Sivas, Tokat, Amasya, Erzincan, Giresun, Yozgat ve hatta İstanbul…
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte teyakkuzda saydığım bu şehirler…
Aslında yeni değil 2002 yılından beri bu stresi yaşıyoruz ve her yıl onlarca vatandaşımızı kaybediyoruz.
Yaz aylarında ortaya çıkan, kendisi küçük olmasına rağmen öldürücü etkiye sahip “KENE”den bahsediyorum.
Ülkemizde 2002 yılından bugüne Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı nedeniyle bine yakın kişi hayatını kaybetti. 23 yıldır tekrar eden bir kabus bu: Önce ısırık, sonra hastalık ardından ölüm haberi.
Basit gördüğümüz kene, önce insan vücuduna yapışıyor, kişi kendi imkanlarıyla keneyi çıkarmaya çalıştığı anda bombanın pimini çekmiş oluyor aslında.
Kendini korumak amacıyla zehir salgılayan kene büyük küçük herkesi öldürüyor.
İster iklim değişikliği deyin, ister doğanın dengesi bozuldu deyin ama bir gerçek var ki baş edemiyoruz kenelerle…
Peki kene en çok hangi illerde görülüyor, kene ısırığına karşı nelere dikkat edilmeli, hangi meslek grupları risk altında? Ülke genelinde keneye karşı hangi önlemler alındı? Merak edilenlere birlikte yanıt arayalım…
KKKA NEDİR VE NASIL BULAŞIR?
KKKA sıklıkla keneler aracılığıyla insanlara bulaşıyor. Bazı olgularda ölümle sonuçlanan önemli bir enfeksiyon hastalığı olarak da biliniyor. Bu hastalık genellikle İlkbahar ve Yaz aylarında görülüyor. Özellikle kırsalda yaşayan, tarım ve hayvancılıkla uğraşanlarda görülme riski çok fazla. Ayrıca doğa yürüyüşü yapanlarda da kene ısırması söz konusu.
Hastalık kene ısırmasıyla bulaşıyor, hastalığa yakalananların kan veya vücut sıvılarına sağlık çalışanlarının temasıyla da bulaşma söz konusu olabiliyor.
Ağırlıklı olarak Sivas, Amasya, Tokat, Erzincan, Giresun ve Yozgat’ta görülen KKKA hastalığı çok sayıda kişinin canına mal oldu.
Türkiye’de 2002 yılından itibaren 17 bin 132 vaka görüldü ve bunlardan 819’u hayatını kaybetti. 2025 yılına da hızlı giriş yaptı kene. Sadece bu ay Sivas’ta tedavi gören 3 kişi, Koyulhisar ilçesinde bir bebek ve Tokat’ta tedavi gören bir bebek hayatını kaybetti.
DÜNYA GENELİNDE 900 CİVARINDA KENE TÜRÜ BULUNUYOR
Dünya genelinde 900 civarında kene türü olduğunu belirten Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seyit Ali Büyüktuna, “Bunlardan 700’ü sert, 200’ü yumuşak keneler. Bunların yaklaşık 30 farklı türü insan sağlığı açısından tehlikeli olan KKKA hastalığına neden olabiliyor.” dedi.
KENELERDEN BİRÇOK TEHLİKELİ HASTALIK BULAŞABİLİR
İklim değişikliği sonucu oluşan küresel ısınmanın, bazı kene türlerinin istilacı bir tür olarak yaşamasını kolaylaştırdığını söyleyen Prof. Dr. Duran Tok ise “Havaların ısınmasıyla artan kene vakaları bu yıl da can almaya devam ediyor. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı, virüs ile enfekte kenelerin insana tutunmasından genellikle 1-3 gün, en fazla 9 gün sonra ortaya çıkan ateş, halsizlik, kas ağrısı, iştahsızlık, vücutta kanama, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ile seyreden ve ölümlere dahi neden olabilen bir enfeksiyon hastalığıdır.” dedi.
VÜCUDA YAPIŞAN KENEYİ SAKIN ÖLDÜRMEYİN
Prof. Dr. Tok, “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi‘nden korunmak için kırsal alan ve piknik alanları gibi kene yönünden daha riskli alanlara giderken, mümkün olduğunca vücudu örten kıyafetler seçilmeli, pantolon paçaları çorapların içine sokulmalı ve ayrıca kene savarlar kullanılmalıdır. Eğer vücutta kene varsa ve kişi keneyi çıkarma konusunda tecrübeliyse keneye zarar vermeden vücuttan çıkarılmalı veya en yakın sağlık kuruluşuna müracaat edilmelidir. Vücuda yapışan kene öldürülmemeli, üzerine sigara basmak dahil olmak üzere keneye zarar verilmemelidir.” ifadelerini kullandı.
KENE ISIRIĞININ BELİRTİLERİ NELER?
Şunu unutmamak gerekir ki, kene ısırığı genellikle ağrısızdır ve bu nedenle uzun süre fark edilmeyebilir. Başlıca belirtileri şiddetli halsizlik, ısırılan bölgede kızarma, şişlik veya sertleşme, vücutta morarma, baş ağrısı, mide bulantısı, kusma, yüksek ateş, kas ağrıları ve ciltte döküntü olarak sıralanabilir.
KENE ISIRDIĞINDA NE YAPILMALI?
En önemli husus, paniğe kapılmadan sakin kalmaktır. Keneyi kendimiz çıkarmaya çalışmak yerine en yakın sağlık kuruluşuna başvurup yardım istemeli, ısırık bölgesi sabun veya suyla yıkanmalı ve 48 saat boyunca belirtiler gözlemlenmeli.
