Yer fıstığı (Arachis hypogaea) baklagiller familyasından bir bitkidir. Dünyada ekiliş alanı 40 derece kuzey ve 40 derece güney enlemleri arasında olan subtropik ve tropik sıcak iklim bölgelerinde yer almaktadır.
Kökeni Güney Amerika olan bu bitki, ilk olarak Amerika’nın keşfinden sonra Portekizliler tarafından 16. Yüzyılda gemiler yardımıyla önce Avrupa’ya getirilmiş olup buradan Asya ve Afrika kıtalarına ardından Pasifik Adaları’na götürülmüştür. Günümüzde ise tohumlarında bulunan protein ve yağ sebebiyle çoğunlukla fıstık yağ ve fıstık ezmesi üretmek amacıyla yaygınlaşmıştır.
YER FISTIĞI NEDİR?
Baklagiller familyasından olup tek yıllık ve yazlık sıcak iklim bitkisidir. Meyvelerini toprak altında oluşturması ve hasat zamanında bile otsu yapıda oluşu aynı zamanda meyve oluşumunun devam etmesi bu bitkinin karakteristik özelliğidir. Yüksek ve kaliteli yağ içerinin yanı sıra protein ve karbonhidrat bakımından da zengindir. Ürünün 2-2,5 katı kadar da besleyici kuru ot elde edilir.
TÜRKİYE’DE YER FISTIĞI ÇEŞİTLERİ
Ülkemizde 6 tane Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü, 4 tane Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi, 2 tane Doğu Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve 3 tane de özel sektöre ait olacak şekilde toplam 15 tane yer fıstığı çeşidi tescil ettirilmiştir. Bunlardan yalnızca bir tanesi küçük tohumlu Spanish tipi çeşittir, diğerleri de Virginia tipi iri tohumlu çerezlik çeşitlerdir.
Türkiye’de ekilen çeşitlerin tümü Virginia tipi çerezliklerdendir. En yaygın ekilen çeşidi NC-7’dir. Son yıllarda Masal, Halisbey, Rigel, Ayşehanım çeşitlerinin ekiminde de artış gözlenmektedir. Diğer yer fıstığı türleri ise; Batem Cihangir, Batem-5025, Gazipaşa, Çom, Florispan, Sultan, Osmaniye-2005, Arıoğlu-2003, Peggy, Adanur’dur.
YER FISTIĞI YETİŞTİRME KOŞULLARI NELERDİR?
Ülkemizde yer fıstığı, ana ürün olarak yetiştirileceği zaman nisan ayında ekim işlemine başlanmaktadır. Eğer ikinci ekim olarak tercih edilirse, ön bitki hasadından hemen sonra yer fıstığı yetiştiriciliğine geçilir. Tohumlar, ekimden 5-10 gün önce kabuklarından ayrılırken dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta, zarların yırtılmamasıdır. Hastalık ve zararlılara karşı ekim öncesi ilaçlama ve bakteri aşılaması yapılabilir; ancak bu işlemler sırasında tohumların hafif nemli olması gerekmektedir. Ayrıca, yer fıstığının filizlenebilmesi için toprağın verimli olması ve pH değerinin 6-7 arasında bulunması önemlidir.
Yer fıstığı yetiştiriciliğinde, hafif ve ılık kumlu topraklar tercih edilmektedir. Ekim nöbeti uygulaması, yer fıstığı yetiştiriciliğinde avantaj sağlayan bir yöntemdir. Örneğin, yer fıstığı ekilen toprakta bir yıl sonra mısır yetiştirilmesi, her iki ürün için de verimliliği artırmaktadır. Yer fıstığının büyüme sürecinde sıcak hava gereklidir ve bu süreç boyunca en az 350 mm suya ihtiyaç duyulur. Eğer bölge, 500 mm yağış alıyorsa, bu miktar yer fıstığı için idealdir. Ancak düzenli yağış almayan bölgelerde sulama ihmal edilmemelidir; aksi halde tohumların gelişimi ve büyümesi olumsuz etkilenir.
