüks bir gıda haline geliyor.
Umarım Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın 2026 yılına ilişkin somut ve uygulanabilir bir planı vardır.
Yoksa, gerçekten vay halimize.

