Son Yazılar

HİLELİ LOKMALAR, ALDATICI LEZZETLER

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı 1 Ekim’de “Artık hileli ve sahte gıdalarla ilgili listeleri anında paylaşacağız” dedi.

Yeni sistemden de bahsetti, “guvenilirgida.tarimorman.gov.tr adresine girip herkes bu bilgilere ulaşabilecek.”

Artık gıdalarda sahtecilik ve hile ile ilgili ne varsa şeffafça gözümüzün önünde olacak.

Ve evet, sistem açıldı. İnanın sadece bir an derin bir iç çekip “ölmediğimize dua edelim” dedim. Bal, et ürünleri, zeytinyağı, süt, baharatlar, çikolatalar, dondurmalar, tavuk eti, un, unlu mamuller, bitki çayları… Hani soframızı şenlendiren, ağzımızı tatlandıran ne varsa, birer birer bu karanlık işlere zaten bulaşmıştı. Belki lüks lokantada kibarca önümüze konmuş, belki market rafında marka diye aldığımız o ürünler… Kısacası, “bu kadar da olmaz” dedirten her şey vardı.
Yeni anlık bildirimlerde aynı şeyleri gördük.

Bilgi kirliliği, her gün bir başka uyarı… Hangi bilgiye güveneceğimizi şaşırmış durumdayız.

RESMİ DENETİMLERE GÜVEN AZALIYOR

Bir de şu resmi kontroller yok mu, işte onlara duyulan güven de ciddi anlamda azaldı. Zaten denetimlerde bir eksiklik var, bir de üzerine bütçe ve altyapı yetersizlikleri eklenince işler iyice çıkmaza giriyor.
Denetçilerin yeterince eğitim almaması, kontrol sürelerinin kısa tutulması ve siyasi baskılar… İşte bunlar işi iyice karmaşık hale getiriyor. Her şey kağıt üstünde güzel, ama pratikte bazen işler çok daha zor ilerliyor. Denetimlerin sayıya indirgenmesi, mesela “Bu yıl şu kadar kontrol yaptık” diye hedefler belirlemek, işin niteliğini ikinci plana itiyor. Sayı güzel ama asıl soru şu: Bu denetimler gerçekten etkin mi?

BAKAN YUMAKLI’NIN GIDA GÜVENLİĞİ VİZYONU

Bakan Yumaklı “Güvenilir Gıdada Yeni Dönem” başlığı altında yaptıkları çalışmaları anlattı. Gıda Kamuoyu Duyuru Sistemi’ni devreye soktuklarını, yeni yasaklar, yeni güvenlik kriterleri getirdiklerini söyledi; her şeyin anında duyurulacağının altını çizdi.
Yani soframıza gelen her lokmanın güvenli olup olmadığını artık öğrenebileceğiz. Bakan, soframıza gelen gıdaların güvenli olmasının onların birinci görevi olduğunu söyledi. Söylemesi kolay ama arka plandaki zorluklar pek de hafife alınacak gibi değil.

GIDA GÜVENLİĞİ İÇİN YAPILAN YENİLİKLER

Bakanlık, son bir yılda gıda denetiminde birçok adım atmış. Mesela, zararlı kimyasalları içeren bazı tarım ilaçlarını yasaklamışlar. Şap hastalığı vakaları %79 azalmış, kamera sistemleri kesimhanelerde zorunlu hale getirilmiş, yılda 3 milyon doz kuduz aşısı doğaya havadan bırakılıyormuş. Bir de QR kodlu bitki sağlık sertifikası getirilmiş. Tüm bu yenilikler kulağa hoş geliyor. Ama bu çabalar gerçekten yeterli mi, işte orası tartışılır.

DENETİM SAYILARI VE ETKİNLİK SORUNU

Yılda 1,3 milyon resmi kontrol yapılmış, denetim sayıları etkileyici. Ama işin özü yine aynı: Denetimlerin niteliği ne durumda? Yani, sadece sayı hedefi koymak yetmez, denetimlerin derinlemesine yapılması lazım. Bir işletmeye yılda bir kez gitmek iyi güzel ama o bir kontrol gerçekten yeterli mi?
Bakan Yumaklı, uygunsuz ürünlerin piyasadan toplatıldığını ve imha edildiğini belirtti. Özellikle zeytinyağına başka yağlar katılması ya da peynire margarin eklenmesi gibi hilelerle ciddi mücadele ettiklerini söyledi. Peki, bu mücadele gerçekten ne kadar caydırıcı? Firmalar bu konuda ders çıkarıyor mu, yoksa ceza ödeyip, “nasıl olsa bir yolunu buluruz” diyerek aynı hataları tekrarlıyor mu?

GIDA GÜVENLİĞİ İÇİN UZMANLARIN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Gıda güvenliği konusunda uzmanlar, hızlı uyarı sistemi ve kriz yönetiminin daha etkin hale getirilmesi gerektiğini söylüyor. Şap hastalığının kontrolü gibi bölgesel projeler, gıda güvenliği ve bitki sağlığı konusunda da hayata geçirilebilir. Ama en önemlisi, denetimlerin bağımsız ve tarafsız bir birim tarafından yapılması şart. Çünkü gıda güvenliği, ne siyasi baskıya ne de ticari kaygılara teslim edilemeyecek kadar hayati bir mesele.

BİLİNÇLİ TÜKETİCİ OLMAK: SORUMLULUK HEPİMİZDE

Sonuçta, hepimizin ortak derdi aynı: Soframıza gelen yemeğin güvenilir olup olmadığını bilmek istiyoruz. Hepimizin çocuğu, ailesi, sevdikleri var. Gıdaya olan güvenimizi yeniden kazanmak istiyoruz. Ürünler ambalajında ne yazıyorsa, gerçekten o olmalı. Peynir, gerçekten peynir; bal, gerçekten bal olmalı. Şeffaflık, güvenilirlik ve etik, gıda sektörünün köşe taşları olmalı.
Ve bizler tüketici olarak, elimizden geldiğince bilinçli olmalı, denetimlerin takipçisi olmalı, sesimizi duyurmalıyız. Çünkü soframızda ne olduğuna karar veren, aslında bizleriz. 

Son Yazılar

Önerilen Yazılar