Son Yazılar

100 YILLIK DALLARA 100 LİRA MI VERECEKLER?

İtalya, İspanya, Yunanistan, Fransa ve Portekiz, Avrupa Birliği’nden destek alarak üretimi yaygınlaştırmaya çalışıyor. Biz ise mevcut bahçelerimize yeterli bakımı ya çok az yapıyoruz ya hiç yapmıyoruz.

Almanya Arjantin’i, Azerbaycan’ı, Gürcistan’ı destekliyor, ne diye? Sırf Türkiye’nin bu piyasadaki üstünlüğünü kırmak için…

Evet taze fındık tezgaha indi. ‘’Taze, yeşil fındık bulunur’’ tabelalarını özellikle Karadeniz yollarında görmeye başladık. Hasat yakın… Hayırlı olsun…

Üreticinin ilk beklediği konu, tabii ki fiyatlar. Çok zor ama hani ‘İsteyenin bir yüzü’ demişler, 200 liraya kadar beklenti var. Geçen sene Giresun kalite 84, Levant kalite 82,5 liraydı. Eğer Hükûmet, ‘Çaya verdiğimiz artış oranını fındığa da verelim, ayıp olmasın’ derse, 130-140 lira bandında bir fiyat açıklar.

Son 5 yıldır 3 dolara yakın bir fiyat veriliyor fındığa. ‘Bu yılda öyle olsun’ denirse, fiyat 100 lira olur ki, üretici beklentisinin çok altında kalır. Gerçekçi fiyat 5 dolar diyende var.

Ben son 20 yılına şahidim, fındık hasadı başlarken konular hiç değişmez: Rekolte tahminleri havada uçuşur, herkes kendi çıkarına göre bir tahmin açıklar, fiyatlar dalgalanır, kimi maliyetler arttı der, kimi ne maliyeti çoğu üretici sadece hasada giriyor, bahçe sahibinin bahçesinden haberi yok, ne çıkarsa o der.

Rekolte tahminleri konusunda her kafadan bir ses çıkması sorunu çözüldü bir nebze ama özellikle bu yıl mevcut ekonomik koşullardan dolayı kimse fiyat tahmininde bulunamıyor. Ürünün kendine özgü gerek üretim, gerekse pazarlama açısından bir sorununa el atılıyor. Bu kez genel ekonomik durum piyasayı spekülasyona açık hale getiriyor.

Fındık üretim alanlarında, üretim miktarında ve dış ticaretinde dünya lideriyiz. Çok fazla rakama boğmayayım ama şunu bilin, üretim alanı açısından bizden sonra en çok bahçeye sahip olan 4 ülkeyi yan yana koyun, bizim 4’te birimiz etmiyor.

Ama Amerika bir dekar alandan 285 kilo fındık topluyor, Yunanistan 248 kilo, Çin, Ermenistan 200 kilo, Gürcistan 180 kilo hasat yapıyor. Biz 93 kilo… Dünya ortalamasının bile altında…

Avrupalı fındık tedarikçisi firmalar, hani bazılarımız ürünlerini kaşık kaşık yiyoruz ya, işte onlar, Gürcistan’ın bakir ova özelliğine sahip tarım alanlarını 50 yıllığına kiralamak suretiyle verimi yüksek yeni fındık bahçeleri tesis ediyor, Bizim üretimin yoğun olduğu Doğu Karadeniz Bölgesi’nde fındık bahçelerinin önemli bir kısmı 50-100 yıllık. Ekonomik ömür bitmiş yani.

Benim ulaştığım en eskisi 40 yıl önce yazılmış raporlardan günümüze kadar gelen tüm belgelerde kopyala yapıştır bir cümle var: Fındık bahçelerinin yenilenmesi gerekmektedir.

İklim değişikliği de etkiliyor. Bakın hasat tarihleri bile öne çekilecek büyük ihtimal. Ama Tarım ve Orman Bakanlığının kendi raporu iklim değişikliğinin başka bir boyutu konusunda diyor ki; verimde ciddi kayıplara sebep olan bakteriyel yanıklık, külleme, dal kanseri, kök çürüklükleri, fındık kurdu, fındık kozalak akarı, yeşil kokarca, kahverengi kokarca… Bunlar iklim değişikliğinin de etkisiyle birlikte nasıl bir seyir izleyecek ve ne gibi önlemler alınacak, bunlara bakılmalı.

Dünya fındık ithalatının yarısını Almaya, İtalya, Fransa yapıyor. Fındık tüketimine baktığımızda Almanya birinci, İtalya ikinci. İkisi de yüzde 20’şer. Bizim toplam fındık tüketimimiz ise yüzde 9. Neden? Sanayimiz yetersiz çünkü.

Dünyada fındık üreticisi ülke konumunda olmayıp, ihracatçı durumunda olan ülkelerin birçoğu, Türkiye’den ithal ettikleri fındığı işledikten sonra yeniden ihraç eden ülkeler. Bu ülkelerin de önemli bir kısmı AB ülkeleri. Ne yapıyorlar? Fındığı şekerleme ve çikolata endüstrisinde kullanıyorlar. Sanayi dediğimiz bu.

Ez cümle… Türkiye bir yandan verimi artırmaya yönelik çözüm odaklı uygulamaları hayata geçirmeli. Diğer yandan da farklı pazarlama stratejileri geliştirmek durumundayız. Özellikle Çin, Hindistan gibi uzak doğu ülkelerine yönelik Türk Fındığı markası adı altında fuar ve etkinliklerle tanıtımına yönelik icraatlar neden yeterli değil?

Türkiye fındık tarımında büyük ölçüde düşük verimliğe neden olan yapısal sorunların üstesinden gelemezse, 2037’de Türkiye’nin dünya fındık üretimi içinde payı kesinlikle yüzde 50’nin altında kalır ve büyük olasılıkla yüzde 47 civarında olabilir diyor uzmanlar.

Bahçeden bahçeye de büyük verimlilik farkları var. Bu durum değişmezse düşük verimli ve mekanizasyona geçememiş on binlerce fındık bahçesinin brüt hasat geliri, bakım ve hasat maliyetlerini karşılayamaz hale gelir.

Sonuç: Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 10’una tekabül eden Karadeniz Bölgesi’nde ya yüzbinlerce bahçe sahibi seçmenin oluşturacağı siyasal baskıyla devlet uluslararası fiyatın üzerinde bir fiyatla fındık almaya mecbur kalıp daha sonra zararına satar. Ya da bu bahçeler tasfiye olur ve fındık sektörü toprak verimliliği yüksek ve mekanizasyon sayesinde birim maliyetlerini düşük tutmayı başarmış bahçelerle yoluna devam edecektir.

Peki o bahçelerin sahibi sizce kim olur?

Son Yazılar

Önerilen Yazılar