Son Yazılar

UN ÜRETİMİNDE KALİTE PROBLEMİ

18-20 Ekim 2024 tarihleri arasında Antalya’daydım.

Anadolu Un Sanayicileri ve Dicle Un Sanayicileri Derneği tarafından düzenlenen “Hasat Sonrası Hububat Piyasaları ve Sektörel Yansımalar” programında sektörün tüm paydaşları buluştu.

Sektör temsilcileri beklentilerini dile getirdi, TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal buğday ithalatının yüzde 15 kotayla açılması ve kalite konularına açıklık getirdi.

Kendilerine emanet edilen buğdayın değerinin toplam 5 milyar dolar olduğunu söyledi Ahmet Güldal, yaklaşık 13 milyon tonluk stoğun eritilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Özellikle sosyal medyadaki dezenformasyonun, kurumlara ve sürece çok ciddi zarar verdiğini söyledi.

Un sanayicisi buğday ithalatıyla ilgili alınan kararın biraz daha esnetilmesini bekliyordu ama Ahmet Güldal bu konuda kapıları kapattı. Yıl sonuna kadar Yüzde 85-15 kararının uygulanacağını söyledi.

Peki sektör neden böyle bir beklenti içinde, Türkiye un sanayisinin dünya genelindeki durumu ne? Bugünkü yazıda bu konulara açıklık getirmeye çalışacağım…

Dilerseniz önce buğday ithalatına getirilen yasak ile başlayalım.

BUĞDAY İTHALATINA YASAK GETİRİLDİ

Türkiye, 6 Haziran’da açıkladığı bir kararla 21 Haziran 2024 ile 15 Ekim 2024 tarihleri arasında buğday ithalatına yasak getirdi. Söz konusu tedbir hasat döneminde Türk çiftçileri korumak amacıyla alındı.

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, hububat alım politikaları kapsamında dış ticaret tedbirleri alındığını söyledi. Söz konusu tedbirlerle hasat döneminde üreticilerin menfaatlerinin korunmasını amaçladıklarını dile getiren Güldal, “Bunlardan birisi 15 Ekim’e kadar hububat ithalatının yasaklanması şeklindeydi. Bu süreç devam ediyor. Hiçbir şekilde buğday ve arpa ithal etmiyoruz. Son günlerde sektörde bu tarihin öne çekildiğine yönelik birtakım söylentiler olduğunu biliyoruz. 15 Ekim’e kadar olan ithalat yasağı, hasat döneminin bitmesi, üreticilerimizin ürünlerinin ticarete konu edilmesi sürecinden önce kesinlikle esnetilmeyecek.” ifadelerini kullandı.

Güldal, önceki dönemlerde Türkiye’nin içerdeki arz güvenliğini temin etmek için ihracat kısıtlamaları getirildiğini anımsatarak, “2024 hasat döneminde bu ihracat kısıtlamalarını kaldırdık. Hububatta ihracata izin veriyoruz. Yaklaşık 300 bin ton makarnalık buğday, ekmeklik buğday ve arpa olarak son 1 ayda ihracatımız gerçekleşti. Üreticilerimizin korunması açısından önemli ve değerlidir.” diye konuştu.

Yerli buğdaydan un ihracatının da kısıtlandığını anlatan Güldal, bu kısıtlamanın da şu an kaldırıldığını söyledi. Güldal, buğdaydan un yaparak yurt dışına, herhangi bir ithalat gerekliliği olmadan ihracat yapabilme olanağı getirildiğini kaydetti.

Ahmet Güldal’ın açıklamasından önce sektör kendine hedef belirlemişti. Bu yıl ihracatta hedef 4 milyon tondu. Ancak bir sorun vardı. Yerli buğdaylarda kalite problemi.

UN ÜRETİCİLERİ İHRACAT PAZARINDA KAYIP YAŞIYOR

TUSAF Başkanı Haluk Tezcan, ithalat yasağı nedeniyle fiyat rekabeti yapamadıklarını belirterek, “Haziran ve temmuz aylarında un ihracatımız yüzde 35 azaldı. Pazarlarımızda kayıp yaşıyoruz” dedi.

