WEBAGRON - TARIMSAL İÇERİK PLATFORMU

Daha Fazla Gör

    Son Yazılar

    NEREDEN ÇIKTI BU ŞAP?

    Hayvanlarda ölümcül olmasıyla da bilinen Serotipi (SAT-2) hastalığı ile ilgili ülke genelinde seferberlik başlatıldı.

    Şap hastalığının farklı illerde görülmesinin ardından alınan tedbirlerle hayvan sevkiyatları durduruldu, hayvan pazarları kapatıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Şap Enstitüsü tarafından üretilen aşılar, ülke genelinde hızla uygulanmaya başlandı. Sevkiyatların durdurulması tedbirine uymayan çiftçiler 46 bin 159 tl para cezası ile karşı karşıya kalırken, taşınan hayvanlar da kesimhaneye gönderiliyor.

    TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI KARANTİNA TEDBİRLERİ ALDI

    Tarım ve Orman Bakanlığı, Irak’ta ortaya çıkan, besi hayvanlarına özgü SAT-2 Serotipi, şap hastalığını taşıyan ilk vakanın Türkiye’de tespit edildiğini, 8 işletmede kordon-karantina dahil tüm tedbirlerin alındığını duyurdu.

    Hastalığın yayılmasını önleyici tedbirler kapsamında, kesim, ithalat ve ihracat amaçlı yapılan sevkler dışında, şap hastalığına duyarlı tüm hayvan hareketliliği ülke genelinde durduruldu.

    Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci, şap hastalığına ilişkin kaygılanacak herhangi bir durumun söz konusu olmadığını belirterek, “SAT-2 Serotipinin gereği aşılar üretildi, büyükbaş hayvanlarımızda kullanılacak. Böylelikle hastalık tamamıyla eradike edilmiş olacak” dedi.

    AŞI 8 MART TARİHİ İLE KULLANIMA HAZIR HALE GETİRİLDİ

    Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü’ne (DSÖ) 8 Mart’ta gerekli bildirimde bulunulduğu kaydedilen açıklamada, Şap Enstitü Müdürlüğü’müz tarafından yürütülen çalışmalar neticesinde ise SAT-2 Serotipine karşı aşı üretilmiş ve 9 Mart 2023 tarihi itibarıyla kullanıma hazır hale getirilmiştir. Bu gelişmeler üzerine toplanan Ulusal Hastalık Kontrol Merkezi tarafından hastalığın yayılmasını önleyici tüm tedbirler alınmış olup, kesim, ithalat ve ihracat amaçlı yapılan sevkler dışında, şap hastalığına duyarlı tüm hayvan hareketleri (il içi ve il dışı) ilkbahar şap aşılama kampanyası süresince ülke genelinde durdurulmuştur denildi.

    Açıklamanın hemen ardından ülke genelinde aşılama çalışmaları başlatıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı ekipler ilçe ilçe, mahalle mahalle gezerek hem çiftçileri hastalık konusunda bilinçlendirdi hem de hayvanların aşılama işlemleri gerçekleştirildi.

    ŞAP VİRÜSÜ NEDİR?

    Şap virüsü, antijenik olarak değişkenlik gösteren virüslerden biridir ve 7 farklı serotipi (A, O, C, Asia 1, SAT1, SAT2, SAT3) vardır. Bu serotipler çok sayıda alt tip ve varyanta sahiptir. Diğer tek iplikçikli RNA virüslerinde olduğu gibi şap virüsü de doğal şartlarda yüksek mutasyon oranına sahiptir. Antijenik varyasyon en çok A tipinde belirgindir. Bunu O ve C tipleri takip eder. Asia l suşları arasında da önemli antijenik varyasyonlar tespit edilmiştir. Bu çeşitlilik, hastalıkla mücadelede aşı kullanımını güçleştiren bir etmendir.

