Tarımın yeni bütçesi açıklandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2025 yılında bütçeden tarıma 703 milyar lira kaynak ayrıldığını söyledi. Tarımsal destek programları için ayrılan bütçe ise 135 milyar lira.
Tarıma ayrılan paya dışardan bakınca gözlerimizi kamaştıran büyük rakamlar görüyoruz, ancak işin iç yüzü biraz daha derin bir analiz gerektiriyor. 703 milyar lira ilk bakışta sektöre büyük bir can suyu gibi görünüyor. Fakat detaylara indiğimizde, aslında bu bütçenin ne denli yeterli olacağı konusunda ciddi soru işaretleri oluşuyor.
DESTEKLER YETERLİ Mİ?
Tarımsal destek programlarına ayrılan bütçe 135 milyar lira. Bu desteğin, tarımsal hasılanın sadece 12’de 1’i olduğuna dikkat çekmek gerekiyor. Tarımsal hasıla, yani sektörün toplam geliri şu anda 1,6 trilyon lira. Desteklerin büyüklüğü bu oranda oldukça mütevazı kalıyor.
Daha da önemlisi, bu desteklerin artış oranı da ne yazık ki enflasyonun altında…Geçen yıl bu durumun zorluklarını çiftçiler fazlasıyla hissetti, şimdi 2025 için belirlenen rakam da aynı gerçeği pekiştiriyor.
Tarım Kanunu’nun 21. maddesi, milli gelirin en az %1’inin çiftçiye destek olarak verilmesini öngörüyor. Ancak yıllardır bu ilkeye uyulmadığı gibi, bu yıl da beklenen gerçekleşmedi. “Destekler artırıldı” diyoruz ama gerçekçi bir değerlendirme yaptığımızda bunun yeterli olmadığını açıkça görebiliyoruz.
YATIRIM ÖDENEKLERİ VE KREDİ SÜBVANSİYONLARI: YİNE BEKLENTİLERİN ALTINDA
Tarım sektörüne yatırım ödenekleri için ayrılan 166 milyar lira ve tarımsal kredi sübvansiyon desteği için ayrılan 160 milyar lira elbette önemli. Ancak burada da bir başka sorun karşımıza çıkıyor: Yükselen girdi maliyetleri. Gübre, mazot, enerji, sulama altyapısı gibi kalemlerdeki yüksek artış, bu ödeneklerin yeterliliğini ve yatırımdan elde edilecek geliri gölgeliyor. Üstelik kredi destekleri de yetersiz kaldığında, çiftçi borç sarmalına girmekten kaçamıyor.
Bütçede tarım sektörü vergi harcamaları için 200 milyar lira, tarımsal KİT’lerin finansmanı, müdahale alımları ve ihracat destekleri için de 45 milyar lira kaynak ayrılması planlanıyor. Ancak bu ödeneklerin çiftçiye nasıl ve ne ölçüde yansıyacağı bu ekonomik koşullarda ve belirsizlik ortamında net değil.
PLANLI ÜRETİM VE HAYVANCILIK DESTEKLERİ: İDDİALI AMA YETERLİ Mİ?
703 milyar liralık tarım bütçesi, elbette ki 2025-2027 yıllarını kapsayan planlı üretim ve hayvancılık destekleri için de kritik bir öneme sahip. Daha önce açıklanan yeni destekleme modelinde, planlı üretime geçen çiftçilere yönelik teşviklerin 3-4 katına çıkacağı belirtilmişti. Ancak uygulamaya geçildiğinde, bu kaynakların ne kadar verimli kullanılacağını hep birlikte göreceğiz.
Bu noktada asıl soru şu: Tarım sektöründe sadece rakamlar artırılarak sorunlar çözülebilir mi? Yoksa yapısal reformların hızla uygulamaya geçmesi mi gerekiyor? Verilen ve verilecek desteklerin yalnızca günü kurtarmaktan öteye geçmesini diliyoruz.
BÜTÇENİN ÖTESİNDE: ÇİFTÇİNİN GERÇEK GÜNDEMİ
Bütçeye ilişkin konuşurken bir şeyi unutmamak lazım: Çiftçi sadece bütçeden gelen desteklerle hayatta kalmaya çalışmıyor. Girdi maliyetleri her geçen gün artarken, desteklerin ödeme takviminin bir yıla kadar uzadığı bir dönemde yaşıyoruz. Bu süre zarfında çiftçinin üretim maliyetlerini nasıl karşılayacağı, ürününü nasıl satacağı, ihracat sorunlarını nasıl aşacağı gibi çok daha temel sorunları var.
Özetle; kâğıt üstündeki büyük rakamlar, sahada yaşanan zorlukların gölgesinde kalıyor.
ÇİFTÇİ EYLEMLERİ KAPIDA MI?
Orta Vadeli Program’da (OVP) 2025 yılı için Tarım ve Orman Bakanlığına ayrılan bütçe 224 milyar lira olarak açıklanmıştı. O zaman da demiştik: Eğer bu bütçede iyileştirme yapılmazsa, çiftçi eylemleri kaçınılmaz hale gelir. Şimdi bütçedeki artış elbette ki önemli bir adım ama sorunların tümünü çözmeye yetmeyecek. Çiftçiler bu yıl zaten ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. Destekler yetersiz olduğu sürece önümüzdeki yıllarda daha fazla çiftçi meydanlara çıkacak gibi görünüyor.
SONUÇ: BÜYÜK BÜTÇE, KÜÇÜK ÇÖZÜMLER
Sonuç olarak, tarıma ayrılan bütçe ilk bakışta etkileyici olabilir. Ancak çiftçilerin yaşadığı reel sorunlar göz önüne alındığında, bu bütçenin uzun vadede sürdürülebilir bir çözüm sunması zor görünüyor. Daha köklü politikalar, daha kapsamlı destekler ve tarım sektörüne yönelik daha ciddi yapısal reformlar yapılmadıkça, bu bütçe sadece kısa vadeli bir pansuman olmaktan öteye geçemeyecek.
Her yıl yeniden yazılan bütçe sayfaları arasında, çiftçinin sorunları değişmeden kalıyor. Belki de tarıma ayrılan kaynaklar nasıl daha etkili kullanılabilir? sorusunun yanıtları çok daha önemli. Çünkü resmi belgelerdeki milyarlar, tarlada ekilen mahsulü ve çiftçinin alın terini karşılamaya yetmiyor.