PAZARLARI RUSYA KAPIYOR

Kaybettikleri pazarlarda Rusya ve Mısır’ın ihracatının arttığına dikkat çeken Tezcan, “Ayrıca Rusya, buğdayda uyguladığı gümrük vergisini un için uygulamayarak önemli bir rekabet avantajı elde ediyor. Rusya’nın ihracat rakamlarında önemli bir artış yaşandığını da gözlemliyoruz. Dünyada un ihracatının önemli kısmı Türkiye tarafından yapılıyor. Yıllık yaklaşık 4 milyon ton un ihracatı gerçekleştiriyoruz. Son 11 yılda da dünya pazarlarında ihracat rakamlarımızı sürekli artırdık” şeklinde konuştu.

İHRACAT MİKTARI YÜZDE 40,8 DÜŞTÜ

Yılın ilk 7 ayda un ihracatının 2023 yılı veriline göre kıyasladığında ocak ayında yüzde 32,5’lik artışla 360.4 bin ton, şubat ayında yüzde 59.95’luk bir artışla 323.9 bin ton, mart ayında yüzde 28.01’lik artışla 354.9 bin ton, nisan ayında yüzde 27,21’lik artışla 271.3 bin ton ve mayıs ayında 3,58’lik artışla 321,2 bin ton olduğunu kaydeden Haluk Tezcan, “2024 yılının haziran ayında 187,1 ton un ihraç ettik ve geçen yıla göre yüzde 34,26 oranında azalma yaşandı. Temmuz ayında ise 262,5 bin ton un ihraç ettik ve geçen yıla göre 31,78 oranında düşüş yaşadık. Ağustos ayında ise 246,3 bin ton ihracat yapıldı ve geçen yılın aynı ayına göre yüzde 40,8 düşüş yaşandı” diye konuştu.

BUĞDAYI SANAYİCİ SATIN ALDI

Kaliteli un için iç pazarda yeterince ham madde bulunamadığına da dikkat çeken Tezcan, bulabildikleri ham maddeleri ise borsalarda da görüleceği üzere çok yüksek bir bedelle satın aldıklarını ve yeterince ham maddeye ulaşamadıkları için de kalite konusunda sorunlar yaşadıklarını vurguladı.

VEYSİ DUYAN: UN İHRACATINDA DÜŞÜŞ VAR

Dicle Un Sanayicileri Derneği Başkanı Veysi Duyan, Un İhracatında lider olan bölge sanayicilerinin son iki yılda yaşanan gelişmelerle un ihracatı pazarını Rusya’ya kaptırmaya başladığını kaydetti.

Türkiye un ihracatında, bu yıl hasat döneminde buğday ithalatına getirilen yasakla birlikte, son iki aydır yüzde 30’un üzerinde düşüş olduğunu kaydeden Dicle Un Sanayicileri Derneği Başkanı Veysi Duyan, bölge illerinin bu alandaki liderliğinin sarsılmaya başladığını, hükümetin üretimi destekleyen doğru politikalarla söz konusu olan liderliğin korunabileceğini söyledi.

