Yarım kilo bal üretmek için tam 2 milyon çiçek geziyor arılar.
Bal arıları sadece arı sütü, polen ve propolis üretmiyor aynı zamanda ekosistemin devamlılığına da katkı sağlıyor.
Hep söyler uzmanlar “arı olmadan hayat olmaz, yaşam olmaz” diye.
Her türlü zorluğa rağmen çalışıyor arıcılar ve arılar. Yaban hayvanları saldırıyor, bütün kovanlara zarar veriyor ama onlar üretiyor.
Çiftçi tarlasını ilaçlıyor, binlerce arı telef oluyor ama onlar yine üretiyor.
Maliyetleri her yıl artıyor ama üretmekten asla geri durmuyorlar.
Hele bir de taklit ve tağşiş ürünler var ki millete bal diye neler yediriyorlar neler.
Daha o kadar çok şey sayılır ki bal üretiminin zorluklarına dair.
Ülkemiz dünya bal üretiminde Çin’den sonra ikinci sırada. Her yıl ortalama 100 bin ton bal üretiyoruz. Çam balında ise dünya birincisiyiz.
Bu yılın rekoltesi henüz belli değil ancak illere göre farklılıklar var. Kimi ikimizde rekolte çok güzel kimi ilimizde ise yüzde 20 ila yüzde 50 seviyesinde düşüş söz konusu.
Bu hafta dosya başlığımız bal olacak. Sahada durum nasıl, aşırı sıcaklar ve yağışlardaki azalma bal üretimini nasıl etkiledi? Arıcılar hangi sorunlarına çözüm bekliyor?
Dilerseniz önce Türkiye Arı Yetişticileri Merkez Birliği’nin maliyet açıklamasıyla başlayalım.
2025’TE BALIN MALİYETİ UÇTU
Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği 2025 yılı bal maliyetini kilogram başına 325 TL olarak açıkladı. Bu durum, özellikle küçük ölçekli arıcılar için ciddi bir kriz anlamına geliyor.
Desteklerin yetersizliğine dikkat çekilen açıklamada arıcılığın sadece kovan başı destekle yürütülemeyeceğini, mazot desteğinin artık şart olduğu belirtildi.
Yapılan hesaplamalara göre, küçük işletmelerde 1 kilo balın maliyeti 355 TL’ye kadar çıkıyor, ancak piyasa fiyatı 230 TL civarında. Yani arıcı, ürettikçe zarar ediyor.
Yine o açıklamaya göre bu yıl bal üretiminde ciddi düşüş yaşanıyor. Geçen yıl Türkiye genelinde üretilen yaklaşık 100 bin ton balın üçte birinin geldiği bölgelerde, zirai don nedeniyle verim kaybı yüzde 40-50’ye ulaştı. Özellikle İç Anadolu’nun kuzeyi, Doğu Karadeniz ve yüksek yaylalarda arıcılar büyük kayıplarla karşı karşıya.
Maliyet kadar önemli bir problem de taklit ve tağşişli bal sorunu. Bu durum hem üreticiyi hem tüketiciyi mağdur ediyor.
SAHTE BAL TEHLİKESİ BÜYÜYOR
Türkiye’de yaklaşık 9 milyon kovan ve 100 bin arıcı aile bulunuyor. Bal sektörü yılda 10 milyar TL’likbir büyüklüğe ulaşmış durumda. Tarım ve Orman Bakanlığı’na kayıtlı 500’e yakın firma da sektörde faaliyet gösteriyor.
Ancak sektörün en büyük sorunlarından biri sahte bal. Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği’nden yapılan açıklamaya göre, arı görmeden şeker şuruplarıyla üretilen bu taklit ürünler hem üreticiyi hem tüketiciyi mağdur ediyor. Glikoz, mısır şurubu, yapay aroma ve renklendiriciyle yapılan bu karışımlar “bal” gibi görünse de aslında sahte ürün.
Gerçek balı dağda, ovada, binbir emekle üreten arıcı, bu sahte ürünlerle aynı rafta yer almak zorunda kalıyor. Bu sadece üreticiye değil, tüketiciye de büyük haksızlık.
Yapılan son operasyonlarda piyasa değeri Bir milyar TL’yi geçen çok sayıda sahte bal ele geçirildi bu da hem ülke ekonomisini hem de arıcının gelirini etkiliyor.
Buradan hareketle Türk balının ihracat potansiyeline bir göz atalım.
