WEBAGRON - TARIMSAL İÇERİK PLATFORMU

Daha Fazla Gör

    Son Yazılar

    AÇLIK SİYASET TANIMAZ

    Herkesin gözünün önünde ama kimsenin yeterince ciddiye almadığı bir kriz bu: Kuraklık, don, üretim düşüşü ve çiftçinin ayakta kalma mücadelesi.

    Tarımsal kuraklığın kapıda, ilkbahar yağışlarının kritik olduğu söyleniyor çiftçi temsilcileri tarafından. Çiftçilerin zararlarının karşılanması şart.

    Birkaç “çalışıyoruz” açıklaması, birkaç yerinde inceleme gezisi ve sonra unutulan bir gündem mi yine?

    2025 yılı Ocak ayının son 24 yılın en kurak ayı olmuş. Yağışlar, önceki yılın aynı ayına göre yüzde 69 azalmış. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yağış %94, Doğu Anadolu’da %88, Akdeniz’de %76 düşüş var.

    Kuraklık tehlikesi sadece Güneydoğu ve Doğru için değil, tüm ülke için geçerli. Ama asıl sorun, bu tehlikenin yeni değil, öngörülebilir olması. 2008, 2014, 2021… Türkiye, daha önce defalarca kuraklık yaşadı. Ama ders alındı mı? Hayır.

    Sorunun kökenine inmek yerine her yıl şaşırmış gibi yapıyoruz. Yağış azaldığında “Vah vah, ne olacak şimdi?” diyoruz. Oysa çözüm belli: Su yönetimi, doğru tarım politikaları, destek mekanizmaları.

    TARIMSAL AFET SAYISI 4 KATINA ÇIKMIŞ

    Rakamları bir daha okuyalım: 2011 yılında 324 olan doğal afet sayısı, 2024 itibarıyla 1257’ye çıkmış. Neredeyse dört katına! Bu bile tek başına, tarımda nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzu anlatıyor. Ama biz hâlâ günü kurtarma derdindeyiz.

    Bu ülkede çiftçi üretmezse, market raflarında ürün bulamayız. Ama çiftçiye reva görülen muamele ortada: Zarar tespit çalışmaları yavaş ilerliyor, destekler yetersiz, borçlar birikiyor.
    Son yaşanan don afetinin de faturası ağır. Adana, Mersin, Hatay başta olmak üzere birçok ilde narenciye, şeftali, nektarin, kayısı, erik, patates, soğan ve daha nice ürün zarar gördü.

    Çiftçiler “Bizi kurtarın” diye feryat ediyor. Ama duyuyor musunuz?

    ÇİFTÇİ İÇİN ÇÖZÜM NE?

    Tarım ve Orman Bakanlığı ve Hazine, çiftçilerin zararlarının karşılanması ve kredilerinin faizsiz ertelenmesi için başvurular alıyor. Güzel. Ama yeterli mi? Hayır.

    Önleyici politikalar nerede?

    Su yönetimi konusunda hangi ciddi adımlar atıldı?

    Tarımsal sigortalar gerçekten etkili mi?

    Çiftçinin girdi maliyetleri neden düşmüyor?

    Bunlar sorulması gereken sorular. Ama biz hâlâ “Geçmiş olsun” demekle yetiniyoruz.
    Bugün ekmezsek, yarın biçemeyiz. Bugün çiftçiyi korumazsak, yarın sofralarımız boş kalır.

    Bu işin siyaseti, partisi yok. Kuraklık, don, afet… Bunlar hepimizin geleceğini ilgilendiriyor.
    Ama her şeyden önce, çiftçiyi unutmadığımızı göstermeliyiz. Çünkü unutulan çiftçi, kaybedilen gelecek demektir.

    Son Yazılar

    Önerilen Yazılar

    ×
    ×