HAZİRAN VE TEMMUZ’DA YÜZDE 30 GERİLEME VAR

Dünya un ihracatında son 10 yıldır liderliği elinde bulunduran bölge sanayicisinin buğday yasağından dolayı pozisyonunu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Başkan Duyan, “Un sektörü, ucuz ham maddeye ulaşamadığı için global pazarda ihracat liderliğini ve rekabet gücünü korumakta zorlanıyor. Özellikle de bölgemizde; Enerji, işçilik ve lojistik gibi girdi maliyetlerinin öngörülemeyecek şekilde artış gösteriyor olması bununla birlikte döviz kurundaki belirsizlik, un ihracatçılarının ham maddesi olan buğdayı yüksek fiyattan tedarik etme sıkıntılarıyla karşı karşıya bırakıyor. Türkiye’de buğday hasadının bitmesi ile stokların büyük çoğunluğunun büyük çiftçi, tüccar ve Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) silolarında stoğa girdi. Buğdaya erişim gün geçtikçe zora giriyor. Ülkemizdeki tahıl fiyatları dünya piyasasının fiyatlarının da üzerinde seyrediyor. Hububat fiyatının açıklanmasıyla birlikte getirilen ithalat yasağının bölgedeki un sanayicilerinin ihracat pazarlarındaki rekabet gücünü ve liderliğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor. İthalatın yasaklanmasının ardından ortaya çıkan veriler aslında büyük tehlikeyi ortaya koyuyor. Geçen yılın haziran ayının rakamlarına göre %34, temmuz ayına göre ise % 31 ihracatta düşüş yaşandığını görüyoruz” dedi.

ŞARTLAR HER GEÇEN GÜN ZORLAŞIYOR

İhracat pazarlarında süreklilik, müşteri memnuniyeti, kalite ve fiyat avantajının her geçen yıl zorlaştığını vurgulayan Duyan, “Türkiye’nin gerçekleştirdiği buğday üretimi hem iç pazara hem de ihracata katkı sağlıyor. Ancak sektör, dünya fiyatlarıyla rekabet edebilmek için Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında ithalat yaparak bunu gerçekleştirebiliyor. İhracat pazarlarında kalıcı olabilmek için hammadde fiyatlarının uygunluğu, bulunabilirliği ve öngörülebilir diğer maliyetlerin uygunluğu önem arz ediyor” diye konuştu.

İTHALAT YAPILMAZSA LİDERLİĞİ SÜRDÜRMEK İMKÂNSIZ!

Dünya buğday fiyatlarıyla Türkiye’deki buğday fiyatları arasında oluşan farklardan dolayı ithalat yapılmadığı takdirde un ihracatı pazarlarında liderliği ve hatta devamlılığı sürdürmenin imkânsız olacağını belirten Duyan, Özellikle ihracat pazarları yakın coğrafyada hem buğday verimlerinin artışı hem de lojistik avantaj/dezavantajlardan dolayı rekabet gücünü kaybetmekle karşı karşıya olduklarının sözlerini ekledi.

Duyan, haziran ve temmuz verilerindeki düşüş ortada dururken, geçen yıla göre Rusya’nın un ihracatında yaklaşık %50 artış gösterdiğini Hindistan’daki yüksek buğday rekoltesi ihracat pazarlarındaki bir diğer rakip olarak dikkat çektiğini söyledi.

BELLİ ORANDA BUĞDAY İTHALİNE MÜSAADE EDİLMELİ

Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, son dönemde un ve mayada yaşanan fiyat artışları ve artan maliyetlerin ekmek fiyatlarına yansıtılmasına ilişkin Türkiye Fırıncılar Federasyonu Genel Başkanlığında açıklamalarda bulundu. Balcı, son bir aydır un fiyatlarının yüzde 30 artığını ve un fiyatlarının 630 lira bandından yaklaşık 800 bandında çıktığını belirterek, ekmek üreticisi ve fırıncı esnafının zora girdiğini kaydetti. Balcı, “Bu artışlar ekmek fiyatında yükselmeyi kaçınılmaz kılmaktadır. Bununla ilgili ilgili kurumlarımızla gerekli çalışmalarımızı yaptık. Ticaret Bakanlığımızla yapmış olduğumuz çalışmalar var. Maliye Bakanlığımızla yapmış olduğumuz çalışmalar var” ifadelerini kullandı.

