Süs bitkileri sektörü, çoğu insanın sandığından çok daha büyük ve önemli bir alanı kapsıyor. Pek çoğumuz için süs bitkileri, yalnızca çiçekçilerde satılan renkli çiçeklerden ibaret gibi görünse de, aslında şehirlerin yeşil dokusunu oluşturan, peyzaj tasarımına yön veren dev bir sektör. Yol kenarlarında gördüğümüz ağaçlardan, parklardaki çalı gruplarına, mevsimlik çiçeklerden doğal çiçek soğanlarına kadar geniş bir ürün gamını içinde barındırıyor. Bunun yanı sıra, ekonomik büyüklüğü ve süs bitkilerinin ihracattaki payı da giderek artıyor.
Peki, süs bitkileri sektörü Türkiye’de nasıl bir konumda? Gelecek için nasıl fırsatlar barındırıyor? Sektörün yaşadığı zorluklar neler?
Süs Bitkileri Üreticileri Alt Birliği (SÜSBİR) Genel Sekreteri ve Peyzaj Mimarı Miray Engin ile konuştuk.

Süs bitkileri denince herkesin aklına çiçekçilerde satılan çiçekler geliyor. Ama sanırım sektör bundan çok daha büyük, öyle değil mi?
Kesinlikle öyle! Çoğu insan süs bitkileri denince sadece gül, karanfil veya papatya gibi kesme çiçekleri düşünüyor ama aslında sektör bundan çok daha geniş bir alanı kapsıyor. Yol kenarlarında, parklarda, bahçelerde, büyük peyzaj projelerinde gördüğünüz tüm ağaçlar, çalı grupları, mevsimlik çiçekler, hatta doğal çiçek soğanları bile bu sektörün içinde. Yani şehirlerimizde gördüğümüz tüm yeşil alanlar aslında süs bitkileri sektörü sayesinde var.
SÜS BİTKİLERİ TARIMIN BİR PARÇASI
Süs bitkileri, buğday ya da sebze gibi tarımın bir parçası olarak değerlendiriliyor mu?
Evet, süs bitkileri de bitkisel üretim kategorisinde yer alıyor ve tamamen tarımın içinde. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı olarak faaliyet gösteriyoruz ve üreticilerimiz de çiftçi statüsünde. Aslında toprak ve üretim bizim de temelimiz. Bütün süreç, diğer tarımsal üretim dallarında olduğu gibi tohumdan başlayarak kontrollü bir şekilde devam ediyor.
SEKTÖRÜN EKONOMİK BÜYÜKLÜĞÜ
Türkiye’de süs bitkileri sektörü ekonomik olarak nasıl bir büyüklüğe sahip?
Şu an Türkiye genelinde 58.000 dekar alanda üretim yapıyoruz ve bu alanda doğrudan 100.000 kişiye istihdam sağlıyoruz. Sektörümüzün yıllık üretim hacmi 30 milyar TL civarında. Ancak yan sektörleri de eklediğimizde toplam ekonomik büyüklüğümüz 100 milyar TL’ye kadar ulaşıyor. Üstelik bu sadece iç pazar için değil, aynı zamanda ihracatla da güçlenen bir ekonomi.