KENEDEN KORUNMANIN YOLLARI
Tüm bunların yanı sıra özellikle kene riski bulunan yerlerde dolaşırken uzun kollu ve açık renkli giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorap içine alınmalı, şapka ve kapalı ayakkabılar tercih edilmeli, kene kovucu spreyler kullanılmalı, hayvan barınaklarına çıplak elle dokunulmamalı, evcil hayvanlar da düzenli olarak kontrol edilmeli.
KENELERE KARŞI TAVUKLU ÇÖZÜM
Kene popülasyonunun en çok görüldüğü kent Sivas. Her ne kadar ilaçlama yapılsa da önü bir türlü alınamıyor. Keneyle mücadelede en etkin rolü kanatlı hayvanlar üstleniyor. Bölgede yaşayan vatandaşlar artan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakaları sonrası bahçelerine tavuk salarak kenelerle ilaçlama yapmadan doğal yönden mücadele ediyor. Ayrıca doğaya keklik ve bıldırcın gibi kuş türleri salınarak da keneye karşı mücadele yürütülüyor.
Bir tavuğun saatte ortalama 60 kene yediğine dikkat çeken uzmanlar, günün uzunluğu, tavuğun yayılma süresi ve kene popülasyonunun yoğunluğuna bağlı olarak bu sayının bir günde ortalama bin keneye kadar çıkabileceğini belirtiyor. Ancak tavukların ve diğer kanatlıların doğadaki kene popülasyonunu tamamen yok edeceğini söylemenin doğru olmayacağını da vurguluyorlar.
TÜRKİYE’DE YENİ KENE TÜRÜ TESPİT EDİLDİ
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, Japon Ormancılık ve Orman Ürünleri Araştırma Enstitüsü Yaban Hayatı Ekolojisi Bölümünden Dr. Kandai Doi ile bir süredir Türkiye’deki keneler üzerine ortak çalışma yürüttüklerini söyledi.
Geçen yıl İstanbul’da bir kişinin üzerinde bulduğu keneyi kendilerine getirdiğini belirten Keskin, “Uzak Doğu kökenli, muhtemelen Çin menşeli bir kene. Ülkemize yerleşmiş olduğunu düşünüyoruz. Bu türün Türkiye’ye 3-4 yıl önce geldiğini düşünüyorum. Sahada eylül ayından bu yana düzenli olarak aynı bölgeden örnekler topluyoruz. Bu süreçte kenenin larva, nimf (yetişkin forma benzeyen) ve ergin dişi evrelerini gözlemledik. Bu da bu türün ülkemizde yerleştiğini ve üremeye başladığını gösteriyor.” ifadelerini kullandı.
SAĞLIK BAKANLIĞI’NDAN KKKA HASTALIĞINA İLİŞKİN AÇIKLAMA
Sağlık Bakanlığı, Türkiye’de kene yoğunluğunun geçmiş yıllardan daha fazla olduğuna dair tespitlerinin bulunmadığını ve kenelerden bulaştığı bilinen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığıyla mücadelenin kararlılıkla sürdüğünü bildirdi.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Türkiye’nin coğrafi açıdan kenelerin çoğalmasına elverişli koşullara sahip bir ülke olduğu belirtildi.
Kenelerin yoğun olarak hayvancılığın yapıldığı ve otlakların bulunduğu yerlerde görüldüğü vurgulanarak, şunlar kaydedildi: “Bilinmelidir ki tüm kenelerde hastalık etkeni yok, yani her kene tutunan kişi hastalığa yakalanmaz. Türkiye’de 2002 yılında İç Anadolu Bölgesi’nde görülerek dikkat çeken ve 2003 yılında kesin tanısı koyulan KKKA vakaları, Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘KKKA Vaka Bildirim Çizelgesi’ ve 2011 yılında kullanıma sunulan web tabanlı ‘KKKA Bilgi Sistemi’ ile aktif olarak takip edilmektedir.”
Açıklamada ayrıca Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği referans laboratuvarlarda tanının konulduğu, hasta sevki ve hastalığın tedavisi için 19 bölgedeki merkezlerin görev yaptığı belirtilerek, kene türüne göre alınacak bireysel önlemlerin ise farklılık göstermediğine dikkat çekildi.
SON SÖZ
Kene kaynaklı hastalıklar, özellikle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi gibi ölümcül vakalar, bireysel ihmallerin çok ciddi sonuçlara yol açabileceğini bir kez daha gösteriyor. Evet, minicik bir canlı ama yanlış zamanda, yanlış yerde karşımıza çıktığında hayatlarımızı altüst edebiliyor.
Uzmanlar uyarıyor: Kene sadece kırsalda yaşayanlar ve tarlada çalışanlar için değil, kent yaşamı için de bir risk oluşturuyor. Şehirde, parkta, bahçede, hatta sahilde bile karşımıza çıkabilir.
Bu nedenle toplum olarak korunma yollarını öğrenmek, riskli bölgelerde bilinçli davranmak hayati önem taşıyor.
Yapmamız gereken çok basit: Önlem almak. Doğaya çıkarken vücudu koruyan kıyafetler giymek, eve döndüğümüzde mutlaka kene kontrolü yapmak, kene gördüğümüzde onu kendi yöntemlerimizle değil, bir sağlık profesyonelinin yardımıyla çıkarmak.
Unutmayalım; her kene ısırığı hastalık anlamına gelmese de, her ihmal ölümle sonuçlanabilir. Erken farkındalık, doğru müdahale ve bilinçli davranışlarla bu sessiz tehlikeyi durdurmak elimizde. Yaz aylarında doğanın keyfini çıkarırken, keneleri de akıldan çıkarmamak gerekiyor.
Hazırlayan: Gazeteci Taner Öztürk

