Çiğ süt fiyatı açıklandı. 18 lira 35 kuruş. Artış oranı yüzde 7.
Aslında mesele sadece rakam da değil. Mesele zamanlama. Mesele niyet. Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) normalde haziran ayında yapması gereken toplantıyı temmuz ortasına bırakıp, fiyatları 1 Ağustos’tan geçerli kılması, üreticinin bir aylık gelirine doğrudan el koymaktır. Hem de planlayarak, bile isteye.
Yıl başında 17,15 TL olan çiğ süt fiyatı, 1 Ağustos itibarıyla 18,35 TL oldu. Yani yedi ayda sadece 1 lira 20 kuruşluk bir artış. Bu mu üreticiyi desteklemek? Bu mu gıda güvencemizi sağlamak?
YEM-SÜT PARİTESİ DİBE VURDU
Ocak ayında 1,27 olan yem-süt paritesi haziranda 1,16’ya geriledi. Hedef 1,3’tü. Hedef bir yana, gerçekler çöküşü haber veriyor. Üretim maliyeti 20 – 25 lira arasındayken sütü 18,35 TL’ye sat demek, üreticiye “İneğini kes, sektörden çık” demekten başka ne anlama gelir?
Üstelik bu referans fiyatın piyasada geçerli olmadığını, çiftçinin daha düşük fiyatlarla sütünü satmak zorunda kaldığını yetkililer televizyon ekranlarından itiraf ederken…
ÇİFTÇİYE NE KALDI?
Sadece %7’lik fiyat artışı değil konu, desteklerde artırılmadı. 2024 son çeyreğinde verilen 1 TL’lik prim desteği hâlâ aynı. Oysa en az 2 TL’ye çıkarılmalıydı. Kaldı ki Ocak 2025’ten bu yana ödemeler aksıyor. Bu durum, küçük aile işletmeleri için tam anlamıyla bir yok oluş reçetesidir.
USK’nın şeffaflıktan uzak yapısı da cabası. Doğru düzgün bir maliyet hesabı açıklanmıyor.
Her coğrafi bölgede kuruşu kuruşuna aynı maliyet olur mu?
Haziran ayı için açıklanan maliyet litre başına 16 lira 38 kuruş, olur mu?
Çünkü gerçek rakamlar açıklansa zarar gözle görülür hale gelecek. İşte bu nedenle bu fiyat artışı, sadece yanlış değil; planlı bir tasfiye sürecinin parçası galiba.
USK’nın görevi üreticiye rehberlik etmek olmalıydı. Bugün geldiği nokta, market odaklı fiyat politikalarının aparatı olmaktan öteye geçemiyor.
KÜÇÜK ÜRETİCİLER SİSTEM DIŞI KALIYOR
Desteklerle ayakta kalan yaşlı çiftçiler, küçük aile işletmeleri için bu karar, sürdürülebilirlikten değil, çıkış yolundan bahsediyor. Çıkış yolu derken; Anadolu’nun dört bir yanında üretici, süt ineğini kesime gönderiyor. Tip sözleşmeler bile uygulanmazken, kim hangi güvenle üretime devam edecek?
GERÇEK AMAÇ NE?
Kimi iddialara göre süt üretiminin 22 milyon tonla sınırlandırılması hedefleniyor. Bu rakamın altına düşürmek için küçük üreticilerin sistem dışına itilmesi, planlı bir tarımsal küçülmenin göstergesi olabilir mi?
Bu karar sadece süt fiyatı değil; bir tarım ülkesinin üreticiye sırt çevirme biçimidir. Maliyetini üretici öder, bedelini ise halk: raflarda et ve süt ürünlerine erişemeyen tüketici, ithalat bağımlısı hale gelen bir ekonomi.
SON SÖZ
Çiftçi üretmekten, şehirli tüketmekten vazgeçerse ne olur?
18 lira 35 kuruşla süt satılabilir belki… Ama bu ülkede güven, sürdürülebilirlik ve kırsalda yaşam birikimi alınamaz. Bu karar, sessiz bir iflas planının ilanıdır. İflas eden sadece üretici değil; aynı zamanda bir politikadır.

