Son Yazılar

MISIR FİYATI 12 LİRAYI GEÇECEK Mİ? HASAT ÖNCESİ KRİTİK SİNYALLER

Mısır hasadına bir ay kala Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), elindeki stokları piyasaya sundu. Adana, Aksaray, Ankara, Konya ve Mersin’deki yerli mısır stokları ton başına 11 bin liradan, Diyarbakır, Batman ve Mardin’de ise 10 bin 500 liradan satışa çıktı. Toplamda 306 bin tonu beyaz et, yumurta ve yem fabrikalarına, 5 bin tonu ise irmik fabrikalarına olmak üzere sekiz ilde satış yapacak.

TMO, bu adımı “piyasa istikrarını sağlamak” ve “hammadde ihtiyacını karşılamak” gerekçesiyle attığını açıkladı. Ancak bu satış kararının arkasında başka nedenler de var. En önemlisi, Cumhurbaşkanı kararıyla 1 Mayıs-31 Temmuz tarihleri arasında sıfır gümrükle tanınan 1 milyon tonluk mısır ithalat kotasının tamamen dolmuş olması. Bir diğeri ise hasat dönemine kadar depoların boş kalması ve ani fiyat artışlarının önüne geçilmek istenmesi.

Peki bu satışlar yeterli mi?

Her beş mısır tanesinden dördü yem sektöründe kullanılıyor. Bunun da yüzde 80’i kanatlı, yüzde 20’si büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığa gidiyor. Kalan yüzde 15’i nişasta sanayisinde, yüzde 5’i ise tohumluk, sanayi ve yerel tüketime ayrılıyor. Özellikle kırmızı etin ulaşılmaz hale geldiği günümüzde, beyaz etin de dar boğaza girmesi sofraları daha da boş bırakacaktır. Zaten ucuz yeme (ucuz demiyorum) rağmen yumurta fiyatlarının ne kadar yüksek olduğunu hepimiz yaşıyoruz.

TMO’nun elinde bulunan yaklaşık 400 bin tonluk stoğun 4’te 3’ünü satışa çıkarması ve antrepolarda bekleyen yarım milyon ton mısırın hasat dönemine kadar piyasada sorun yaşanmayacağı sinyalini verdiği söylenebilir. Ancak burada kritik sorular öne çıkıyor:

  • Yeniden sıfır gümrükle ithalat kararı alınır mı?
  • Alınırsa bu sefer ithalat serbest piyasaya mı bırakılır?
  • Fiyatlar düşerse TMO devreye girerek alım fiyatı açıklar mı?

İstatistiklere bakalım. Geçtiğimiz yıl 4 milyon ton mısır ithalatı yaptık. Bu yılın ilk 5 ayında 2,5 milyon ton ithalat gerçekleştirilmiş durumda. Geçen yıl aynı dönemde bu rakam 1,8 milyon tondu. Yani ithalat %40 artmış durumda. Haziran ayında yapılan ithalatı da 500 bin ton varsayarsak, şimdiden 3 milyon tona ulaşmış olduk bile.

Geçen yıl üretimimiz 8,1 milyon tondu, bu yıl ise beklenti 8,5 milyon ton. Üretim artışı sevindirici, ama yeterli değil. Türkiye’nin mısır ihtiyacı 12 milyon ton civarında. Bu da her yıl yaklaşık %35 oranında ithalata mahkûm olduğumuzu gösteriyor.

Tablo

Peki, bu tabloda ithalat yasağı mı gelmeli?

Aslında, evet. 1 Ağustos itibariyle devreye girecek olan %130 gümrük vergisiyle ithalatın cazibesi düşecek. Ancak bu, yıl sonuna kadar ithalat kapısının kapalı kalacağı anlamına gelmiyor. Hasat dönemine kadar elimizde yeterli stok varsa ve hasatla birlikte arz daha da artacaksa, bundan sonra belirleyici olan tek unsur fiyat olacaktır.

Şu anda TMO’nun satış fiyatı ton başına 11 bin lira. Mayıs ayı ithalatında ortalama mısır fiyatı 255 dolar seviyesindeydi. 30 Haziran itibariyle Rusya’da mısır fiyatı 234 dolar, Ukrayna’da ise 237 dolar. Türkiye’ye nakliye dahil edildiğinde bu fiyatlar yine 255 doları buluyor, yani yaklaşık 10 bin TL. TMO iç piyasada fiyatı biraz daha yukarıdan belirledi.

Bu durumda “fiyat eşiğimiz” nedir?

Son 18 ayda 7 milyon ton mısır ithal etmiş bir ülke olarak, üreticinin emeğini korumak için artık ithalattan uzak durmamız gerekiyor. Ancak piyasa şunu konuşuyor: Serbest piyasada mısır fiyatı 12 lirayı geçmesin!

Bu noktada şerhimizi düşelim: İsrail-İran gerilimi gibi küresel krizler nedeniyle gübre ve mazot fiyatlarında istenen düşüş olmazsa, 12 lira sadece bir eşik değil, taban fiyat haline gelir. Bu fiyat üreticiyi ne kadar memnun eder bilinmez, ama sanayiciden çok da şikâyet sesi çıkmaz.

Peki tüketici ne yapacak?

Doğrusu, bu maaşlarla sofraya et ya da yumurta koymak zaten başlı başına bir mucizeye dönüşmüş durumda. Mısır fiyatındaki oynaklık yalnızca üreticiyi ya da sanayiciyi değil, zincirin en zayıf halkası olan tüketiciyi de doğrudan etkiliyor.

Son söz: Mısırda istikrar sadece fiyatla değil, üretim planlaması, gümrük politikası ve destekleme mekanizmalarıyla sağlanabilir. Yoksa her yıl aynı döngüyü konuşmaya devam ederiz.

Son Yazılar

Önerilen Yazılar