Her yıl bir şeyler kutluyoruz: Zirai öğretimin yıl dönümü, Ziraat Mühendisleri Günü… Kutlamalar güzel, coşku da iyi hissettiriyor ama bir gerçek var ki, bu meslek dalının sesi pek duyulmuyor.
Ziraat mühendisleri, toprakla uğraşan, bu ülkenin sofralarını dolduran görünmez kahramanlar.
Ama kahraman olmanın da bir bedeli var; sırtlarını sıvazlamayı hatırlıyoruz, ama sorunlarını çözüp omuzlarından yük almayı hep unutuyoruz.
Bugün biraz onların dünyasına bakalım. Üniversitelerde başlayan, tarlalarda devam eden bir serüven bu.
Ama maalesef, eğitimden istihdama, teknolojiden toplumsal algıya kadar birçok sıkıntıyla baş etmek zorundalar.
EĞİTİM VAR AMA YETERLİ Mİ?
Üniversitelerde tarım eğitimi almış bir öğrenci düşünün. Teoriyi çok iyi biliyor ama iş uygulamaya geldiğinde eli toprağa değmemiş. Çünkü laboratuvarlar ya eksik ya da yetersiz, tarlada uygulamalı eğitimse çoğu zaman sadece hayal.
Oysa tarımı konuşuyorsak, bu işin mutfağı sahada.
Bu gençler mezun oluyor, ama sektöre adım attıklarında kendilerini “nereden başlayacağını bilemeyen mühendis” olarak buluyorlar.
MEZUN OLMAK YETMİYOR, İŞ NEREDE?
İşsizlik sadece ziraat mühendislerinin değil, birçok mesleğin ortak sorunu. Ancak bu alanda sıkıntı biraz daha derin. Mezun sayısı çok, kamu kadroları ise sınırlı.
Özel sektörde çalışmak isteyenler ise düşük ücretler ve zorlu koşullarla karşılaşıyor. “Bu mesleği neden seçtim?” diye sorgulayanların sayısı her geçen gün artıyor.
ÇİFTÇİ-MÜHENDİS EL ELE VERMELİ AMA NASIL?
Tarımın başarısı, çiftçi ve mühendisin iş birliğine dayanır. Fakat arada ciddi bir kopukluk var. Çiftçi, mühendisle çalışmayı maliyet olarak görüyor; mühendis, çiftçiye ulaşamıyor. Oysa bu bağ güçlenmeden tarımsal üretimde gerçek bir verimlilik sağlamak zor.
TEKNOLOJİ KOŞUYOR, BİZ ARKADAN BAKIYORUZ
Bugün dünya, dijital tarımı konuşuyor; dronelar, sensörler, yapay zeka… Peki ya biz? Mühendislerimiz bu teknolojilere ne kadar hâkim? Onları bu yeniliklerle buluşturacak eğitimler ya sınırlı ya da hiç yok. Teknolojiyle aramıza mesafe koydukça, rekabet gücümüz de azalıyor.
PEKİ, ÇÖZÜM NEREDE?
Çözüm, ziraat mühendislerini gerçekten önemsemekten geçiyor. Daha iyi bir eğitim sistemi, daha fazla istihdam olanağı, daha güçlü bir çiftçi-mühendis iş birliği… Bunlar hayal değil, yapılabilir. Üstelik bu sorunları çözmek sadece mühendislerin değil, hepimizin işi. Çünkü tarım, sadece ziraat mühendislerinin değil, bu ülkenin geleceği.
Ziraat mühendislerinin çığlıklarını duyalım. Çünkü onların sesi, aslında toprağın, üretimin ve gıdanın sesidir. Biz bu sesi görmezden gelirsek, yarın soframıza koyacak ekmeği bulamayabiliriz.

