Son Yazılar

DÜŞMEYEN FİYATLAR, YÜKSELEN ÇIKARLAR

Ya anlatamıyoruz, ya anlamak istemiyorlar ya da algı ile durum idare edilmeye çalışılıyor. Ancak algı ile durumu yönetmek ve soruna hâkim olup çözebilmek artık mümkün değil.

Gıda fiyatlarından söz ediyoruz.

Temel gıda fiyatlarındaki artışlarla mücadelenin, kısa vadeli cezai yaptırımlar, göstermelik denetimler ya da karşılıklı suçlamalarla çözülemeyeceğini bu algıları oluşturmak için çabalayanlar da biliyor. Siz de biliyorsunuz.

Pek çok kurum piyasadan fiyat topluyor, rapor yazıyor ve kamuoyu ile paylaşıyor. Fiyatlarla ve artış oranlarıyla, TL’lerle, yüzdelerle kıymetli zamanınızı almak istemem. Zaten bu veriler her yerde yazıyor. Arama motorlarına ‘’gıda fiyatlarındaki artış’’ yazın, ulusal ve uluslararası kurumların güncel verileri zaten önünüzde…

Benim bu yazıdaki amacım ise, sorun ve çözüm bu kadar belliyken neden yıllardan beri gıda fiyatlarının artışının düşürülmesi için yeterli çabanın gösterilmediği sorusuna kendi penceremden kısa bir yanıt aramak ve bunu sizlerle paylaşmak.

Küresel sistemin ve onun yerli iş birlikçilerinin bu sorunu bilerek çözümsüz bıraktığını görmek için tabloya biraz daha geniş açıdan bakmamız gerekiyor.

Çünkü gıda fiyatlarının düşürülmesi yalnızca ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda bir siyasi tercih ve strateji meselesi.

Dünya genelinde tarım sektörünü kontrol eden devasa şirketler, üretimden tedarik zincirine kadar olan süreçte belirleyici bir rol oynuyor. Gıda üretiminde kullanılan her girdi hatta lojistik ağlara kadar neredeyse her aşamada bu şirketlerin çıkarları önceliklendirilmiş durumda.

Küresel sistemin oluşturduğu bu yapı, gıda üreticilerini de tüketicileri de fiyatlara müdahale edemeyecek bir hale getiriyor.

Yerelde ise hükümetler, bu küresel yapıya uyumlu politikalar geliştirerek sistemin bir parçası olmayı tercih ediyor. Tarımsal desteklemeler azalıyor, çiftçiler piyasa koşullarına terk ediliyor ve tarım arazileri hızla betonlaşmaya kurban ediliyor.

Tüm bunların sonucunda, yerli üretim azalıyor, dışa bağımlılık artıyor ve gıda fiyatlarındaki dalgalanma toplumun tüm kesimlerini etkiliyor.

Ama gel gör ki, bu durumdan rahatsız olması gereken aktörler yalnızca şikâyet etmekle yetiniyor, kalıcı bir çözüm için siyasi bir irade ortaya koyamıyorlar.

Gıda fiyatlarının bilerek düşürülmediği gerçeğini anlamak için yalnızca ekonomiye değil, bu sistemin kimin çıkarına işlediğine de bakmamız gerekiyor. Yüksek fiyatlar, gıdayı bir yatırım aracına dönüştürerek belirli grupların servetini artırırken, halkın satın alma gücünü zayıflatıyor. Yani mesele, sadece piyasa dinamikleri değil; aynı zamanda kimin kazandığı ve kimin kaybettiği üzerine kurulu.

Bu durumun çözümü için sadece göstermelik adımlar değil, sistemin kökten sorgulanması gerekiyor. Yerli tarımın güçlendirilmesi, üreticinin desteklenmesi ve gıda egemenliğinin sağlanması gibi stratejik adımlar atılmadığı sürece, sorun çözülmek bir yana, daha da derinleşmeye devam edecek.

Peki, bu kadar açık olan bir sorunda neden yeterince adım atılmıyor? Cevap aslında çok basit: Çünkü bu yapıdan güç kazananlar, değişimden en çok zarar görecek olanlar.

Son Yazılar

Önerilen Yazılar