Her yaz olduğu gibi bu yıl da alevlerin arasında kaldık ve şehitler verdik. Yangınlar sönüyor belki ama küllerin altında sessizlik büyüyor. Emeğin görünmez kılındığı, alın terinin bile dumanla birlikte buharlaştığı bir yangın mevsimi yaşıyoruz.
Yine ormanlar yandı. Yine ağaçlar, hayvanlar, köyler yok oldu. Ama bu defa sadece doğa değil, insanlık da kaybetti. Çünkü yaşadığımız artık doğal bir felaket değil; derinleşmiş bir emek felaketi.
Kül olanlar yalnızca ağaçlar, evler, doğa değil. Hayatlarını kaybeden işçiler, gönüllüler, görev başındaki insanlar, sevenleri, sevdikleri, yakınları, hepimiz.
Hepimiz bu sistemin içinde korumasız bırakıldık.
Tarım ve Orman Bakanlığının İddialar ve Gerçekler broşüründe, ‘’ Orman Yangınları ile Mücadelede Yapay Zekâ Dönemi…Karar Destek Sistemi ile yangın çıkma ihtimali ve çıkan yangının sebebini tahmin ediyor, meydana gelen yangına en doğru müdahale şeklini belirliyor, koşullara göre yangın davranışını ve tehlikesini tahmin ediyor, personele ve yangına ait bilgileri anında işliyoruz.’’ yazıyor.
Oysa ki; Google’a ‘’Aniden yön değiştiren, şiddetlenen rüzgâr’’ yazın. Yüzlerce orman yangını haberi çıkıyor. Demek ki; bu rüzgâr aninden yön değiştirebiliyor, şiddetlenebiliyor. İhtimaller için yapay zekâya gerek yok yani.
Orman Mühendisleri Odası Başkanı Hasan Türkyılmaz, ‘’Orman Genel Müdürlüğünün ihtiyaç duyduğu miktarda işçi, memur ve mühendis alımı yapılmalıdır.’’ dedi. ‘’Yangın sezonunda vardiyalı çalışma sistemine geçilmelidir.’’ dedi. ‘’Ormancılık meslek mensuplarına döner sermayeden pay ve yıpranma payı verilmelidir.’’ dedi. Duydunuz mu?
Türkiye Ormancılar Derneği Genel Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara’nın uyarılarını dinlediniz mi? “Yangınla mücadele devamlılık ister.’’ dedi. “Tecrübesiz, saha eğitimi görmemiş personel büyük tehlike altında.” dedi. ‘’İzmir Buca’daki orman yangını eğitim merkezini 2018’de niye kapattınız? Tecrübe edinilen böyle bir merkezin kapatılması ciddi bir eksikliktir.’’ dedi. İşittiniz mi?
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, ‘’Eğitimli ve uygun donanımlı tecrübeli ekiplerin en riskli bölgelerde yerleştirilmesine dair bir planı ne yazık ki yok.’’ dedi. Okudunuz mu?
4. Tarım ve Orman Şurası sonuçları içinde ‘’Orman ekosistemleri iklim değişikliğine karşı dirençli hale getirilmeli, yangın riski belirleme ve erken uyarı sistemleri geliştirilmeli, yangınlara yönelik mevzuat güncellenmeli ve iklim değişikliğine dirençli türler için yayılış modelleri oluşturulmalı.’’ maddesi var. Gördünüz mü?
Hadi 5 yıl geri gidelim. 3. Tarım ve Orman Şurası sonuçlarında ‘’ Orman yangınlarıyla mücadelede bölgesel tecrübeler göz ardı edilmemelidir. Özellikle orman yangınları konusunda uzmanlaşmış personelin mümkün olduğu kadar benzer yörelerde aynı uzmanlık alanında görev yapması sağlanmalı, uzmanlık gerektiren kadrolar kesinlikle rotasyon dışı bırakılmalıdır.’’ yazıyor. Hatırladınız mı?
‘’Teknolojik altyapı güçlü olabilir, ama onun başında donanımlı insan yoksa hiçbir anlamı yok. Uçak sayısı değil, yetişmiş insan gücü önemlidir. Orman Genel Müdürlüğü elinden geleni yapsa da insan kaynağında zayıf kalmaktadır.’’ diyor uzmanlar.
Yangın yönetim planlarının kitaplarda kalması yetmiyor. Bu planlar ancak uygulamayla anlam kazanır. Eğitimler, tatbikatlar, teknolojik donanım, yerel katılım… Bunlar bir arada çalıştığında işe yarar. Ama biz hâlâ sahada eğitimli insan yokluğuyla mücadele ediyoruz. Hâlâ vardiyalı çalışma sistemini bir lütuf gibi tartışıyoruz.
Yeter mi? Yetmez. Tüm bu çalışmaların bir parçası olarak halk bilgilendirilmeli, kamuoyu desteği sağlanmalı, şeffaflık artırılmalıdır.
Ve en önemlisi: Ormanı korumak, sadece ormanla ilgili bir mesele değildir. Bu, emeğe, liyakate, toplumsal dayanışmaya, kamusal ciddiyete inanan bir yönetim anlayışı gerektirir. Ormanı korumak için önce insanı korumak gerekir.
Bugün orman teşkilatının ihtiyacı olan şey daha fazla uçak değil. Daha fazla insan. Daha eğitimli, donanımlı, güvenceli personel. Yeni mezun ama eğitimsiz gençlerin en riskli bölgelere gönderildiği, tecrübesiz insanların alevlerin önüne konduğu bir sistem, ne kadar teknik doğruya dayanırsa dayansın çöker. Çünkü bu işin kalbinde fiziksel, zihinsel ve ekonomik açıdan güçlü ormancılar var, insan var.
İşte o insanın morali düşük. Hakkı verilmiyor. Döner sermayeden pay alamıyor, yıpranma hakkı tanınmıyor. Yangın sezonunda vardiya sistemi hâlâ yaygınlaşmamış. Sosyal hakları gündem bile edilmiyor.
Ve en kötüsü: 150’ye yakın şehit verilmiş bu mücadelede, bu insanlar kamuoyunun belleğinde neredeyse hiç yer etmiyor.
Bu tablo değişmeden, hazırlık planları ne kadar doğru yapılırsa yapılsın, eğitimler ne kadar güncellenirse güncellensin, sistem yine aksar. Çünkü motivasyonu düşük, sayıca yetersiz, korunaksız bırakılmış bir emek ordusu, yangınla da ihmalle de savaşıyor. Orman Genel Müdürlüğü, tüm bu zorluklara rağmen destansı işler başarıyor. Ama bunu anlatamıyor. Kamunun desteğini de arkasına alamıyor.
Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve teşkilatımıza başsağlığı dileriz. Vatan sevgisiyle görev yapan tüm kahramanlarımızı minnet ve saygıyla anıyoruz.