Yer fıstığı yetiştirilmeden önce toprağın hazırlığı büyük önem taşır. Toprak, sonbahar mevsiminde yaklaşık 20-25 cm derinlikte sürülmeli ve tapan ya da merdane ile bastırılmalıdır. İlkbaharda ise toprağın hafif kazılarak havalandırılması yeterli bir ön hazırlık olacaktır. Eğer yer fıstığı ikinci ekin olarak yetiştirilecekse, arpa ya da buğday hasadından sonra sap ve artıkları temizlemek gereklidir. Toprak tava gelir gelmez kültüvatörle sürülmeli ve ardından tapan çekilerek ekim için uygun hale getirilmelidir.
YER FISTIĞI HASTALIKLARI
Yer fıstığı (Arachis hypogaea) bitkisinde mantari hastalıkların görülmesinde iklim faktörü çok büyük rol oynamaktadır. Ülkemizde yaygın olarak görülen yer fıstığı hastalıkları kök çürüklüğü, sap çürüklüğü ve yaprak leke hastalığıdır. Depolama ve sonrası işlemlerde üründe aflotoksin gelişimi önemli bir problemdir.
KÖKBOĞAZI ÇÜRÜKLÜĞÜ (Aspergillus niger)
Ülkemizde yer fıstığına en fazla zarar veren hastalıklardan biri, tohum ve toprak kaynaklı bir hastalık olan Aspergillus niger mantarlarıdır. Bu mantarlar, genellikle hastalık etkisi göstermeden tohum ve toprakta yaygın olarak bulunur. Ancak hastalığın ortaya çıkması için birkaç stres faktörünün bir araya gelmesi gerekmektedir. Düşük kaliteli tohumluk kullanımı, sıcaklık ve kuraklık stresi, toprak sıcaklığı ve nemindeki değişimler, bitkilerin kültürel işlemlerden (çapalama, pestisit uygulamaları) zarar görmesi ve kök ya da sap gibi kısımlarında kurt veya böcek zararlılarının bulunması bu hastalığın artışına neden olan başlıca etmenlerdir.
Bu hastalık, özellikle çok fazla ısınan ve sulanmayan topraklarda daha şiddetli görülmektedir. Hastalık etmeni, tohum, mantar ve bitki artıklarıyla taşınarak çimlenmeden hasata kadar geçen süreçte bitkilerin ölümüne neden olabilir. Belirtileri arasında, tohumlar üzerinde açık renkli yanık şeklinde lekeler ve bitkinin tamamının ya da birkaç dalcığının birden solması yer alır. Enfekte dokular başlangıçta kahverengileşir, zamanla lifli ve açık renkli bir yapıya dönüşür. Enfekte bitkilerin toprağın hemen altındaki kısımlarında siyah ve yumuşak mantar gelişimi önemli bir belirti olarak öne çıkar.
Hastalık tarlada genellikle dağınık bir şekilde yayılır ve çoğu zaman az miktarda bitki kaybı ile ekonomik kayıp yaşanmadan atlatılabilir. Ancak bazı durumlarda %50 veya daha fazla bitki kayıplarına neden olabilir. Hastalığa karşı etkili mücadele yöntemleri sınırlıdır. Tohum ilaçlaması ve ekim nöbeti (münavebe) uygulanması, bu hastalıkla mücadelede en etkili yöntemler olarak öne çıkmaktadır.
SAP ÇÜRÜKLÜĞÜ (Sclerotium rolfsii)
Beyaz çürüklük olarak da bilinen bu hastalık, kök boğazı çürüklüğünden sonra en yaygın görülen toprak kökenli bir hastalıktır. Yer fıstığı üretiminin yaklaşık %80’inin yapıldığı Çukurova bölgesinde oldukça yaygındır. Dünyada da yer fıstığına ciddi zararlar veren bu hastalık, özellikle ABD’de yer fıstığı için en tahripkar hastalık türüdür. Diğer yer fıstığı hastalıklarına kıyasla daha fazla zarar veren bu hastalığın şiddeti, hava ve toprak neminin yanı sıra sıcaklık gibi çevresel faktörlere bağlıdır. Havada ve toprakta fazla nem olmasa bile yüksek sıcaklık hastalığın şiddetlenmesine yol açabilir. Buna karşın, fazla nem olup sıcaklık düşükse hastalığın etkisi azalabilir.