Peki madem öyle dediniz, süs bitkileri sektöründe Türkiye’nin ihracat rakamları nasıl? Hangi ülkelere satış yapıyoruz?
Türkiye, süs bitkileri ihracatında her yıl büyüyen bir konuma sahip. 2018’den itibaren net ihracatçı bir sektör haline geldik ve ihracatımız her yıl artıyor. 2024 itibarıyla toplam 117 milyon dolarlık ihracata ulaştık ve 50 milyon dolarlık ihracat fazlası verdik. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan gibi Türk cumhuriyetlerine ve Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan gibi Orta Doğu ülkelerine ihracat yapıyoruz.
YENİ PAZARLARDA FIRSATLAR
Süs bitkileri sektörü için yeni pazar fırsatları neler?
Kesinlikle var! Özellikle Suudi Arabistan’ın başlattığı ‘Yeşil Orta Doğu’ projesi bizim için büyük bir fırsat. 50 milyar ağaç dikmeyi hedefleyen bir projeden bahsediyoruz. Bunun yanında Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerde de yeşil alanlara yönelik büyük yatırımlar yapılıyor. Biz de bu pazarları daha yakından takip ediyoruz ve ticaret heyetleri düzenleyerek üreticilerimizi buralara açmaya çalışıyoruz.
YEŞİL DÖNÜŞÜMÜN SEKTÖRE ETKİSİ
Yeşil ekonomi ve sürdürülebilirlik kavramları giderek daha fazla konuşuluyor. Bu sürecin süs bitkileri sektörüne nasıl bir etkisi oldu?
Yeşil dönüşüm artık tüm dünyada bir zorunluluk haline geldi. Karbon salınımını azaltmak ve çevresel sürdürülebilirliği sağlamak için yeşil alanlar büyük önem taşıyor. Sanayi bölgelerinde bile karbon emisyonunu azaltmak için peyzaj düzenlemeleri şart koşuluyor. Türkiye’de de bu yönde önemli adımlar atılıyor. Biz de süs bitkileri sektörü olarak, yeşil alanların artırılması ve korunması konusunda kilit bir rol oynuyoruz.

ÜRETİCİLER… VE DESTEKLER….
Süs bitkileri üretimi yapan firmalar en çok hangi konularda zorlanıyor?
Bu işin en büyük zorluklarından biri uzun vadeli bir yatırım gerektirmesi. Bir ağacı dikmek ve pazara hazır hale getirmek bazen 10-15 yıl sürebiliyor. Bunun yanı sıra, üretim maliyetleri oldukça yüksek. Özel yetiştirme ortamları, torf, fide ve bakım maliyetleri nedeniyle sektör ciddi bir finansal yük taşıyor. Ayrıca tarımsal desteklemelerde süs bitkileri sektörü yeterince yer almıyor. Şu an alan bazlı desteklerden faydalanamıyoruz ve bu büyük bir eksiklik. Ürün bazlı bir destekleme modeli şart.
MEYVE VE ZEYTİN AĞAÇLARININ İHRACATI YASAĞI KALKTI
Süs bitkileri sektörü, meyve ve zeytin ağaçlarını ihraç edemediği için büyük bir kayıp yaşadı. Bu konuda bir gelişme var mı?
Evet, bu gerçekten büyük bir sorundu. Özellikle süs bitkisi olarak kullanılan meyve ve zeytin ağaçları ihracata dâhil edilemiyordu. Bu yüzden, proje listelerinde yer alan 10-15 kalem ürünü ihraç edemediğimiz için bazen tüm sipariş listeleri iptal oluyordu. Bunun sektöre yıllık yaklaşık 50 milyon dolarlık bir kayıp yaşattığını düşünüyoruz. Ancak bakanlığımızın desteğiyle bu yasak kalktı. Artık bu ağaçları süs bitkisi olarak ihraç edebiliyoruz, bu da sektörümüz için büyük bir kazanım.
SÜSBİR PORTAL
SÜSBİR’in dijital dönüşüm sürecinde geliştirdiği portal nasıl bir fayda sağlıyor?
2017 yılında kurduğumuz SÜSBİR Portalı, üreticilerle alıcıları bir araya getiren bir platform. Belediye ve peyzaj mimarları gibi alıcılar, burada Türkiye’de nerede hangi bitkinin üretildiğini görebiliyor ve doğrudan üreticilerle iletişime geçebiliyor. Böylece Türkiye’nin dört bir yanındaki üreticiler için daha büyük bir pazar erişimi sağlanıyor. Ayrıca ihracatçılar için de bu portalı açmayı planlıyoruz.
SEKTÖRÜN GELECEĞİ…
Önümüzdeki yıllarda süs bitkileri sektörü nasıl bir yol izleyecek?
Sektörümüz hızla büyümeye devam ediyor. Süs bitkileri artık sadece estetik bir unsur değil, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliğin ve karbon salınımını azaltmanın bir parçası olarak görülüyor. Yeşil alanların artırılması, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir faktör haline geldi. Biz de sektör olarak bunun bilincindeyiz ve gelecekte daha büyük projelerle büyümeye devam edeceğiz.