BUĞDAY HASADI YÜKSEK, FAKAT KALİTESİ DÜŞÜK

Balcı, bu seneki buğday hasadının geçmiş senelere oranla yüksek olduğunu da sözlerine ekleyerek, “Ekmeklik buğdayın hasadının 14,5 milyon ton olduğunu görüyoruz. 14,5 milyon ton olan bir senede ekmeklik unda kullandığımız buğday miktarına baktığımızda 12 milyon ton. Aynı şekilde Toprak Mahsulleri Ofisi’nin elinde belki de geçmiş yıllara oranla çok ciddi anlamda bir stok söz konusu. Buğday stokuna baktığımızda 11 milyon ton stok gözüküyorsa bunun ciddi bir bölümü ekmeklik buğday. Niye fiyatta yükselme var diye baktığımızda ise, maalesef bu seneki hasatta kalite yönünde düşüklük olduğundan ve sadece belli bölgedeki buğdayların kaliteli, istenen seviyede olmasından dolayı o bölgelerdeki fiyat ister istemez yükselmekte. Yani çiftçimizden 7,5 liraya aldığımız buğday. Şu anda vasat dediğimiz buğday 10,5 liradan işlem gören Polatlı buğdayı 12,7 liradan işlem görmekte” açıklamasında bulundu.

ÖNLEM ALMAZSAK OLUMSUZLUK DAHA DA ARTABİLİR

Buğday ve undaki fiyat artışının önüne geçmek için tedbir alınması gerektiğini söyleyen Balcı, “Eğer bu tedbirler alınmayacak olursa bugün 750-800 lira bandında olan un fiyatının önümüzdeki günlerde daha da yükselmesinden endişe ediyoruz. Şunu söylüyoruz, diyoruz ki ‘fırıncı esnafı nasıl ki fedakârlık yapıyorsa, her gelen fiyat artışını aynı gün ekmeğe yansıtmıyorsa, temel gıda maddesi olarak bakıyorsak bizim paydaşlarımız sektörler de olaya böyle bakmak zorunda’. Alınması gereken önlemleri almazsak bu olumsuzluk daha da yükselecek demektir” şeklinde konuştu.

FİYAT ARTIŞLARINA ÇÖZÜM BELLİ ORANDA İTHALAT

Buğday ve un fiyatlarındaki artışın durdurulması için çözüm önerisinde de bulunan Balcı, “Gerekiyorsa belli bir miktarda, belli bir zaman içerisinde ithalata müsaade edilmesi gerekiyor. Dışarıdaki kaliteli buğdayı ben kendi ülkeme 8,5 liraya mal ederken, 12,5 lira 13 lira bandında Polatlı’da işlem görüyorsa iki aylık kontrollü ve yüzde 30-40 civarında müsaade edilmesi durumunda iç piyasada hem un fiyatlarında bir rahatlama meydana gelecektir hem de bizim kalitesiz buğdayımızı harman yaparak kaliteli unla ekmek yapma imkânı buluruz” değerlendirmesinde bulundu.

BUĞDAY İTHALATI YASAĞI KISMEN KALDIRILDI

Karara ilişkin yorumlar ve sektörün beklentileri böyleydi. Sanayici 15 Ekim’i bekliyordu ki 4 Ekimde sürpriz bir karar açıklandı. Buğday ithalatına getirilen yasağın sona ermesine kısa bir zaman kala 4 Ekim’de yasak kısmen kaldırıldı.

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu’nun değirmencilere gönderdiği mektuba göre, piyasa kota sistemiyle sadece kısmen açıldı. Değirmencilerin Toprak Mahsulleri Ofisi’nden satın aldıkları her 85 ton için sadece 15 ton buğday ithal etmelerine izin verileceği belirtildi. Yani yüzde 85 yerli buğday alınması durumunda yüzde 15’lik ithalat yapılabilecek.

Yeni uygulamayla özellikle depolarda bulunan yaklaşık 12 milyon ton buğday stoğunun azaltılması amaçlanıyor. Uluslararası Hububat Konseyi’nin raporuna göre de stoklar hala çok yüksek. Uluslararası Un Sanayicileri ve Hububatçılar Birliği IAOM Avrasya Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy’da yaptığı açıklamada, “Savaş başladığında stok yapmaya başladık ve yüksek miktarlarda ithalat yaptık” dedi.

