WEBAGRON - TARIMSAL İÇERİK PLATFORMU

Daha Fazla Gör

    Son Yazılar

    TARIM, GENEL EKONOMİDEN DAHA AZ BÜYÜYECEK

    2025 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı” Resmi Gazete’de 30 Ekim Çarşamba günü yayımlandı. Bu program, tarım sektörü açısından da oldukça önemli başlıklar içeriyor.

    Ama önce dünya ekonomisinde son 3 yılda neler olduğuna, ülkelerin ne kadar büyüdüğüne çok kısaca bir göz atmakta fayda var.

    DÜNYA EKONOMİSİNDE SON ÜÇ YILDA YAŞANAN GELİŞMELER

    2022 yılında, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle jeopolitik riskler ve emtia fiyatları en yüksek seviyelere ulaşmıştı. Gelişmiş ekonomilerde finansal sıkılaşma eğilimleri öne çıkmış ve küresel ekonomik faaliyetlerde yavaşlama beklentileri güçlenmişti. Zaten sonuçta öyle de oldu.

    2023 yılına geldiğimizde ise dünya ekonomisinde sıkı para politikaları, yüksek enflasyon ve ekim ayından itibaren Orta Doğu’da İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarıyla iyice artan jeopolitik gerilimler etkisini sürdürdü. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) verilerine göre, dünya ekonomisi 2023 yılında %3,3 oranında büyüdü. Gelişmiş ülkeler ortalama %1,7 büyürken, ABD %2,9 ile beklentilerin üzerinde bir büyüme kaydederek pozitif bir ayrışma sağladı. Avro Bölgesi ise Almanya ekonomisindeki daralma nedeniyle sadece binde 4 oranında büyüyebildi. Aynı dönemde, Birleşik Krallık binde 0,3, Japonya ise %1,7 oranında büyüdü.

    Gelişen ve yükselen diğer ana ekonomiler var tabi bir de… Bu gruba baktığımızda ortalama %4,4 büyüme görüldü. Ancak, bu grubun içinde bile performanslar farklılık gösterdi. Örneğin, Çin %5,3 oranında büyürken, Hindistan %8,2 gibi daha yüksek bir büyüme oranına ulaştı. Brezilya %2,9 ve Rusya da %3,6 oranında büyüme gösterdi.

    Bu büyüme rakamlarını niye verdik? E tabii ki ülkemizle kıyaslamak ve tarım sektörünün bu büyüme içindeki yerine biraz daha vurgu yapabilmek için…

    TÜRKİYE EKONOMİSİNİN PERFORMANSI VE TARIM SEKTÖRÜNÜN KATKISI

    Türkiye bu dönemde neler yaptı? 2023 yılında, zayıf dış talep koşullarına, jeopolitik gerilimlere ve Şubat ayında yaşanan deprem felaketine rağmen Türkiye ekonomisi %5,1 oranında büyüdü. Deprem bölgesinde iktisadi faaliyeti canlandırmak için uygulanan tedbirler ve yeniden yapılanma çalışmaları ekonomiye destek sağladı ve milli gelire katkıda bulundu. Yıl boyunca özellikle inşaat sektörü ve genelde hizmetler sektörü güçlü görünümünü koruyarak büyümenin arkasındaki itici güç oldu. Sanayi sektörü zayıf dış talep nedeniyle uzun dönem ortalamasının altında kalmakla birlikte büyümeye devam etti.

    2023 yılındaki bu %5,1’lik büyümeye 9,5 puan katkı veren ne oldu?  Özel tüketim harcamaları öncülüğünde, toplam tüketim harcamaları… Tüketerek büyüdük yani… %11,2…

    Dış talep koşullarının zayıflaması, sanayi sektörünü olumsuz etkiledi ve sanayi sektörü yıl genelinde %1,7’lik sınırlı bir artış kaydetti, hizmetler sektörü %5,4 oranında büyüdü ve ekonomiye en büyük katkıyı yine hizmetler ve inşaat sektörü sundu.

