Son Yazılar

GIDA GÜVENLİĞİNDE MADALYONUN DİĞER YÜZÜ

Son zamanlarda tarımda pestisit kullanımı, yani zirai ilaç meselesi sıkça tartışılıyor. Daha önceki yazı ve yayınlarımızda biz de bu konulara yer vermiş, özellikle Avrupa Komisyonu’nun 30 Ekim tarihli son raporundaki eleştirileri gündeme almıştık.  

Sağlığımızı, çevremizi ve ihracatımızı etkileyen bu konu hakkında Tarım ve Orman Bakanlığı bir açıklama yaptı. Bakanlık, pestisit kullanımını azaltmak için gerçekten dikkat çekici adımlar atıyor. Üstelik bu çabalar yalnızca iç pazarda değil, ihracatta da önemli sonuçlar doğuruyor. Gelin, biraz rakamlara, biraz da detaylara bakalım.

ALTERNATİF ÇÖZÜMLER: PESTİSİT YERİNE BİYOLOJİK MÜCADELE

Pestisit kullanımını azaltmak kolay bir iş değil. Bakanlık örneğin, pestisit yerine biyolojik ve biyoteknik mücadele yöntemlerini tercih eden üreticilere ciddi destekler sağlıyor. Yani doğayla dost, sürdürülebilir yöntemler artık daha cazip hale geliyor. Bu arada, Avrupa Birliği standartlarına uyum kapsamında tam 223 maddenin yasaklanmış olduğunu da hatırlatalım. Sadece bu bilgi bile Türkiye’nin pestisit kullanımını sınırlama konusundaki kararlılığını gösteriyor.

EĞİTİM VE DENETİM: İŞİN MUTFAĞI

Üreticilere verilen eğitimler de bu hikâyenin önemli bir parçası. Açıklamaya göre “Çiftlikten Sofraya Gıda Güvenliği” anlayışıyla, hasattan tüketime kadar her aşamada sıkı denetimler yapılıyor. Üretim alanlarından perakende noktalarına kadar her yer kontrol altında. Son üç yılda yapılan 250 bin pestisit denetimi, bu işin ne kadar ciddiye alındığının en somut kanıtı. Bu denetimlerin sayesinde pestisit kalıntı oranının %35 oranında azalmış olması da büyük bir başarı.

İHRACATTA TÜRKİYE’NİN PERFORMANSI

Pestisit konusundaki bu hassasiyet, ihracat rakamlarına da yansıyor. 2023 yılında Türkiye tam 4,6 milyon ton taze meyve ve sebze ihraç etmiş. Peki, geri dönen ürün miktarı ne kadar dersiniz? Sadece 6 bin ton. Yani toplamın sadece %0,2’si. Bu oran, uluslararası kabul edilebilir seviyelerin bile çok altında. Dahası, ihraç edilen ürünlerin yalnızca binde 1-2’si için bildirim alınıyor. Bu da Türkiye’nin dünya standartlarına ne kadar yakın olduğunu gösteriyor.

BAZI ÜRÜNLERDEKİ GERİ DÖNÜŞLER

Elbette tamamen sorunsuz bir tablo çizmek mümkün değil. Belirli ürünlerde, özellikle aflatoksin ve kükürt dioksit gibi maddeler yüzünden geri dönüşler yaşanıyor. Örneğin:

  • Antep Fıstığı: Fazla aflatoksin nedeniyle yapılan 1320 sevkiyattan 15’i geri dönmüş. Oran %1.13.
  • Kuru İncir: Yine fazla aflatoksin ve okratoksin nedeniyle 4836 sevkiyattan 49’u geri dönmüş. Oran %1.01.
  • Kuru Kayısı: Son 4 yılda fazla kükürt dioksit yüzünden gönderilen 17,686 tonluk sevkiyatın sadece 41.5 tonu geri dönmüş. Oran %0.23.

Bu oranlar da gösteriyor ki, sorunlar var ama oranlar çok düşük. Bakanlık bu geri dönen ürünleri analiz ettiğini ve mevzuata uygun olmayanların iç piyasaya girişine kesinlikle izin vermediğini söylüyor. Bu ürünler ya başka ülkelere ihraç ediliyor, yem olarak kullanılıyor ya da enerji üretiminde değerlendiriliyor.

RASFF BİLDİRİMLERİNDE BÜYÜK DÜŞÜŞ

Bir başka sevindirici haber de Gıda ve Yem Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) üzerinden geliyor. 2023 yılında RASFF bildirim sayısı, 2021 yılına kıyasla tam %54 azalmış. Bu düşüş, ihracat ürünlerinin uluslararası standartlara uyum sağladığını bir kez daha teyit ediyor.

GIDA GÜVENLİĞİNDE TÜRKİYE ÖRNEK OLABİLİR

Geri dönen ürün oranlarının düşük olması, uluslararası standartlara uyumun bir sonucu. Elbette her şey mükemmel değil; ama alınan önlemler ve yapılan yatırımların karşılık bulduğunu görmek umut verici.

Son Yazılar

Önerilen Yazılar