HUBUBAT VE İTHALAT
Tam da hububat hasadı sırasında ithalat olur mu?
Hububat piyasaları, kamunun satış politikaları çerçevesinde işliyor. Serbest piyasada fazla stok kalmadı. Yeni hasat sezonunun, rekolte riskleri, gıda enflasyonu endişeleri, düşen un ihracatı, kamu stoklarının gücü, enflasyon gibi çok sayıda dinamik, piyasa gelişmelerini belirliyor.
İK Tarım Üssü Uluslararası Danışmanlık Kurumunun Mart ayı Tarım Piyasaları Bülteni yayınlandı. Bültende kamu stokları ile aylık satışları göz önüne aldığımızda yeni hasat sezonuna hububat için önemli stok kalmayacak.
Sanayici stoksuz olarak yeni yıla girecek. Kamuda ise ulusal güvenlik için öngörülen stokların bir miktar üzerinde stok devri olacak deniliyor. Özellikle un sanayii, ihracat için istenilen kalite ve fiyatla buğday bulmakta zorlanıyor. İthalat için ise sınırlı uygulamanın yeni hasat sezonuna kadar devam edeceği açıklanıyor.
“Bu durumda hasadın başlangıcında, ithalatın açıldığı bir sezona gireceğiz demektir tespiti yapılıyor.” Piyasalarda genel olarak kârsızlık söz konusu. Maliyetler artıyor. Üretimin yoğun olduğu bölgelerde rekolte riskinin devam ettiği görülüyor. Ve bu yıl hububatta rekoltenin bir miktar düşük gerçekleşmesi bekleniyor.
RAMAZAN ENFLASYONU
Müslüman ülkeler arasında en yüksek gıda enflasyonuna sahip ülke hangisi?
Tahmin ettiğiniz gibi Türkiye… İsrail saldırıları altındaki Filistin’de bile gıda enflasyonu Türkiye’den daha düşük. İstanbul Planlama Ajansı’nın açıklamasına göre Filistin’de gıda enflasyonu yüzde 22, İran’da yüzde 27, Mısır’da yüzde 21, Suudi Arabistan’da ise yüzde 1 bile değil. Ramazan ayında gıda fiyatları açısından en çok yoksullaşan yine biziz.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2003’ten bu yana açıkladığı veriler derlendiğinde ortalama fiyatlar 24 kat, gıda fiyatları ise 35 kat artmış. Bu durum tabii ki en çok dar gelirli kesimleri etkiliyor. En düşük yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin sadece yüzde 6,3’ünü alıyor.
Ancak geliri en düşük grubun harcamalarında gıdanın paya baktığımızda yüzde 36,6 olduğunu görüyoruz. Diğer yandan en yüksek yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 48,1’ini elde ediyor. Bu grubun gıda harcamalarının toplam içindeki payı ise sadece yüzde 14,5.
Yüksek enflasyon ve gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle dar gelirli kesimler gıda dışındaki harcamalarını daha çok kısmak zorunda kalıyor.
DON
İstanbul’da 3 santim kar yağınca bütün Türkiye’nin haberi oluyor ama üreticinin yaşadığı don felaketi gündem olmuyor. Geçen hafta Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz Bölgelerinde yer yer eksi 10 dereceye kadar gece saatlerinde zirai don oldu. Narenciye, sert çekirdekli meyve ağaçları, soğan, patates, biber, karpuz fideleri, marul, lahana, ıspanak, bakla, muz ve daha birçok ürün ciddi oranda, bazıları ise hiç ürün alınamayacak kadar dondu.
Hem örtü altında hem de açık alanda üretim yapan çiftçilerimiz zor durumda. Seralarda bile yüzde 30’a yakın kayıp olduğu söyleniyor. Bu bölgenin 2 yıl önceki depremden büyük zarar gördüğünü de hatırlatmakta fayda var. Üretici örgütleri, milletvekilleri ve en sonunda da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği çağrıda bulundu.
Talepler hemen hemen ortak: Acil ve adaletli hasar tespiti, çiftçilerin kamu bankalarına olan kredi borçları ile prim ve vergi borçlarının faizsiz ertelenmesi ve yeni kredi limitlerinin arttırılması, afet bölgesi ilanı, mazot, gübre, fide ve finansman desteği sağlanması.
Bunlar yapılmazsa, tüketici fiyatları, vurgunculuğun çarpan etkisi ve Ramazan ayı fırsatçılığı birleşip katlanarak artacak.
SOLUĞUMUZ KESİLMESİN
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum. ‘’İklim kanunu teklifi, iklim değişikliğiyle mücadelemizde yeni bir soluk getirecek.’’ dedi, Bu açıklamaların detaylarını hemen her yerde okuyacaksınız. Biz o yeni soluğun kesilmemesi için uzmanlardan derlediğimiz görüşleri çok kısaca anlatmaya çalışalım.
Teklif, Türkiye, Paris Anlaşması’na taraf olmasına rağmen, sera gazı azaltım hedefine ve fosil yakıtlardan, özellikle kömürden çıkış politikasına yer vermiyor. 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşılması için nasıl bir yol izleneceği de yok.
Yeşil dönüşüm sürecinde fosil yakıtlar terk edilecek ama bu süreçte başta tarım olmak üzere hangi sektör nasıl etkilenecek? Yani yara almadan ‘’adil geçiş’’ nasıl sağlanacak?
Ayrıca doğal yutak alanların korunması ve genişletilmesine ilişkin yükümlülükler de eksik.
Teklifin küreselleşme ve pazar ekonomisine uygun, özellikle emisyon ticareti ve karbon piyasasına odaklı ve iklim değişikliğiyle mücadeleden çok karbon ticareti ile büyük sermayenin ekonomik kazanç sağlamasına yönelik olduğu vurgulanıyor.
Üretim maliyetleri daha da yükselirse hele ceza sistemi de gelirse, artacak fiyatlara ve azalacak rekabet gücüne hangi çözümler üretilecek? sorusunun cevabının da olmadığı ifade ediliyor.