    Ve Tarım…Tarım sektörü 2023’te ise sadece binde 2 oranında büyüdü. Bu büyüme programda “ılımlı” kelimesiyle ifade edilmiş; artık ne demekse ‘’ılımlı’’ büyüme… Yıl genelindeki %5,1’lik büyümeye sanayi sektörü 0,3, hizmetler sektörü ise 3,5 puanlık bir katkı yaptı; tarım sektörü ise büyümeye ne kadar katkı sundu dersiniz? Sıfır…

    2024’e geldik. Yılın ilk çeyreğinde GSYH %5,3 arttı. İkinci çeyrekte ise %2,5 büyüme gerçekleşti. Yılın geri kalanında sanayi sektörü, dış koşullardaki iyileşmenin etkisiyle %5,1 katkı sağlarken hizmetler sektörü katkısını 2,6 puana düşürdü. Tarım sektörü ise çok sınırlı bir katkı sundu.

    Şimdi tarım sektörüne biraz daha detaylı bakalım.

    TARIM SEKTÖRÜNÜN ILIMLI BÜYÜMESİ VE 2024 BEKLENTİLERİ

    Cumhurbaşkanlığı yıllık programında, tarım sektörüne dair, istihdamdan üretime, desteklerden ihracata kadar pek çok veri bulunuyor. İşin içinde veriler, oranlar, hedefler olsa da, aslında tüm bunlar doğrudan çiftçiyi, yani bizim soframıza gelen gıdayı üreten insanları ve geleceğimizi ilgilendiriyor.

    Öncelikle tarım sektörünün büyüme hızı…. 2023 yılında tarım sektörümüz binde 2 gibi mütevazı bir büyüme kaydetti. Ilımlı ve mütevazı… 2024’te bu oranın %2, 2025’te ise %2,5 olması bekleniyor. Bu oranlar kulağa fena gelmeyebilir, ama ülke ekonomisinin genel büyüme hedefiyle karşılaştırınca biraz yavaş kalıyor.

    Türkiye ekonomisi 2024’te %3,5, 2025’te ise %4,5 büyümeyi hedeflerken, tarım bu hızın gerisinde kalacak gibi görünüyor.

    Bir diğer çarpıcı nokta, tarımın ekonomideki payının giderek azalması…2002’de tarım, Türkiye’nin Gayrisafi Yurt İçi Hasılasının (GSYH) %10,2’sini oluştururken, 2023 itibarıyla bu oran %6,2’ye gerilemiş; 2024’te %5,2’ye düşmesi bekleniyor.

    Tarım sektörü küçüldükçe, aslında tarımdan geçinen ailelerin ekonomideki gücü de azalıyor. Aynı düşüş, sektördeki istihdam oranlarında da kendini gösteriyor. 2002’de istihdamın %34,9’u tarımdayken, 2023’e geldiğimizde bu oran %14,8’e düşmüş.

    Kısacası, hem ekonomide hem de istihdamda tarım giderek geriliyor. Sigortalı çiftçi sayısı 400 binlerle ifade ediliyor…

    ÇİFTÇİLERE VERİLECEK DESTEKLER

    Gelelim en çok merak edilen konuya, daha önce yazıp, anlatmıştık ama şimdi iş resmileşti:

    2024 yılında çiftçilere 91,5 milyar TL’lik bir destek planlandı. 2025’te ise bu destek %47,5 artarak 135 milyar TL olacak. İlk bakışta bu rakam yüksek görünebilir, ancak ülke ekonomisi içinde tarıma ayrılan destek hâlâ oldukça düşük. GSYH’ye oranladığımızda, çiftçilere verilmesi gereken desteğin sadece beşte birinin sağlandığını görüyoruz. Girdi maliyetlerinin resmi artışı kadar ancak destek artışı sağlanabilmiş. Yani, destek miktarı artmış olsa da, çiftçinin ihtiyaçlarına tam olarak cevap verecek bir seviyede değil.

    Özellikle mazot ve gübre destekleri dikkat çekici. Yeni modelde, mazot desteği %25 artışla 20 milyar 77 milyon TL’ye, gübre desteği ise %66,8 artışla 8 milyar 281 milyon TL’ye çıktı. Ancak döviz kuru artışları ve enflasyon düşünüldüğünde, bu desteklerin gerçek ihtiyaçları karşılaması pek mümkün görünmüyor. Kurun %26 artacağı öngörülürken, mazot ve gübredeki fiyat artışları çiftçiyi zorluyor. Destek veriliyor, evet; ama yine de çiftçinin cebinden fazla para çıkıyor.