TÜRK BALI DÜNYAYA AÇILIYOR
Türkiye bugün 53 ülke ve serbest bölgeye bal ihraç ediyor. Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği verilerine göre, 2023’te 31,8 milyon dolar olan bal ihracatı 2024’te 32,3 milyon dolara yükseldi. En çok bal sattığımız ülkeler ise ABD, Almanya ve Kanada oldu.
2024’te ilk kez Macaristan, Bangladeş, Irak, Çekya, Fas, Nepal ve Ekvator Ginesi gibi yeni pazarlara da Türk balı gönderildi.
Ancak Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Saffet Kalyoncu’ya göre, ihracattaki asıl sorun “imaj”. Türkiye’nin bal kalitesi tartışılmıyor ama sahte ürünler yüzünden oluşan olumsuz algı ihracatı da zorluyor.
Kalyoncu, 2025’te bu imajı güçlendirmek için taklit ve tağşişin önlenmesi, denetimlerin sıklaştırılması ve uluslararası standartlarda üretim yapılmasının şart olduğunu söyledi.
BAL ÜRETİMİNDE BÜYÜK KAYIP
Bu yıl bal üretiminde ciddi düşüş yaşanıyor. Geçen yıl Türkiye genelinde 95 bin tonun üzerinde bal üretilmişti, ancak zirai donun etkilediği bölgelerde verim kaybı yüzde 40-50’ye kadar çıktı. Özellikle İç Anadolu’nun kuzeyi, Doğu Karadeniz ve yüksek yaylalarda arıcılar büyük kayıplar yaşadı.
Zirai don sonrası birçok tarım ürününde hasar tespiti yapılmasına rağmen, arıcılık afet kapsamına alınmadı. Bu durum çok sayıda arıcıyı mağdur etti.
Arıcılık yalnızca bal üretimi değil, tarımsal üretimin sigortası. Arılar olmadan gıda üretimi sürdürülemez diyen arıcılar destek talebini yineledi.
KOVAN SAYISI ARTIYOR, BAL VERİMİ DÜŞÜYOR
Bal üretiminde bir diğer önemli konu da kovan sayımız artmasına rağmen verimlilikteki düşüş. Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği verilerine göre Türkiye’de şu an yaklaşık 9 milyon kovan bulunuyor.
2000’li yılların başında bu sayı 3,5 milyondu. Bugün kovan sayısı üç katına çıktı ancak kovan başına alınan bal miktarı azaldı. 2003 yılında kovan başına ortalama 22-25 kilo bal alınırken, bugün bu rakam 16-17 kiloya geriledi.
Gelin bir de çam balı üretimi rakamlarına bakalım.
ÇAM BALINDA YÜKSEK REKOLTE SEVİNCİ
Muğla’da mevsim şartlarının elverişli gitmesiyle 20 bin ton çam balı rekoltesi bekleniyor. Dünyadaki çam balı üretiminin yüzde 92’si, Türkiye’de ise yüzde 86’sı Muğla’dan karşılanıyor ve bölge bu liderliğini sürdürüyor.
Muğla’da 4 milyon kovanda çam balı üretiliyor: 3 milyon kovan gezgin arıcılara, 1 milyon kovan ise Muğlalı üreticilere ait. Ağustos–Kasım ayları arasında üç sağım yapılan çam balında, bu yılki rekoltenin 20 bin tona ulaşması öngörülüyor.
2017’den itibaren iklim değişikliği, yangınlar ve mevsimsel etkiler nedeniyle düşen arıcı sayısı, bu yıl özellikle Marmaris, Milas ve Köyceğiz bölgelerinde yüzde 100 artış gösterdi.
TÜRKİYE BAL ÜRETİMİNDE İKİNCİ AMA KAYIPLARDA ZİRVEDE
Arı Hastalıkları Uzmanı Ertaç Tutkun, Türkiye’nin bal üretiminde Çin’in ardından ikinci sırada olduğunu ama arı hastalıkları nedeniyle yüzde 30’a varan üretim kayıpları yaşandığını söyledi. Viral, parazit ve bakteri kaynaklı hastalıkların hızla yayıldığını vurgulayan Tutkun, bilinçli üretim yapılmadığı sürece sürdürülebilir başarı mümkün olmadığını belirtti.
2000’li yıllardan önce Türkiye’de sadece dört virüs hastalığı varken, bugün 16 virüs tespit edilmiş durumda. Bu virüsler, Nosema ve Varroa ile birleştiğinde kovan çökmesine yol açıyor. Tutkun’a göre, hastalıklarla etkin mücadele edilirse üretim 150 bin tona kadar çıkabilir, şu anda ise 100-105 bin ton civarında seyrediyor.