Yine de un ve makarnalarının önemli bir kısmını ihraç eden değirmenciler, kendilerini diğer ülkelere karşı daha az rekabetçi hale getirdiği için yasağın kaldırılması için bakanlık yetkilileri ile temas halindeydi. Türkiye’nin un ihracatı ağustos ayında geçen yıla kıyasla %41, haziran ve temmuz aylarında ise %30’dan fazla düşüş gösterdi.

Konuya ilişkin TUSAF Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Tezcan’ın un ihracatındaki hedefe ilişkin açıklamaları da dikkat çekici.

UN İHRACATINDA HEDEF 4 MİLYON TON

Un sektöründe hizmet veren kuruluşları tek çatı altında toplayan Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Tezcan; un dünyanın en kilit gıda maddesini oluşturuyor dedi. TUSAF Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Tezcan: “2023, ülkemiz için rekorlar kırmayı başardığımız bir yıl oldu. Ekim alanlarımızdaki artışın yanı sıra son 7 yılın en yüksek üretimi olan 21,5 milyon ton rakamına ulaştık. Gıda arz güvenliğinin dünyayı tehdit eden en büyük tehlikelerden biri olduğu bu günlerde, ülkece sağlam stoklara sahip olmanın yanında Türkiye olarak uzun zamandan sonra Toprak Mahsulleri Ofisi vasıtasıyla makarnalık buğday ihraç etmeye başladık. Böylece bundan sonraki süreçlerde de stok konusunda endişe duymayacağımızın sinyallerini tüm dünyaya vermiş olduk. Türkiye, dünyanın un ambarı olmayı gururla sürdürüyor dedi.

HALUK TEZCAN: TÜRKİYE, DÜNYANIN UN AMBARI KONUMUNDA

Türkiye un sanayisi olarak üretim teknolojisi ve ürün kalitesi bakımdan uluslararası pazarda üstün bir konumda bulunduklarını söyleyen Haluk Tezcan, “Devletimiz ve ilgili kurumlarımızın desteği ile un sanayicileri olarak son 10 yıldır dünya ihracat lideri konumundayız. İhracat hacmimizin 2024 sezonunda 4 milyon ton bandını zorlamasını bekliyoruz. Dünya un ihracatında zirvede olmamızla, sektörün gelişen teknolojiyi yakından takip etmesinin büyük ilişkisi var. Bizler de Yeşil Mutabakat kapsamında önümüzdeki sezonlarda, kaliteyi koruyup verimi yükseltmeye ve karbon ayak izini sıfırlamaya yönelik çalışmalarımıza hız kazandıracağız. Bu dönüşümle birlikte katma değerli ürünlerimizin sayısı ve çeşitliliği de artacak.” dedi.

Son olarak Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın söylemlerine de bakmak gerek:

TÜRKİYE UN İHRACATINDA BİRİNCİ SIRADA

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen Uluslararası Çalışan Değirmenciler Birliği (IAOM) EURASIA Konferansı’ndaki konuşmasında, “Türkiye un ihracatında dünyada birinci sırada, makarna ihracatında ise 2. sıradaki konumuna devam ediyor. 2023 yılı itibarıyla Türkiye’nin dünyanın pazarındaki payının yaklaşık yüzde 23 olduğunu söylemek istiyorum. Buda her 4 un paketinden bir tanesi Türkiye’deki üreticilerin emeğine sahip” dedi.