    İHRACAT ARTIYOR, İTHALAT AZALIYOR

    Biraz da ihracat ve ithalat… 2023 yılında tarım ve gıda ürünlerinde ihracatımız 27,2 milyar dolara ulaşırken, ithalatımız 21,8 milyar dolar oldu. 2024’ün ilk sekiz ayında ise ihracat %10 artarak 18 milyar dolara çıkarken, ithalat %18 azalarak 13 milyar dolara geriledi. Bu, tarımsal dışa bağımlılığımızın azaldığına işaret ediyor.

    YENİ POLİTİKALAR, TAHİNLER VE BİTMEYEN UMUTLAR

    Tarım sektörünü desteklemek için yeni politikalar da devreye girecek. Örneğin, atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması, planlı ve sözleşmeli üretim gibi konular gündemde biliyorsunuz. Bu politikalar olumlu gibi görünüyor, ancak uygulamada ne kadar etkili olacaklarını göreceğiz.

    Su konusu da elbette önemli. 2024 sonunda 7,2 milyon hektar tarım arazisinin sulamaya açılması, 2025’te ise bu rakamın 120 bin hektar daha artırılması planlanıyor. İklim değişikliği ve kuraklık gibi sorunları düşündüğümüzde, suyun verimli kullanılması tarımın geleceği için hayati bir konu.

    2024’te tahıl ve diğer ürünlerde %5,2’lik bir düşüş, sebzelerde %6, meyve ve baharat bitkilerinde ise %3,5’lik bir artış bekleniyor. Bu verilerde yeni değil. Daha önce açıklanan TÜİK verileri… Tahıl üretimindeki düşüş, temel gıda kaynağımız olduğu için biraz endişe verici tabii ki…

    Programda hayvancılık ve su ürünleriyle ilgili yapılanlar uzun uzun anlatılmış ama geleceğe yönelik bir hedef yok. Ilımlı ve mütevazı yani…

    Küresel Gıda Güvenliği Endeksi’nde ülkemiz 113 ülke arasında 49’uncu sırada yer alıyoruz. Bunu da hatırlatmakta fayda var.

    KÜRESEL FİYATLAR VE ENFLASYON

    Tarım ürünlerinin girdi fiyatlarındaki dalgalanmalar, iklim değişikliğinin olumsuz etkileri ve gıda tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklar, hem Türkiye’de gıda sektöründe sorunlara yol açtı ve açıyor. Ülkelerin korumacı politikalarına yönelik söylemleri de bu durumu etkileyen önemli faktörlerden biri. Ancak, tüm bu olumsuzluklara rağmen, sonrasında girdi ve taşıma maliyetlerindeki düşüşle birlikte dünya genelinde tarım ürünleri fiyatlarında bir gerileme görüldü.

    Örneğin, Gıda ve Tarım Teşkilatı’nın (FAO) Gıda Fiyat Endeksi, 2024 yılı Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,1 ve Mart 2022’deki en yüksek seviyeye göre yüzde 24,7 azalmış durumda.

    Ama ülkemizde girdi fiyat endeksi ve gıda enflasyonu hala rekor seviyede…

    Gıda tedarik zincirindeki bozulmalar, iklim değişikliğinin etkileri ve yaşanan afetler, özellikle gübre gibi tarımsal girdilere erişimde bazı aksaklıklara sebep oldu; bu da hem üretim hem de ihracat açısından önemli sorunlar doğurdu. Gıda güvenliği ve erişilebilirliği konusundaki politikalara, bu nedenle daha fazla önem verilmesi gerekiyor. Tarladan sofraya kadar olan her aşamada kayıpların azaltılması, üretim ve ambalajlama süreçlerinde etkili yöntemlerin kullanılması çok değerli.

    Özetle, tablo şu: Tarımda yeni destekler, hedefler, politikalar var ama 2025 yılı çiftçiler için kolay geçmeyecek gibi görünüyor. Tarımı desteklemezsek, ülke olarak gıda güvenliğimizi riske atmış oluruz. Tarımsal üretim güçlü değilse, sofralarımız da yarın tehlikeye girebilir.

    Son Yazılar

    Önerilen Yazılar

    ×
    ×