Bu hastalığın görülme sıklığı, iklimsel etkenlerin yanı sıra özellikle kumlu topraklarda, fazla azotlu gübre kullanılan ve sık sulama yapılan alanlarda artmaktadır. Hastalığa yakalanan bitkiler, önce dallarda sararma ve solma belirtileri göstermektedir. Hastalığın ilerlemesiyle yapraklar, dallar ve kapsül saplarında koyu kahverengi lekeler oluşur. En belirgin belirtilerden biri ise bitki diplerinin kül serpilmiş gibi beyazlaşmasıdır. Bu hastalıkla bulaşık tarlalarda yer fıstığı ekimine devam edilmesi durumunda, ilerleyen yıllarda hiç verim alınamayabilir.
Beyaz çürüklükle mücadelede en etkili yöntemlerden biri uzun süreli ekim nöbeti uygulamasıdır. Özellikle ana ürün olan buğdayın ekiminin ardından ikinci ürün olarak yer fıstığı ekimi yapılması, hastalığın yayılmasını önemli ölçüde engellemektedir. Bu uygulama, hastalık baskısını azaltarak hem verimliliği artırır hem de hastalığın tarlada kalıcı hale gelmesini önler.
ERKEN VE GEÇ YAPRAK LEKE HASTALIKLARI (Cercospora arachidicola ve Cercosporidium personatum)
Yaprak leke hastalıkları yer fıstığının görülen en yaygın mantari hastalıklarındandır. Daha çok hasata yakın zamanlarda, yağışlı ve nemli geçen zamanlarda ve aşırı sulamanın olduğu durumlarda meydana gelir. Yayılışı ise rüzgarla olur. Yapraklarda, sapta ve hatta gineforda 1-10 mm arasında lekenmeler görülür. Bu oluşan lekeler ilerleyen aşamlarda birleşerek yaprağın kuruyarak dökülmesine neden olur.
Bu sebeple de üründe verim ve kalite kaybı yaşanır. Erken yaprak leke hastalığında kahverengi lekeler etrafında sarı hale vardır. Sporlarda isli bir görüntü görülür, öncelikle yaprağın üstünde gelişir. Geç yaprak leke hastalığındaysa lekeler siyahtır. Leke etrafında hale yoktur ya da belirgin bir görüntüsü yoktur, öncelikle yaprağın alt kısmında gelişir. Erken leke hastalığı 3 veya 4 hafta kadar önce meydana çıkar. Zaman zaman her ikisi veya ikisinden biri salgın olarak görülebilir. Mücadelesinde özellikle kültürel yöntemler tercih edilmelidir. Hasat tarihinin aksatılmaması, fazla sulanmaması ve bu hastalıkların bilinen tek konukçusu yer fıstığı olduğundan özellikle münavebe gerekmektedir.
Yer fıstığı (Arachis hypogaea) dünya bitkisel yağ üretiminde kullanılan 8 yağ bitkisinde ilk 3 içerisinde yer almaktadır. Gerek insan gıdası gerek hayvan yemi ve gerekirse toprağın azot bakımından zenginleştirilmesi açısından önemli bir yağ bitkisidir. Yetiştirilen bölgelerde beyaz sinek ve diğer zararlılardan etkilenmiyor oluşu, yer fıstığını diğer ürünlere göre avantajlı konuma getirmektedir. Buğday hasatı sonrasında ikinci ürün olarak yetiştirilebilmesi de üreticiye ek bir gelir kapısı açmaktadır. Yer fıstığı hastalıklarıyla mücadele edildiği taktirde de çoğunlukla gübrelemeye ihtiyaç duymaz, çünkü topraktaki besinlerden çok iyi yararlanarak kendi azot ihtiyacını karşılar.
Ayrıca yer fıstığı haricinde bitki zararlılarıyla genel mücadele yöntemleri hakkında bilgi verdiğimiz “Bitki Zararlıları ile Genel Mücadele Yöntemleri” adıl rehberimize göz atabilirsiniz.
Yazan: Şehir Plancısı, Elif İrem Demirbaş