DEĞİRMENCİLİK ÜRÜNLERİNİN TİCARET HACMİ SON 5 YIL İÇERİSİNDE YAKLAŞIK YÜZDE 40 ARTTI

Gıda ve suya olan ihtiyacın her geçen gün daha da arttığını belirten Yumaklı, “FAO verilerine göre, nüfus artışına bağlı olarak 2050 yılında, bugünden yüzde 55 daha fazla suya yüzde 70 daha fazla gıdaya ihtiyacımız olacağı öngörülüyor. Bu gerçek, gıda ve tarım politikalarımızı hazırlarken bizim için en önemli gerekçe olarak duruyor. Dünyada yaşanan bu süreçler, gıdayı işleyerek yarı mamul ve mamule dönüştüren değirmencilik sektörünün de önemini tüm dünyada çapında artmaktadır. Un ve yem gibi sektörlerin ana üretim kalemlerine olan ihtiyacı da artacağı için özellikle de 2024’ün ikinci yarısından itibaren sektörde çok ciddi bir talep artışı bekliyoruz. Dünya genelinde değirmencilik ürünlerinin ticaret hacmine bakacak olursak son 5 yıl içerisinde yaklaşık yüzde 40 olduğunu görebiliriz. 2023 yılında ticaret hacmi de 60 milyar dolar seviyelerine ulaşmış durumdadır” diye konuştu.

SEKTÖRÜN 2024’ÜN SONUNDA TARİHİ BİR REKOR KIRACAĞINA YÜREKTEN DÜŞÜNÜYORUZ

Gıda sanayinin gelişmesini belirleyen en önemli etkenlerden birisinin tarımda yeterli miktarda ve uygun kalitede hammaddeyi sürekli olarak sağlayabilmek olduğunu belirten Yumaklı, “Türk değirmen sektörüne bu açıdan bakacak olursak dünya ihracatında lider pozisyonda olup bu konumunu da uzun yıllardır devam ettirecektir. Hali hazırda Türkiye’de yaklaşık 600 adet un fabrikası bulunmaktadır. Değirmencilik ülkemizde oldukça eskiye dayanan genellikle aile içinde devam ettirilen bir meslek grubu. Bugün buradaki değirmenci kardeşlerimizin pek çoğunun 3’üncü veya 4’üncü kuşak olması bize bu anlamda umut vermektedir. Hafızanın ve tecrübenin aktarımının öneminin açısından. 2022 yılını 2 milyar dolar civarında ihracat ile tamamlayan Türk değirmen sektörü, 2023 yılında da dünyadaki ekonomik şartlar ve diğer sorunlara rağmen, 1,9 milyar doların üzerinde bir rakamla yılı kapattı. Sektörün 2024’ün sonunda tarihi bir rekor kıracağına yürekten düşünüyoruz” dedi.

HER 4 UN PAKETİNDEN BİR TANESİ, TÜRKİYE’DEKİ ÜRETİCİLERİN EMEĞİNE SAHİP

Türkiye’nin yıllık un üretim kapasitesi yaklaşık 32 milyon ton civarında olduğunu ifade eden Yumaklı, “Ancak kapasite kullanım oranı çok düşük. Yüzde 45-50’le civarında. Sanırım genel olarak da böyle bir sorun var. Bunu aşmak gerekir. Çünkü sektörün altyapı sağlamlığı bütün imkanların en üst düzeyde kullanımıyla mümkün. 2023 yılında yurtiçi kullanım ve ihracat amacıyla 15 milyon ton civarı un üretimi söz konusu oldu. İhracatın büyük bir kısmı Orta Doğu, Afrika ve Asya ülkelerine gerçekleşti. Şu anda Türkiye un ihracatında dünyada 1. sırada, makarna ihracatında ise 2. sıradaki konumuna devam ediyor. 2023 yılı itibarıyla Türkiye’nin dünyanın pazarındaki payının yaklaşık yüzde 23 olduğunu söylemek istiyorum. Buda her 4 un paketinden bir tanesi Türkiye’deki üreticilerin emeğine sahip” diye konuştu.

SON SÖZ

Türkiye un sanayisinin durumu, ithalat yasağının sektöre yansımaları ve değirmencilerin beklentilerini yukarıda paylaştı. Sonucu TUSAF Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Tezcan’ın sözleriyle bitirelim. Alınan yasak kararı nedeniyle un ihracatında hedefler değişti. 4,5 milyon ton olan ihracat hedefi yüzde 48 gerilemeyle 2,5 ila 3 milyon tona düştü.

Ne dersiniz bu yıl rekor mu gelir yoksa kayıp mı?

Kalın sağlıcakla…

Hazırlayan: Gazeteci Taner Öztürk

Son Yazılar

Önerilen Yazılar