    ŞAP HASTALIĞI BELİRTİLERİ

    Şap hastalığının en belirgin özelliği ise sığırlarda ateş, iştahsızlık, depresyon ve süt veriminde azalma.

    24 saat içerisinde salya akışı başlar ve dil-diş etinde veziküller şekillenir. Keseciklere (veziküllere) interdigital bölgede, koroner bölgede, meme derisinde, ağız ve burun mukozasında rastlanabilir. Veziküllerin yırtılması ile geniş ülseratif yaralar şekillenebilir. Dildeki yaraların (lezyonların) genellikle birkaç günde iyileşmesine karşın ayaklardaki ve nazal bölgedeki lezyonlar çoğunlukla ikinci (sekunder) bakteriyel enfeksiyonlara maruz kalırlar. Sekunder bakteriyel enfeksiyonlar sonucu pneumoni ve mastitis görülebilir, tırnak düşebilir.

    TVHB BAŞKANI PROF. DR. MURAT ARSLAN: ŞAP ÇOK BULAŞICI BİR HASTALIK

    Türk Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan: “İlk olarak 1950 yıllarında SAT-1 olarak çıkmış şap virüsü ülkemizde SAT-2 olarak ortaya çıktı. Oldukça bulaşıcı bir hastalık olduğunu söyleyebiliriz. Bu virüs herhangi bir yüzeyde dezenfekte edilmediği takdirde 5 ay canlı kalabiliyor. Virüs hayvan hareketleriyle, hava yoluyla, giysilerle, saman ya da yem benzeri ürünler ile bir bölgeden başka bir bölgeye yayılabiliyor.” dedi.

    HASTALIK YÜKSEK İHTİMALLE İTHALATLA BULAŞTI

    Prof. Dr. Murat Arslan, et ithalatı konusunda ise Veteriner virologlar bu virüsün ilk olarak Afrika ülkelerinde, sonrasında da Irak ve çevresinde görüldüğünü belirterek uyarılarda bulunmuş ve tedbirler alınması gerektiğini söylemişlerdi.

    Muhtemelen virüs yakın komşularımızdan hayvan hareketleri ile ülkemize bulaştı. Örneğin, yakın geçmişte Suriye’den koyun ithal edilmiş. Şu an Macaristan ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerden de et ithalatı yapıyoruz. Bu hastalığın ülkemize bulaşması yüksek ihtimal, ithalat yoluyla olduğu için bunlar çok büyük risklerdir uyarısında bulundu.

    ŞAP HASTALIĞIYLA EN ETKİN MÜCADELE: AŞI

    Konuya ilişkin makale kaleme alan Prof. Dr. Hazım Gökçen’e göre Şap hastalığı ile mücadelede en etkin silah, aşı. Ancak aşı da tek başına hastalığın ortadan kaldırılması için yeterli değil. Çünkü sınır güvenliğinin bulunmaması nedeniyle Ön Asya ve Orta Doğu ülkelerinden Türkiye’ye sürekli hasta hayvan giriyor ve yeni salgınlara neden oluyor. Şu anda sınır güvenliğinin sağlanması da olası değil. Çözüm yeni virus tipine karşı aşı üretip hızla hastalıksız hayvanları aşılamaktan geçiyor. Ancak bundan da kısa sürede olumlu sonuç alınacağı kuşkuludur. Bir süre daha yetiştiricilerimizin bu hastalıkla yaşamayı öğrenmeleri gerekiyor.

    ŞAP HASTALIĞI İNSANA BULAŞIR MI?

    Cevabı en çok merak edilen sorulardan birisi de şüphesiz ki Şap hastalığının insanlara bulaşıp bulaşmayacağı?

    Şap Entitüsü Müdür Vekili Ertan Ağtürk: “Şap insanlara bulaşmamakta. Hayvandan hayvana geçen bir hastalık olup etin tüketilmesinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.” dedi. Ertan Ağtürk, 8 Mart’ta ortaya çıkan yeni tip egzotik suş şap hastalığına ilişkin çalışmaları anlattı.