Kuraklık ve orman yangınları da arı meralarını etkiliyor. Bakanlık bu sorunu gidermek için 20-30 olan bal ormanı sayısını 780’e çıkardı
Gelin bir de illerde bal üretimi nasıl bunu birkaç örnekle anlamaya çalışalım.
TUNCELİ’DE BAL REKOLTESİ İKLİMDEN ETKİLENDİ
Tunceli’de bal üretimi, küresel iklim değişikliği nedeniyle yaklaşık 1.600 tondan 900 tona düştü. Yüksek sıcaklık, aşırı yağış ve mevsimlerin belirsizliği arı ve arıcıları olumsuz etkiliyor.
Tunceli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kazım Doğan, üretim miktarını hobi arıcı sayısının fazla olmasının sınırladığını ve sahada yayla yolları, vahşi hayvanlar, köylerde arılara karşı olumsuz bakış gibi sorunların da bulunduğunu sözlerine ekledi.
BİTLİS’TE BAL REKOLTESİ YARIYA DÜŞTÜ
Bitlis’te kuraklık nedeniyle bal üretimi yarıya düştü. Arıcılar, bu durumun kışa doğru arı kayıplarına yol açabileceğini söyledi.
Bitlis Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Caner Güngördü, kovan başına yıllık 25-30 kilo bal rekoltesinin bu yıl 15 kilonun altına düştüğünü belirtti. Güngördü, arıcıların yıllardır aynı yerde olmasına rağmen bu yıl balın yeterince gelmediğini ve bölgedeki kuraklığın ciddi sorun yarattığını da sözlerine ekledi.
YOZGAT’TA BAL VERİMİ BÖLGELERE GÖRE FARKLILIK GÖSTERİYOR
Yozgat’ta nisan ayında yaşanan don olayı bazı bölgelerde bal verimini olumsuz etkiledi, ancak Çayıralan ilçesindeki arıcılar daha iyi bir sezon geçirdi.
Çayıralan ve Akdağmadeni: Yaklaşık 400 arıcı, 28 bin kovanla 450 ton bal üretimi gerçekleştirdi. Bölgedeki ballar 38 farklı çiçek florasına sahip, aroması ve kalitesi yüksek. Arıcılar ballarını katkı maddesi kullanmadan üretiyor, fiyatlar 1.000–4.000 lira arasında değişiyor.
Diğer bölgeler: Don ve kuraklık nedeniyle bal verimi yüzde 60-70 düştü. Arıcılar kış hazırlıklarına başlamış, bal fiyatları ise geçen yıla göre yükselmiş (300–350 lira/kg). Glikozlu bal piyasası, doğal balların değerini düşürüyor.
Çok kısa bir de dünyaya bakalım. Farklı coğrafyalarda nerler yapılıyor özetlemeye çalışalım.
KÜRESEL VE BÖLGESEL DURUM
Arılar, yoğun tarım uygulamaları, iklim değişikliği ve çevre kirliliği gibi birçok faktör nedeniyle tehdit altında. Yerel arı türleri azalırken, bazı bölgelerde egzotik türler yayılıyor. Kuzey Amerika ve Avrupa’da arı kolonileri düşüş gösteriyor, buna karşın Asya ülkelerinde arı popülasyonu artıyor.
Türkiye, Çin, Hindistan, Güney Kore ve İran’da arıcılık faaliyetleri büyüyor; uygun iklim, doğal çeşitlilik ve ticari talep bu artışı destekliyor. Öte yandan, ABD’de habitat kaybı, pestisit kullanımı, hastalıklar ve parazitler arı kolonilerini olumsuz etkiliyor.
SON SÖZ
Tüm zorluklara rağmen arıcılar ve arılar üretmeye devam ediyor; iklim değişikliği, hastalıklar, maliyet artışı ve sahte bal tehdidi üretimi her geçen yıl daha da zorlaştırıyor.
Türkiye balı kalite ve çeşitlilik açısından dünya standartlarını yakalamış olsa da, sürdürülebilir üretim, etkin denetim ve yeterli desteklerle güçlendirilmediği sürece hem üreticiler hem de tüketiciler hak ettikleri değeri göremeyecek.
Artık, Türk balının hak ettiği itibarı kazanması ve ihracat potansiyelinin tam olarak kullanılabilmesi için kapsamlı önlemler almak ve üretimi korumak bir zorunluluk hâline gelmiş durumda
Hazırlayan Gazeteci Taner Öztürk