    Şap hastalığının çift tırnaklı hayvanları etkilediğini ve bu hayvanlarda et ve süt verimi açısından kayıplara yol açtığını dile getiren Ağtürk: “Hayvanlarda 41 dereceyi bulan yüksek ateşle seyreden, aynı zamanda ağız, meme ve ayaklarda aftlara, yaralara sebep olan bir hastalıktır. Bu hastalık, çiftçilerimiz için çok büyük bir verim kaybına sebep oluyor.” diye konuştu.

    1 MİLYON AŞI ÜRETİLDİ, 2,5 MİLYON DAHA ÜRETİLECEK

    Ağtürk, hastalık öncesinde 19 ülkenin oluşturduğu Avrasya Bölgesi Şap Hastalığı Laboratuvarları Ağı Sistemi’ne dahil olan ülkelerde alınan örnekler üzerine yeni tip şap virüsüyle ilgili 1 aydır aşı çalışmalarına başladıklarını, acil aşı üretimi prosedürü çerçevesinde 1 milyon aşı ürettiklerini, haftalık olarak da 2,5 milyon aşı üreteceklerini kaydetti.

    İNSANDA DOĞRUDAN ÖLÜMCÜL ETKİ OLUŞTURMUYOR

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu ise Şap hastalığının çok nadir olarak insana bulaştığını, Ancak hasta hayvanın yarasına, derisine, et veya sütüne çıplak el ile temas halinde bulaşma riski oluşur. Şap hastalığı insanlarda doğrudan ölümcül olmamakla birlikte, virüsün belirtileri ve semptomları insanlar için rahatsız edici olabilir” dedi.

    ET VE SÜT ÜRÜNLERİ VİRÜSE KARŞI EN AZ 70 DERECEDE PİŞİRİLMELİ

    İstanbul Esenyurt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Canan Hecer ise et ve süt tüketimi konusunda uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Canan Hecer, et ve süt ürünlerinin her ihtimale karşı en az 70 santigrat derecede 30 dakika pişirilmesi gerektiğini vurguladı.Tüketicilerin güvenli ve veteriner kontrolü sağlanmış olan ürünleri tercih etmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulunan Prof. Dr. Canan Hecer, “Et ve süt tüketmemeliyiz.” söyleminin ise yanlış olduğunu ifade etti.

    ŞAPLI HAYVANIN ETİ DONDURULURSA ENFEKSİYON DEVAM EDER

    Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ender Yarsan ise “Şaplı bir hayvan kesildi, bunların etlerinin dondurularak muhafaza edilmesi durumunda enfeksiyon devam eder, virüs inaktive olmaz. Ama kesim sonrasında eğer artı 4 derecede muhafaza edilirse 24-48 saat içerisinde virüs inaktive olur” dedi.

    ŞAP HASTALIĞINA KARŞI KORUYUCU ÖNLEMLER

    *Ahır girişlerinde şap hastalığına etkili dezenfektanlar (örn: sitrik asit veya sudkostik) ile muamele edilmiş paspasların sürekli bulundurulması,

    *Ahırlara hayvan bakıcılarından başka kimsenin sokulmaması, bakıcıların da farklı kıyafet ve ayakkabı ile ahıra girmesi,

    *Sağım öncesi ellerin, otomatik sağım makinelerinin ve memelerin temizliğine özen gösterilmesi,

    *Yeni satın alınan hayvanların 15 gün süre ile karantinaya alınması ve süre sonunda sağlam ise diğer hayvanların yanına sokulmaması,

    *Mera mevsiminde enfekte meralara hayvanların gönderilmemesi,

    *Enfekte bölgelerden ot, saman, vb.nin alınmaması.

     

    Yazan: Gezeteci Taner Öztürk

    Son Yazılar

    Önerilen Yazılar

    ×
    ×